Varlıklar âleminin dengeli ve sabit frekans ayarlarıyla birlikte hareket ettirilmesi devam ederken, şuur sahibi bir canlı olarak insan, yanlış tercih ve uygulamaları sonucu kendi frekans ayarlarını dağıttığı gibi, küresel dengeleri de sarsmıştır.
Tahrip edilen küresel dengenin biyolojik, sosyolojik ve ruhî frekans ayarlarının fıtratın belirlenmiş derecelerine uygun hale getirilmesi, varlığımızın için mutlak şarttır.
Frekansın ayarlanması için Kâinatın Sahibi (cc), çaresiz bırakmayarak akla yollar açmıştır. Günahlarla, zulüm, küfür ve bozgunlarla, ayrıca besin değerini yitirmiş, hücrelerin tanımadığı ultra-işlenmiş gıdaların organizmadan atılamayan toksinlerinin birikimi sonucu en düşük seviyelere inen biyolojik frekans ayarlarını dengelemek için gerekli değişimleri gerçekleştirmemiz gerekecektir. Düşük frekansların yükseltilmesinde inanç ve güzel ahlâk büyük rol oynar. Yaradılış ayarı fıtratın kanun ve frekansıyla tanzim edilen insan, öfke, kin, kıskançlık, intikam, küfür, affetmemek, benlik, gurur, kötümserlik, dedikodu ve inançsızlık gibi yıkıcı negatif duygularla düşürülmesi sonucu organizmayı maddî-manevî bakımdan perişan etmektedir.
Frekans ayarının en verimli seviyelere yükseltilmesinde başrol bize verilmiştir. Manevî kaynakları güçlendirilmiş, dua ve ibadet, pozitif ve iyimser bir görüş, sevgi dolu, affedici, yardımsever, hasta ve açlara şefkatle yardım etmek, mazlumlara kol-kanat germek gibi insanî duyguların geliştirilmesi ve hayata geçirilmesiyle frekans ayarı yükselişe geçer. Açıkça anlaşılıyor ki, İslâm hakikatleri ve Kur’ân ahlâkı hayatın prensipleri olarak yaşandığında vücudun biyolojik ve ruhî frekans ayarı sağlıklı seviyenin zirvesinde olacağı gibi, toplumun sosyolojik frekansı huzur ve mutluluk derecesine ulaşacaktır.
Kâinatın dengesi ile organizmamızın frekans ayarlarında farklılıklar yaşandığında, meydana gelecek sarsıntılar, dünya hayatının huzur ve saadetini de tahrip edecektir. Aslında insanın egoizmine ağır gelen pozitif duyguların geliştirilmesiyle, bu hızlı çöküşlerin önüne geçilebilir. Bu konunun en stratejik hareket noktası, manevî tahribata karşı manevî hizmetler ve dayanışma gayretlerinin olacağı da unutulmamalıdır.
Bozulan enerji frekanslarının düzeltilmesi çok kolay ve basit uygulamalarla sağlanabilir. Mesela öfke dili yerine daha yumuşak ve güler yüzlü bir ifade ile insanlara teşekkür edilmesinin bize kazandıracağı frekansın faydaları yüksek olduğu gibi, etkisi de geniş alana yayılacaktır. Bizi saadetin zirvesine taşıyacak ahlâkî olgunlaşmanın meyveleri dünya hayatında da görülebilecek ve böylece tanzim edilecek olan frekansların hayata ne kadar huzur ve güzellikler katacağı bizzat yaşanacaktır.
Vücudumuzun frekans ayarını tahrip eden etkili maddelerin başında beslenme ihtiyacını karşılamak üzere alınan, fakat hücrelerin ihtiyacını karşılamayan, hücrelerin işleyişini bozan gıda endüstrisinin ürünleri olan katkılı maddelerin tüketilmesi gelmektedir. Bundan başka en etkileyici faktör yoğun şekilde kullanılan elektromanyetik cihazların yaydığı radyasyon kirliliğidir. Bu cihazlardan korunma şartlarına uyularak kullanılması ve sağlıklı katkısız gıdalarla beslenmek, bağışıklık sistemini güçlendirerek frekans ayarının yükseltilmesine destek verecektir. Besin maddeleriyle insanlığa kurulan tuzakların yıkıcı etkileri dramatik şekillerde yaşandığından, bu tuzaktan kurtuluşun çaresi ise, bu konuda bilinçlenmek, bağışıklık sistemini güçlendirerek, pozitif duygu ve davranışlarla frekans ayarını güçlendirmekten geçmektedir. Aksi takdirde, yutulan lokmaların bir olta olduğunu, insanlar çok geç anlayacak ve unutulmamalıdır ki, dünyanın da frekans ayarı, insan organizmasının dengesiyle paralel olarak değişimler yaşayabilmektedir.