"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kolesterol ile barışmak - 1

Feyzullah ERGÜN
28 Ekim 2019, Pazartesi 00:09
İnsan organizmasının fizyolojik faaliyetlerinde, en önemli rolü oynayan kan ve kanın biyokimyasal yapısını meydana getiren maddelerdir.

Kanda bulunan ve akılları hayrette bırakan bu maddelerin ölçü ve nizâmla çalıştırılması, hayat makinasının düzenli işlemesini sağlar. Kanda bulunan hayatî kimyasalların en önemlilerinden birisi olan kolesterol, hücre yapılışında gerekli olan madde ya da vücudun enerji kaynağı olarak görev yapan, kan yağlarından (LİPİDLER) olmazsa, olmazlarındandır. Vücudun, ihtiyaç duyduğu kolesterolün büyük bir kısmını, karaciğer üretmektedir. Metabolizma için gereken kolesterol seviyesi, vücutta fıtratın ölçü ve düzenlemesiyle dengelenmektedir. Sağlıksız ve dengesiz beslenme sonucu ve kalitesiz yağların kullanılmasıyla, kanda kurulmuş olan bu nizam bozulacağından, vücudun sağlık dengesinde, bazı kaymalara sebep olacaktır.

Kolesterol, LDL (kötü) ve HDL (iyi) olarak ikiye ayrılmıştır. Bu sınıflandırmada, kalp ve damar hastalıklarının sorumlusu olarak belirlenen LDL, kötü beslenme ve trans yağların kullanılmasıyla, problemlere sebep olmaktadır. Sağlıklı ve dengeli beslenme ile de, zararlı etkileri ortadan kalkacaktır. Yüksek kolesterolün, damarları tıkayarak, kalp krizine sebep olacağı düşüncesinden hareketle yapılan araştırmada, kolesterolün bulunuşu gerçekleşmiştir. “1913 yılında Nicolay Anitschkow adında bir Rus bilim adamının, tavşanlarda yaptığı bir araştırma ile bu fikir ileri sürülmüştü. Tavşanları katı yağlı, yüksek kolesterollü besinlerle besledikten sonra, kalp krizinden öldüklerini görmüş ve gözlemlerini bilimsel olarak, tıp dünyasına bildirmişti. Bu bilgiler üzerine, tıp dünyasında ‘yüksek kan kolesterolünün, kalp damarlarını tıkayarak, en ölümcül hastalık olan kalp krizine sebep olduğu’ fikri yaygın olarak kabul edildi.” Oysa bu araştırmada son derece yanlış bir uygulama yapılmış ve gerçekler senelerce, bilim insanları tarafından, göz ardı edilip görmezlikten gelinmişti. 1913 yılında Nicolay Anitschkow’un yaptığı araştırmada ‘Tavşanlar’ kullanılmıştı. Ancak, ufak fakat son derece önemli, bir ayrıntı göz ardı edilmişti; tavşanlar yalnız otla beslenen hayvanlardı, yani tam ve tabiî vejetaryenlerdi! Vejetaryen olan hayvanların vücudunda ise, kolesterol reseptörleri yoktu. Yalnız otla beslenen tavşanların karaciğerleri dahil hiçbir dokuları ve organları, kendilerine zorlama ile sunulan, arz edilen yabancı bir maddeyi, yani katı yağları ve kolesterolü ne yapacaklarını, nasıl kullanacaklarını bilemiyorlardı. Zorlayarak katı yağ ve kolesterol ile tavşanları beslemek demek, onları düpedüz zehirlemek demekti… Nitekim bütün tavşanlar, zehirlenerek ölmüştü! Bu acı gerçekler, tıp dünyasından senelerce saklandı.” 1

İnsanların beslenmesinde, her zaman gündemde olan kolesterol korkusu, sağlıklı ve dengeli beslenme kurallarını olumsuz etkilemektedir. Kolesterol ve yağ fobisi ile yağlı yemekler yenirse, yüksek kolesterol sonucu, kalp krizi geçirileceği yanlış bilgileri, toplumda gittikçe yayılmaktadır. Oysa kalp ve damarlara zarar veren, hidrojenle katı hale getirilen margarinler, GDO’lu ürünlerden elde edilen rafine yağlar ve çeşitli kullanım şekilleri ile meydana gelen, trans yağların beslenmelerde kullanılmasıdır. Soğuk sıkma sızma zeytinyağı ve katkı maddeleri ihtiva etmeyen hakikî tereyağı, ölçülü ve bilinçli kullanıldığında, yüksek kolesterol problemi yaşanmayacaktır. Kolesterol ile ilgili “resmî ve bağımsız bilimsel araştırmalarla, yüksek kolesterolün değil, düşük kolesterolün daha fazla sayıda kalp krizi geçiren birçok kişinin, kolesterolünün hiçbir zaman yüksek olmadığı bildirilmiştir. Gerçek bilim, hayvanî yağların ve kolesterolün yaşamamız için gerekli olduğunu, bildirmektedir.” 2

Yüksek kolesterole aldırış etmemek yanlış olduğu gibi, kolesterolden aşırı korkup, heyecanlanmak da, doğru değildir. Normal şartlarda, sağlıklı hücre yapılışında ve hücre sağlığında, önemli rolü olan kolesterolün yerini alacak başka bir madde bulunmamaktadır. Çünkü “hücre zarının yapısında, D vitamini ve hormon üretiminde, kolesterol önemli rol oynar. Kolesterol yüksekliği, erkeklerde daha sık görülür. Şeker hastalığı, şişmanlık, bel çevresinin erkeklerde 102 cm’den fazla olması, kadınlarda 89 cm’den fazla olması, karaciğer hastalığı, böbrek hastalıkları, sigara içilmesi, beslenmede kalitesiz yağların yer alması gibi faktörler, kolesterol yükselmesine sebep olur. Uzun ömürlü insanların, çoğunun ortak özelliği; HDL kolesterolün yüksek olmasıdır.” 3

Kolesterolün normal seviyede olması yararlı ve LDL kolesterolün 130’un üzerinde olması, kalp ve damar sistemine zararlı olabilmektedir. Bu açıdan bakıldığında, “kalp damar hastalıklarının, çok görüldüğü ülkelerde ve ülkemizde, toplumun ortalama kolesterol seviyesi 215 mg’ın üzerindedir. Kalp damar hastalıklarının, bir salgın gibi yayılmasının ve neredeyse her iki kişiden birinin, kalp damar hastalığından ölmesinin sebebi sadece, yüksek kolesterol olmasa da, KÖTÜ BESLENMEDİR. Bu sebeple, 20 yıllık o eski formülüm hâlâ geçerlidir: YEDİKLERİNİZİN YARISI, YAPTIKLARINIZIN İKİ KATI!” 4

Ölçülü ve dengeli bir beslenme ile normal sınırlar içinde korunabilecek kolesterol seviyesi, dengelendiğinde “kolesterol, bütün hayatî hormonlarımızın üretildiği ana ve temel bir hormon olup, kolesterol vücudumuzun ürettiği en tabiî ve en güçlü bir antioksidan ve bakterisit ve virüsit’tir (bakteri ve virüsleri öldürmektedir). Sinir sistemimiz ve beynimizin % 80’i kolesterolden oluşmuştur.” 5 Organizmaya zarar vermeden, ona yüklenen vazifeleri, mükemmel şekilde yerine getirecektir. Kolesterolün dengede kalmasını sağlayan bitkiler ve bazı beslenme kaideleri, gelecek yazımızda takdim edilecektir.

SAĞLICAKLA KALIN

Dipnotlar:

1- Prof. Dr. Ahmet Rasim KÜÇÜKUSTA, Büyük Kolesterol Yalanları, s. 9-10, Hayykitap 2015.

2- Age. s. 11.

3- Prof. Dr. Canfeza SEZGİN, Tam Şifa, s. 570-571, Hayykitap 2016.

4- Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU, Yaşasın Hayat 2, s. 62, abm Yayınları 2014.

5- Dr. Uffe RAVNSKOV, Kolesterol Gerçeği, s. 10, Hayykitap 2012.

Okunma Sayısı: 1869
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı