"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mevlid Kandili

Halil ELİTOK
07 Kasım 2019, Perşembe
Milâdî yıla göre geçen yıllarda Kutlu Doğum Haftası olarak kutlanan Mevlid Kandili, bu yıl, Hicrî yıla göre Mevlid Kandili Haftası olarak kutlanmaya başlanmıştır.

İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve en büyük Peygamber (asm), bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed (asm) 571 yılında Kameri aylardan Rebiü’l-evvel ayının 12. gecesi doğmuştur. Bu mübarek geceye “Mevlid Kandili” denir.

Mevlid Kandili Hz. Peygamberi (asm) anlama ve anlatmaya vesile olmalıdır. 

Bu hususta Bediüzzaman Mesnevî-i Nuriye’de Hz. Peygamber’i (asm) şöyle anlatır: “Mürşid-i imânî, Resûl-i Ekrem (asm) bak, nasıl neşrettiği hakikatin nuruyla, hakkın ziyasıyla, nev-i beşerin gecesini gündüze, kışını bahara çevirerek, âlemde yaptığı inkılâp ile âlemin şeklini değiştirerek nuranî bir şekle sokmuştur. Evet, o zâtın nuranî güzelliğiyle kâinata bakılmazsa, kâinat bir mâtem-i umumî içinde görünecekti. Bütün mevcudat birbirine karşı ecnebî ve düşman durumunda bulunacaktı.” 1

“Sen olmasaydın, Ben Kâinatı halk etmezdim” 2 dediği, insanların sevgilisi, insanların ve cinnilerin Nebisi, 70 bin âlemin Efendisi (asm) olan Sevgili Peygamberimizin (asm) dünyayı şereflendirdiği gece.

Yine Bediüzzaman Mesnevî-i Nuriye adlı eserinde Hz. Peygamber’i (asm) şöyle vasfediyor: “İ’lem eyyühe’l-aziz! Şu gördüğün büyük âleme büyük bir kitap nazarıyla bakılırsa, nur-u Muhammedî (asm) o kitabın kâtibinin kaleminin mürekkebidir. Eğer o âlem-i kebir bir şecere tahayyül edilirse, nur-u Muhammedî hem çekirdeği, hem semeresi olur. Eğer dünya mücessem bir zîhayat farz edilirse, o nur onun ruhu olur. Eğer büyük bir insan tasavvur edilirse, o nur onun aklı olur. Eğer pek güzel şaşaalı bir Cennet bahçesi tahayyül edilirse, nur-u Muhammedî onun andelîbi olurdu. Eğer pek büyük bir saray farz edilirse, nur-u Muhammedî o Sultan-ı Ezelin makarr-ı saltanat ve haşmeti ve tecelliyat-ı cemâliyesiyle âsâr-ı san’atını hâvi olan o yüksek saraya nâzır ve münâdi ve teşrifatçı olur. Bütün insanları dâvet ediyor. O sarayda bulunan bütün antika san’atları, harikaları ve mu’cizeleri târif ediyor. Halkı o saray Sâhibine, Sâniine iman etmek üzere câzibedar, hayretfezâ dâvet ediyor.” 3

Allah’ın Rasulü dünyayı şereflendirmeden önce onun mübarek nuru şereflendiriyor ve o nur Hz. Âdem’den Hz. İbrahim’e oradan Hz. İsmail’e ve dedesi Abdülmuttalib’e, babası Abdullah’a ve oradan da gerçek sahibi olan Peygamberimize (asm) intikal ediyor. 

Bu gece de Peygamber Efendimiz buyuruyorlar ki (asm); “Hz. Allah, ilk önce benim nurumu ve ruhumu yarattı. Âdem (as) su ve toprak arasından iken ben peygamber idim. Benim peygamberliğim ilân edilmişti.”

Hz. Peygamber’in (asm) doğumu esnasında fevkalâde olaylar olmuştur. Bu olaylardan bazılarını önemine binaen nakletmeye çalışacalım.

Abdü’l-Muttalib’in kızı Safiyye (Peygamberimizin halası) şöyle anlatıyor:

Hz. Muhammed (asm) doğduğunda Âmine’nin ebesi idim. Muhammed’in (asm) nuru, lambanın ışığından fazla idi. 

O gece altı alâmet gördüm:

Birincisi: Doğar doğmaz secde etti.

İkincisi: Başını kaldırıp fasih bir lisan ile, “Lâ ilahe illallah innî resûlüllah (Allah’tan başka Allah yoktur. Ben O’nun peygamberiyim)” dedi.

Üçüncüsü: O’nun (asm) nuru ile ortalık apaydınlık oldu.

Dördüncüsü: Doğduktan sonra yıkamak istediğimde, “zahmet etmeyiniz biz onu yıkadık” diye bir ses işittim.

Beşincisi: Sünnet olmuş ve göbeği kesilmişti.

Altıncısı: Kundağa sararken iki küreği arasında, peygamberlik mührünü gördüm ve üzerinde “Lâ ilahe illallah” yazılı idi. 4

Hz. Peygamber’in (asm) ebesi olan Abdurrahman b. Avf’ın annesi Şifa Hatun şöyle nakleder: Resûlullah (asm) doğduğu zaman, benim iki elim üzerine düştü ve bağırarak ses çıkardı. 

Bu arada bir ses duydum, şöyle diyordu: “Allah sana rahmetler eylesin.”

Cenab-ı Hak peygamberlerini gönderirken gerek doğumlarından önce, gerekse doğumlarından sonra onları bir takım mu’cizeler ve peygamberlik âlametleriyle göndermiştir. Hatemü’l-Enbiya olan Peygamberimiz (asm) için de böyle olmuştur. Bir başka ifade ile içinde yaşadıkları coğrafya ve halk hazırlanmıştır.

Hz. Âmine, Peygamberimizi (asm) dünyaya getirir getirmez bir ses: “Şüphesiz sen bu ümmetin seyyidine hamile kaldın, O’nun (asm) ismini Muhammed koy” diyordu. Hz. Âmine, çocuk doğar doğmaz, çok sevdiği ve kurbanlık develerle kurtarıp sonra da kaybettiği oğlu Abdullah’tan dolayı gönlü hüzünlü Abdülmuttalib’e “bir oğlun oldu, gel de gör.” İltifatında bulunarak onu, torununu görmesi için çağırdı. Doğum evine koşarak gelen Abdülmuttalib, torununu kucağına alarak sevdi ve âdeti üzere Kâbe’ye götürüp tavaf ettirecekti. Hz. Âmine, Abdülmuttalib’e, duyduğu sesi, doğum anındaki gördüğü olayları anlatarak isminin Muhammed (asm) konacağını hatırlattı. Abdülmuttalib O’nu (asm) Kâbe’de tavaf ettirdikten sonra ismini Muhammed (asm) koymuştu. Orada bulunanlar merakla Abdülmuttalib’e “Bu çocuğa niçin atalarının adını koymadın da Muhammed (asm) koydun?” diye soruyorlardı.

O da: “Allah’ın ve insanların O’nu (asm) övmesi için” cevabını vermişti. 5                

Hazret-i Âmine huzurlu ve sürurlu idi. Nur topu yavrusu tatlı tebessümleriyle, kocasının vefât acısını bir nebze unutturduğu gibi, istikbale ümit ile bakmasını da sağlayan tek teselli idi. Bahtiyar Âmine, şerefli yavrusunu ancak bir hafta kadar emzirebildi. Bundan sonra Ebû Leheb’in cariyesi Süveybe Hâtun Kâinatın Efendisi’ne (asm) sütanne oldu ve onu günlerce emzirdi. 6

Mevlid Kandili’nde Hz. Peygamberi (asm) hatırlamak, O’na (asm) salâtü selâm okumak ve Kâinatın Efendisini (asm) tefekkür etmek geceyi ihyada yapılması gereken en önemlisidir. Ayrıca bu gecede O’na (asm) olan imanımızı, sevgimizi ve biatımızı tazelemeliyiz. 

Çünkü; Cenab-ı Hak: Kendi rızası için Hz. Peygambere (asm) itaatı, kendine itaat olarak kabul etmektedir. Bu vesileyle bütün Müslümanların kandilini tebrik ederken Kandilin, insanlığın İslâm’ın fecrinde uyanmasını niyaz ediyorum.

Dipnotlar:

1- Mesnevî-i Nuriye, s. 23.

2- Keşfü’l-Hafa, c. 2, s. 164.

3- Mesnevî-i Nuriye, s. 99-100.

4- Câmî; a.g.e. s. 40.

5- Elitok, Halil; Yaşayan Kur’ân Model İnsan Hz. Peygamber, s. 35. 

6- Tabakât, 1/108; Ensâb, 1/42.

Okunma Sayısı: 2948
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • İsmail Cebecili

    7.11.2019 07:57:53

    Sn. Hocam. Risâle-i Nur'da, kullandığınız anlamda Kandil kelimesi yer almamaktadır. İzahını isteriz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı