"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İslâm’ı bilimle sınırlama yanılgısı

Harun SÖZLER
09 Temmuz 2026, Perşembe
“Bilim hata yapmaz”, “bilim asla yanılmaz”, “bilim ne diyorsa doğrudur” anlayışı kulağa güçlü gelse de, aslında bilimin kendisini değil; ona yüklenen modern bir kutsallığı temsil eder. Bugün bilim, çoğu zaman bir yöntem olmaktan çıkarılıp sorgulanamaz bir otoriteye dönüştürülmektedir. Temel yanılgı tam olarak buradadır.

Bilim mutlak hakikat değildir

Bilim; gözlem, deney ve ölçümle kâinatı okumaya çalışan insan aklının yöntemidir. Model kurar, deney yapar, gözlemler ve açıklamalar üretir. Fakat hiçbir modeli değişmez ilan edemez. Çünkü veri arttıkça yorum değişir.

Bilim tarihi bunun açık örnekleriyle doludur. Uzun bir dönem biyolojik anlatımlarda üremenin yalnızca dişi üzerinden gerçekleştiği genel bir kabul gibi sunulmuştur. Fakat denizatı gibi türlerde erkek bireyin üreme sürecinde aktif taşıyıcı rol üstlendiği görülünce, bu genellemenin evrensel olmadığı anlaşılmıştır. Benzer şekilde çiğneme mekanizması üzerine yapılan genellemelerde, tüm canlılarda çiğnemenin alt çene hareketiyle gerçekleştiği kabul edilmiştir. Ta ki timsahlar incelenene kadar…

Newton’un yerçekimi modeli uzun yıllar kesin açıklama gibi kabul edilmiş, fakat daha sonra Einstein bu modelin eksiklerini ve sınırlarını göstermiştir. Belki gelecekte bu modelin de eksik yönleri ortaya çıkacaktır. Benzer şekilde bir dönem kıtaların sabit olduğu düşünülmüş, daha sonra hareket ettikleri anlaşılmıştır. Evrenin durağan olduğu sanılmış, fakat genişlediği görülmüştür.

Buradan çıkan sonuç nettir: Bilim çoğu zaman mutlak hakikati değil, sınırlı gözlemlerin yorumlarını üretir.

Dolayısıyla “bilim hata yapmaz” sözü açık bir yanılgıdır. Hata yapmayan hiçbir insan faaliyeti yoktur. Bilim de buna dahildir.

Bilimi değerli kılan şey yanılmazlığı değil, yanlışını düzeltebilmesidir. Eğer bir bilgi sistemi eleştiriden muaf tutuluyorsa, orada artık ilerleme değil, körü körüne kabul vardır.

Kâinatın yaratıcısı Allah’tır ve evrende işleyen yasalar da O’nun koyduğu sünnetullahtır. Tabiat dediğimiz düzen, kendi kendine oluşmuş bir kaos değil; hikmetle kurulmuş bir nizamdır.

Bilim ise bu düzenin sahibi değil, onu anlamaya çalışan bir araçtır. Yani bilim, Allah’ın koyduğu düzeni üretmez; okumaya çalışır.

Bu yüzden “bilim her şeyin üstündedir” iddiası sınırı aşılmış bir yorumdur. Çünkü bilim, varlığın işleyişini inceler; fakat varlığın anlamını ve gayesini tek başına açıklayamaz. Varlığın işleyişini çözer, mekanizmayı inceler.

Gerçek tablo şudur: Bilim Allah’ın koyduğu düzenin okunma çabasıdır.

İslâm ise o düzenin sahibini bildiren hakikattir. Bilimi putlaştıran, aslında bilgiyi değil; kendi sınırlı yorumlarını kutsamaktadır.

Yaratıcının yaratma düzenini açıklayan bir yöntemi, Yaratıcıyı inkâr için kullanmak; yöntemi hakikatin yerine koyan en dar ve en yüzeysel düşünce biçimidir. 

Okunma Sayısı: 156
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı