"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Siyaset arenasında galibiyet

Hasan GÜNEŞ
20 Ekim 2018, Cumartesi
Metot, vasıta ve mekân hedef kadar önemlidir. Dünyanızı ve ahiretinizi daha iyi hale getirmek için yaptığınız cehd ve gayretinizin şekli bazen başlangıçta mağlûbiyet manasına gelebiliyor. İyi olmadığınız bir sahada mücadeleye mecbur bırakıldıysanız mağlûbiyet kaçınılmazdır.

Meselâ savaşlarda bazı ordular kış savaşında iyidir, bazıları çöl savaşında, bazıları deniz, bazıları havada gibi. Düşmanı üstün olduğunuz sahaya çekebilmek ya da mecbur etmek muvaffakiyete giden en önemli merhaledir. Tam tersi de kaçınılmaz bir mağlûbiyettir. Birinci Cihan Harbi’nde Rus ordusu Osmanlı’yı Sarıkamış’ta kış savaşına mecbur bırakmıştı.

Bediüzzaman Said Nursî İslâmiyet’in kudsiyetini muhafaza etmek için din adına siyasete girmemiş. 1920’li yılların değişen şartları içinde ilâve olarak prensip edindiği şu rivayeti nakleder: “O zamana yetiştiğiniz zaman, siyaset canibiyle onlara galebe edilmez; ancak manevî kılınç hükmünde i’caz-ı Kur’ân’ın nurlarıyla mukabele edilebilir.” (Tarihçe-i Hayat, s. 147-148)

Topla tüfekle yapılan sıcak savaşlar malûm! Bu savaşlar ağırlıklı olarak yerini siyasî, askerî, sosyal, içtimaî ve iktisadî savaşlar şeklindeki soğuk savaşlara bıraktı. Zamanımızın savaşları eski dönemlerdeki sıcak savaşlara göre çok daha yıkıcı. Bu mücadele cephelerde değil, her yerde. “Kurt gövdeye girdi, mukavemet zorlaştı” ifadesi soğuk savaştaki tehlikenin ve zorluğun başka bir ifadesi. Düşman senin evini yangın yerine çevirecek silâhlar ve taktiklerle saldırıyor. Ateşe mi ihtiyacın var, yoksa suya mı? Ya da daha modern bir söndürücüye mi? Savaş hariçte olsa düşmanın silâhıyla silâhlanmak bir çözüm!

Birinci Dünya Savaşı’yla birlikte dünyada dolayısıyla İslâm dünyasında siyasetteki dengeler değişti. Aslında değişim daha önceden başlamıştı. İlâve olarak insanlarda hep var olan benlik, enaniyet, ego, şan şöhret hırsı ahir zamanda zirve yaptı ve uğruna nice mukaddesat feda edildi ve ediliyor. Savaştaki mağlûbiyette siyasetteki değişen dengelerin ve insanda değişen değerlerin payı büyüktür.

Zannedilenin aksine siyasetteki dengesizlik artarak devam ediyor. Risale-i Nur’da ifade edildiği gibi “onlar üflüyor buradakiler oynuyor.” Kurallarını Batının ve ehl-i dünyanın koyduğu dengesiz bir mücadele, acımasız bir oyun! Tıpkı kumar gibi kazananın da nihayetinde kaybettiği bir oyun haline gelmiş. Oyuna girmek peşinen haksızlığı, hukuksuzluğu, zulüm ve yalan gibi nice günahları peşinen kabul etmek manasına geliyor. Zaferler oyunda devamı ve bağımlılığı sağlamak için birer rüşvet! Bağımlılar zora geldiğinde vatan, millet, din gibi değerleri de masaya koymak zorunda kalabiliyor.

Risale-i Nur’da tehlikeye dikkat çekilir: “Bir salih âlim, fikr-i siyasîsine muhalif bir büyük salih âlimi tekfir derecesinde gıybet ettiği ve İslâmiyet aleyhinde bir zındığı, onun fikrine uygun ve taraftar olduğu için hararetle senâ ettiğini gördüm.” (Emirdağ Lâhikası-II)

Bütün değerlerin kaybedildiği muazzam galibiyetler gerçekten zafer midir? Gerçekte Pirus zaferinden farklı değildir. Komutan koca ordudan arta kalan yaralı ve sakat birkaç yüz askerine bakarak “Allah’ım bana böyle zaferler nasip etme” demiştir.

Futbolu ve futbolcuları tenkid için değil, toplum mühendisliğini görmek için hatırlamakta fayda var. Namaz kılan birkaç futbolcunun zirveye çıkartılarak parlatılması futbola bigane ve ilgisiz milyonlarca dindarı fanatik bir pazar haline getiriverdi. Evet, önemli olan yeşil sahaya çekmek! İster galip ister mağlûp yeter ki oyna! Siyaset çok mu farklı? Nasıl bir saha nasıl bir arena? Hangi değerlerin katledildiği bir arena? Sahaya çekmenin en kısa yolu zafer!

Konu sadece Türkiye değil koca İslâm dünyası, nasıl bir sahaya çekildi ve çekiliyor?

Kur’ân ezeli bir hakikatı ilan ederek dâvet ediyor: “Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. Elbette ki ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır.” (En`âm 32) 

Ümidimiz İslâm dünyasının bu hakikatı idrak etmekte ve bu davete icabet etmekte gecikmeyeceğidir.

Okunma Sayısı: 2172
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı