"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Gidişattan memnun musunuz?

Hüseyin GÜLTEKİN
22 Ocak 2024, Pazartesi
Dindar(!) kimliğiyle bilinen bu iktidar döneminde toplumda ateist ve deist sayısının arttığı ifade ediliyor.

Yine bu dönemde artan kumar, alkol, uyuşturucu alışkanlıkları; başta çocuk yaştaki gençlerimiz olmak üzere herkesi tehdit ediyor.

Dindar olduklarını ima eden bu siyasiler döneminde, toplumdaki karşılıklı güvenin, itimadın yerini aldatmalar, yalanlar, güvensizlikler ve itimatsızlıklar almış maalesef.

İlânihaye makam-mevkilerini muhafaza edebilmek için muhaliflerine yönelik istimal ettikleri tahrik ve tahkir edici dillerinden etkilenen ‘toplumun kahir ekseriyetinin de, şiddete meylettikleri de bilinen gerçeklerdir.

Yine bu dönemde aile kurumunda süregelen huzursuzluklar, kavgalar ve boşanmalarla sonuçlanan aile yıkımları var.

Düne kadar dinî değerlere ve dindarlara olan itimat, deyim yerinde ise zirvede iken; bu iktidarın dinî değerler üzerinden siyaset yapmayı alışkanlık haline getirmesinin sonucunda yapılan anketlere göre (Rakamlar, Ip sos araştırma şirketi tarafından yaptırılan anket neticelerine göredir) çıkan tablo şöyle: Diyanete güven: %35.4’a düşmüş vaziyette.

Yine iktidar yetkililerinin hemen her fırsatta kendilerini dindar olarak lanse ederken, diğer yandan da uyguladıkları hak-hukuk tanımaz icraatlar ile milletin kahir ekseriyetini dinden soğutmuş olmalılar ki, yapılan bir araştırmada, vatandaşlara sorulan din konulu sorular çoğunlukla olumsuz cevaplar alıyor.

Evet, düne kadar toplumun kahir ekseriyetinin, başta hacı-hocalara ve namazında-ibadetinde-taatında olan samimi dindarlara olan saygısı, sevgisi, güveni ve itimadı oldukça yüksek oranlarda iken; iktidarın dinî değerleri kullanmasına ilave olarak, toplumda temayüz etmiş, dindar olarak bilinen birçok insanı siyasi arenasına dâhil etmenin sonucu olarak, bu samimi ve dindar insanlara olan itimat ve güven de maalesef zedelenmiş oldu.

Yine dinî cemaatleri kastederek: “Biz varsak siz de varsınız.” tehditleriyle ve sundukları makam-mevkilerle ve maddi imkanlarla çoğu cemaati kendilerine tâbi etmelerinin sonucu olarak, dinî cemaatlerin bu iktidar dönemindeki tablosu maalesef şöyle:

Güvenenlerin oranı, %13,9.

Güvenmeyenlerin oranı, %59,5.

Bir taraftan bazı cemaatlere devletin bazı makam-mevkilerini ve maddi imkanlarını sunmak suretiyle kendilerine taraftar etmelerini sağlarken; kendilerine taraftar olmayan ya da muhalif gördükleri dinî cemaatlere de üvey evlat muamelesi yapmakta ısrar ettiler. Böylece millet nezdindeki güven ve itibarın zedelenmelerine sebep oldular.

Görüldüğü gibi, tam dindar görerek, dine ve dindarlara hizmet ederler zannıyla uzunca bir zamandan bugüne kadar dualarda bulunarak tam destek verdikleri iktidarın uyguladığı tek adam rejimiyle hem maddi hem manevi alanda ülkeyi ne hâle soktuğu ayan beyan ortada.

Bu tehlikeli gidişata rağmen; gözlerini, kulaklarını kapatarak, bu iktidarın, ülkemizi, sürüklediği bu sıkıntılardan, kaostan çıkaracaklarını bekleyenler varsa onlara da söyleyecek bir sözümüz olamaz.

Okunma Sayısı: 1683
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • İsmail Atak Cebecili

    25.1.2024 15:22:04

    Enteresan. Ülkede olumsuzluklar olduğu kabul ediliyor, ama, nasılsa, Ülkeyi yönetenlerin suçu olduğu kabul edilmiyor. Anlaşılan, Ülkeyi Yönetenlerin, Ülkeyi yönetmede etkisinin olduğu da kabul edilmiyor. Ahlak, sosyal yapı, ekonomi, iç ve dış politika, Ülke Yönetimi gibi temel konular, birbirlerini etkiler. Ülkede tarikat ve cemaatlere, topyekün ve planlı saldırı ve engelleme (içlerine sızarak da olabilmektedir) sözkonusu. Taşlar bağlı, köpekler sokaklarda/TV TV dolaşılıyor, yetmiyor çeşitli diğer medya, sanal âlem yolları kullanılmaktadır.

  • İsmail Atak Cebecili

    25.1.2024 07:18:22

    Enteresan. Ülkede olumsuzluklar olduğu kabul ediliyor, ama, nasılsa, Ülkeyi yönetenlerin suçu olduğu kabul edilmiyor. Anlaşılan, Ülkeyi Yönetenlerin, Ülkeyi yönetmede etkisinin olduğu da kabul edilmiyor. Ahlak, sosyal yapı, ekonomi, iç ve dış politika, Ülke Yönetimi gibi temel konular, birbirlerini etkiler. Ülkede tarikat ve cemaatlere, topyekün ve planlı saldırı ve engelleme (içlerine sızarak da olabilmektedir) sözkonusu. Taşlar bağlı, köpekler sokaklarda/TV TV dolaşılıyor, yetmiyor çeşitli diğer medya, sanal âlem yolları kullanılmaktadır.

  • Arda yıldız

    22.1.2024 10:23:57

    Devletin elinde imam hatipler var. Total öğrencinin %5 inden fazla değil imam hatiplerdeki öğrenci sayısı. Bu da yeterli olmuyor. Her okulda okutulan din dersleri bütün öğrencilerin hayatında bir kez de olsa din dersi ile karşılaşmasını sağlıyor. Donanımlı din öğretmenleri bu alanda iş görebilir. Ama gencin din dersinde gördüklerini yaşayacağı bir ortama ve süreklilik sağlayacak bir gruba ihtiyacı var. Burda yine cemaatlerin devreye girmesi gerekiyor.

  • Arda yıldız

    22.1.2024 10:17:31

    Bunun üstesinden nasıl gelinir? Cemaatler canla başla çalışacak. Bir çocuğa daha ulaşmaya çalışacak. Korkmayacak. Yatırımı çocuklara gençlere yapacak. Daha çok yurt, faaliyet, sosyal alan oluşturacak.

  • Arda yıldız

    22.1.2024 10:14:14

    Siz dindarlar olarak bir ülkenin çocuklarının %10 una anca erişebiliyorsanız tabiki kamusal alanda geri kalan %90 ın görünürlüğü dikkat çekecektir. Aslında şu "her taraf tarikat ve cemaat oldu" yaygarası zındıka komitesinin bir algısından başka bir şey değil. Bu şekilde algılarla cemaatlerin büyümesinin önüne geçilmek isteniyor.

  • Arda yıldız

    22.1.2024 10:09:26

    Çocuklar ve gençler apolitik bir tutum sergiliyorlar. Demek oluyor ki siyaset hayatlarında yer bile etmiyor. Peki o zaman bu hastalıklar nasıl yayılıyor? Tedavi yolları nelerdir? 1- Kesinlikle çocuklar islami bir eğitim almalıdır. Ülke nüfusu fazla ve artmaya devam ediyor, cemaatler çocukların %90 ına ulaşamıyor zaten. (tabi cemaatler potansiyellerini zorlasalar çocukların %15 ine ulaşabilir) 2- Çocukların eriştikleri İnternet ortamları denetimsiz. Ebeveynler yeterli donanıma sahip değil. Burda devlet devreye girip gerekirse sıkı bir İnternet sansürü uygulamalıdır. Çocukların eriştikleri oyun ortamları global anlamda bir tehlike içeriyor. (bizim ülkemizde sansür diyince hemen herkes ayağa kalkıyor maalesef. Ama bu çocuklar bizim çocuklarımız ve akideleri böyle çalınıyor)

  • Arda yıldız

    22.1.2024 10:00:56

    İktidarın hatalarından bağımsız olarak şöyle bir durum var: Ataizm, deizm gibi inançsızlıkların veya mealcilik, lgbt gibi sapkınlıkların artmasında doğrudan iktidar ile bir ilişkisi olamaz. Bunlar çok ciddi problemler ve hemen iktidara suçu atıp kolaycılık yapılamaz. Avrupa da bu tür durumlar çok daha yaygın. Oysa Avrupa daha demokratik ve hukuk devletidir. Ya da bu mantıkla krallıklarla yönetilen islam ülkelerinde bu tür şeylerin daha yaygın olması beklenir ama öyle mi? Ya da iktidar değişince bu hastalıklar ortadan kalkacak mı?

  • Osman Yıldırım

    22.1.2024 00:16:20

    Dine hizmeti siyasete havale etmenin bedeli ve faturası çok ağır oldu ve olacaktır. Oysaki dine hizmeti bizzat dindarların kendileri yapacak ve yapmalı, siyasetin görevi de hürriyet ve adalet zemini oluşturmaktır. Ne yazık ki bu iktidar her iki yolu da tıkanmış bunun sonucundada ülke bugünki konuma gelmiştir ve bu durumdan birici derecede dindarlar ,cemaatler ve dini guruplar sorumludur diye düşünmekteyim.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı