"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Onlar, iman hizmetinde destanlar yazdılar

Hüseyin GÜLTEKİN
23 Eylül 2019, Pazartesi
Üstad Bediüzzaman’ın yeryüzünde kendisine ait başını sokacağı bir hanesi olmadığı gibi; Nurlar’ın te’lifi ve neşri için bir mekân arayışına da girmedi.

Barla’daki iki odalı bir köy evini mekân eyledi. Hizmet-i Nuriye’nin hemen hepsini bu daracık mekânda yerine getirdi. Bir avuç fedakâr talebeleriyle beraber Nurlar’ın te’lif, tashih ve neşir hizmetlerini ifa etti.

Müsait zamanlarda da talebeleriyle beraber eserleri sırtlayarak bahçelerde, dere kenarlarında, yaylalarda, dağlarda gece gündüz demeden, bıkmadan eserleri yazdı, yazdırdı ve tashih etti. Bu şekilde, 6000 sayfalık bir Külliyat meydana getirdi. Bazen günlerce, haftalarca “Yıldız Sarayı’na değişmem” dediği o yaylaların ıssız ormanlarını mekân eyledi.

Sürgünlerde, hapishanelerde, zindanlarda olduğu zaman da boş durmadı Bediüzzaman. Hapishanelerin kuytu köşelerinde, zindanların karanlık dondurucu soğuklarında da ara vermeden Nurlar’ın te’lif ve neşriyle meşgul oldu; muhtaç gönüllere Nurlar’ı ulaştırmak için çare arayışlarına girdi.

Bütün hizmetleri yasakların kol gezdiği, akıl ve hayallerin ermediği zalimane baskı, hakaret ve işkencelerin yapıldığı tek partinin diktatöryasının hükümferma olduğu dönemde vücuda getirdi.

Kışırı değil; lübü dikkate alan; hizmetin detayı ve teferruatı ile değil; özü ve çekirdeğiyle meşgul olan Bedüzzaman, öyle hizmet erlerini yetiştirdi ki, her birisi tek başına yüz kişiye mukabil hizmetlerde bulundular. Hayatlarını ulvî dâvâlarına feda etmekten geri durmadılar. “Kâinata değişmem” dediği Zübeyir’leri; “nezrim odur ki canım sana kurban olacak” diyerek şehadet şerbetini içen Hasan Feyzi’leri; Üstadının yerine dar-ı bekaya göçmeyi göze alan Hafız Ali’leri yetiştirdi.

Üstadın vefatından sonraki dönemlerde de saff-ı evvel ağabeyler de binbir zorluklarla, mahrumiyetlerle, imkânsızlıklarla Nur hizmetlerine devam ettiler. Onlar da bir taraftan keyfi yasaklarla, baskılarla, tazyiklerle mücadele ederken, diğer taraftan da muhtaç gönüllere Nurlar’ı ulaştırmak için ara vermeden, kar kış demeden, manilere engellere takılmadan feragatle çalıştılar çabaladılar.

Onların zamanında da şimdiki gibi dayalı döşeli sohbet mekânları yoktu. Çoğu ilçelerde hatta illerde bile hizmet mekânları yoktu. Ancak büyük iller de sınırlı sayıda dersaneler mevcut idi. Bir taraftan maddî imkânsızlıklar, bir taraftan kısıtlı Nur elemanların bulunması sohbet mekânlarının açılmasına imkân vermiyordu.

Bütün bu namüsait şartlara ilâve olarak, keyfi yasaklamalar, baskılar ve mahkemelerin ardı arkası kesilmiyordu o dönemde. Bunu rağmen saff-ı evvel ağabeyler gece gündüz demeden, kar kış demeden, hizmetten hizmete koştular, Nur hizmetlerinde adeta destanlar yazdılar.

Okunma Sayısı: 898
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı