"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Diyanet ve din hizmetleri

Kâzım GÜLEÇYÜZ
01 Aralık 2019, Pazar
Diyanet ilk Din Şûrasını Mehmet Nuri Yılmaz’ın başkan olduğu dönemde, 1993’te düzenlemişti. Beş yıl sonra, 1998’de ikincisini yaptı. Yeni Asya adına ikisine de katıldık.

İlkinde Kutlular Ağabeyin imzasıyla “Ülke bütünlüğü ve din,” bizim imzamızla “Yeni bir tefsir ihtiyacı,” ikincisinde ise “Bediüzzaman Said Nursî’nin görüşleri ışığında Müslüman-Hıristiyan diyaloğu: Ortak kelimede buluşmak” başlıklı tebliğlerimizi takdim ettik.

Bunlar diğer katılımcılarınkileriyle beraber Diyanet’in yayınladığı ikişer ciltlik “Şûra Tebliğ ve Müzakereleri” kitaplarında yer aldı.

Gerek muhteva, gerek katılımcı profili ve çeşitliliği ile gayet zengin olan bu şûraların, ilgili tüzükte öngörüldüğü şekilde beş yılda bir düzenlenmeye devam edilen sonrakilerine davet edilmediğimiz için katılamadık.

Dolayısıyla, bu hafta gerçekleştirilen altıncısına da.

Medya gündeminde yine pek yer bulamadığını gördüğümüz şûranın konusu “Sosyokültürel değişim ve Diyanet hizmetleri.” 

Bu başlık altında ele alınan konulardan bazıları şunlar: 

Cami içi ve dışı irşad hizmetleri; aile, çocuk, genç ve yetişkinlere yönelik din eğitimi.

Diyanet’in bu konularda verdiği görüntü şöyle:

Cami içi hizmetlere maalesef siyaset gölgesi düşürüldü.

Dışındaki alanlara ise  verilen görünür bir hizmet yok.

Peki, Diyanet aile, çocuk, genç ve yetişkinlere din hizmeti için ne yapıyor? Öğrencileri cemaatlere “kaptırmamak” için açılan evler dışında...

Bir diğer başlık, inanç karşıtı akımlar ve alınacak önlemler. Böyle bir konuda bile MGK dilinin kullanılması, işin özünün kavranamadığını göstermeye yeter. O akımları hangi önleminizle “etkisiz hal”e getirebilirsiniz?

Zaafa düşen, sarsılan, hattâ kaybolan imanlar ancak aklı ikna edecek ispat ve kalbi doyuracak izahlarla geri kazanılabilir ve kuvvetlendirilebilir. Ne olduğu belirsiz “önlem”lerle değil.

O ispat ve izahlar da, Diyanet’in bir kısmını basıp gerisini getirmediği Risale-i Nur’da.

Şûra gündeminde yer alan bir diğer kritik başlık din istismarı ve dinî oluşumlar. 

Diyanet’in bu konuya yaklaşımı, kendisine atfedilen ve açıkça reddetmediği, Perinçek’in yayınevi tarafından kitaplaştırılıp gazetesinde dizi olarak yayınlanan raporla ciddî şekilde gölgelendi.

Oysa manevî hizmetler cemaatleri dışlayıp “tehdit” sayarak değil, ancak onlarla kaynaşıp el ele vererek sağlıklı bir şekilde yürütülebilir.

Okunma Sayısı: 3920
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdulkadir Turan

    1.12.2019 16:32:16

    Diyanet teşkilatı;her durumda kendi üzerine düşen görevi yapmakla yükümlüdür.Siyasete asla girmemeli,siyaset alanında herhangi bir misyonu yahut vizyonu olmamalı.Din ve devlet işleri ise asla birbirine karıştırılmamalı.Herkes kendi görevini icra etmeli.Devlet ise;herkese kucak açmalı ve her meseleyi birlik ve beraberlik içerisinde halletmeli.

  • Abdullah

    1.12.2019 11:34:18

    İslam dini hiç bir kurumun ,partinin ,gurubun cemaatin ,tekelinde olamaz ve onlar kendine göre sınır çizmez.Dinin sahibi Allahtır. Sınırları nı Allah ve Resulü belirlemiştir. Her müslüman dinine hizmetle mükelleftir.

  • HÜSEYİN İLHAN

    1.12.2019 08:24:17

    DİYANET evet eleştirilmeyecek hangi yönü varki.Öncelikle 1980'lerde başlayıp devam eden hac ve umre faaliyetleri için yapılan yanlışlar.Bir kere diyanet hizmet olarak manevi irşad için asli görevi olduğudur.Fakat şu an diyanetin ticaret yapması ve dini vazife yapması için maaşlı olan imam ve müezzin efendileri ticaret için kullandığıdır.Hatta asıl problem diyanetin hutbe gibi bir farzı ticaret için kullanmasıdır ki bu bariz şekilde cami cemaatini üzmektedir. Diyanetin şu anki diğer yanlışı ise cami ve görevlileri iktidarın probaganda yeri ve elemanı gibi kullanılmasıdır. Cemaatlere karşı darbeciler gibi yaklaşan diyanet zihniyeti zarardan başka birşey vermiyor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı