"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Cumhuriyet’te cumhurun iradesi

M. Latif SALİHOĞLU
28 Ekim 2019, Pazartesi 00:01
Cumhurun iradesine dayanan ve o irade ile şekil ve mahiyet kazanan bir Cumhuriyet idaresi, İslâmiyet ile bağdaşıp uyum sağladığı hususu, İslâm âlimleri tarafından da ifade ediliyor.

Bizdeki Cumhuriyet ise, özellikle kuruluş safhasında, hem cumhurun iradesine dayandırılmamış, hem de İslâmiyet ile telif edilmeye çalışılmamış, ne yazık ki...

İşte, 1923’te Cumhuriyet’in ilân edilmesi safhasında yaşanan bazı gelişmeler:

* * *

Saltanat'ın kaldırıldığı 1 Kasım 1922 tarihinden itibaren, Ankara merkezli kurulacak olan yeni devletin ismi ve “şekl-i idaresi”nin ne olacağı merak ediliyordu.

Aslında yeni sistemin Cumhuriyet olacağı noktasında bir genel kanaat vardı. Esasen, başka türlüsü de olmazdı zaten. Saltanat ve monarşik düzene dönülemeyeceğine göre, ortada Cumhuriyet'ten başka bir alternatif kalmıyordu. Ne var ki, bunun ilân edilmesi için beklenilen asıl meselenin "mutlak istibdat"a dayalı bir rejimin kurulmasıydı. Nitekim, bu maksada yönelik olarak gerekli hazırlıklar tamamlandı ve nihayet 29 Ekim günü Cumhuriyet'in ilân edileceği noktasına gelindi. Nihaî karar, Meclis yerine önce (28 Ekim) Çankaya Köşk'ünde verildi. Karar, ertesi gün Meclisin gündemine getirildi ve haliyle umumî kabule mazhar oldu.

Meclis'te olsun, ülke genelinde olsun, Cumhuriyet'e itiraz veya bunu reddeden bir muhalefet cephesi yoktu. Yer yer görülen itirazlar ise, Teşkilât-ı Esasî'de apar topar yapılan bazı değişikliklere yönelikti. Teşkilât-ı Esasî, Anayasanın nasıl yapılacağına dair belirlenen usûl, yöntem ve prensipler manzumesidir. O tarihte Meclis'te Sinop milletvekili sıfatıyla görev yapan eski Millî Eğitim Bakanı Dr. Rıza Nur, Karabekir Paşa ve Rauf Bey gibi bazı mühim şahsiyetlerin bu noktada bazı itirazlarının olduğunu, ancak yeni Meclis'te kuvvetin artık tümüyle Mustafa Kemal ve İsmet Paşa’nın eline geçmesiyle, kimsenin birşey yapamadığını anlatıyor. 

(Hayat ve Hatıratım-III: 1235; 1967 Almanya)

* * *

Herşeye rağmen, Cumhuriyetin kuruluşu zamanında bile devletin dini Anayasada "din-i İslâm" şeklinde yer alıyordu... 

Ne var ki, tam bir "istibdad-ı mutlak" sûretinde tatbik edilen Cumhuriyet, bir süre sonra Anayasadaki "İslâm dini" tâbiri de çıkartılarak dinsizlik mânasında bir "laik sistem"e dönüştürülmüş oldu. Üstelik, laikliğin esas mânâsı bile çiğnenerek ucûbe bir rejim tarzı teşkil edildi... Bu kaskatı anlayış, 1950'den sonra kerhen de olsa yumuşama eğilimine girmeye başladı.

* * *

Pekçok kimsenin zihnini meşgul eden şöyle bir soru var: Cumhuriyet'in ilân edildiği 29 Ekim (1923) günü, İstiklâl Harbi’nin en güçlü ve parlak isimleri arasında yer alan Kâzım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Paşa, Refet Paşa ve Dr. Adnan Adıvar gibi önemli şahsiyetler neredeydi? Cumhuriyet'in ilânı safhasıyla ilgili olarak, onların isimleri neden hiç zikredilmiyor?

Bu suâlin kısacık bir cevabı şudur: Millî Mücadelenin kahraman kumandanları arasında liste başı olan bu şahsiyetlerin hiçbiri Cumhuriyet'e karşı değildi. Aksine, onlar Cumhuriyetle birlikte demokrasiyi de savunanların başında geliyordu. Öyle ki, Cumhuriyet devrinin ilk anamuhalefet partisini (TCF) kuran, yine onlar oldu.

Ne var ki, bu şahsiyetlerin tamamı, Cumhuriyet'in ilân edildiği günlerde Ankara'da değildi. Esasında, Cumhuriyet'in ilânı özellikle o şahsiyetlerin Ankara dışında olduğu güne denk getirildiği dahi söylenebilir.

Zira, aynı yıl içinde yapılan genel seçimlerde II. Grup nasıl dışlandıysa, ikinci kademede sıra bu şöhretli kumandanlara gelmişti. Nitekim, kısa süre sonra dışlandılar. Cumhuriyet, bir bakıma belli bir grubun inhisarına alındı; Karabekir ve arkadaşları bu "sevap"tan mahrûm bırakıldı ve bilâhare devlet/hükûmet idaresinden büsbütün uzaklaştırıldılar.

Karabekir Paşa, 29 Ekim (1923) günü, yurt gezisinin Trabzon etabındaydı. Aynı gün, vazife değişikliği yapılarak, kendisinin Birinci Ordu Müfettişliğine tâyin edildiği emrini alıyor. (Günlükler: 882) Yukarıda ismini zikrettiğimiz muhalif grubun diğer şahsiyetleri ise, 29 Ekim günü İstanbul'da bulunmaktaydılar. (TTK Kronolojisi: 399)

Bir yıl sonra ordudan ayrılarak siyasete atılan ve Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasını kuracak olan muhalif şahsiyetlerin 29 Ekim günü Ankara dışında bulunacakları önceden belliydi. Dolayısıyla, Cumhuriyet'i ilân takvimi bu duruma göre işletildi.

Okunma Sayısı: 1091
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Recep Günay

    28.10.2019 10:04:32

    Güzel konular. Tarih tekerrürden ibarettir. iyi irdelemek gerekiyor

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı