"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hz. Mehdi’ye dair suâl–cevap (2)

M. Latif SALİHOĞLU
30 Temmuz 2020, Perşembe
(Dünden devam)

Soru: Mehdi’nin zuhuru yakın olduğuna göre, öncelikle Deccal’ın da çıkmış olması gerekmiyor mu?

Cevap: Hz. Mehdî ve Hz. İsa gibi, Deccal ve Süfyan da, âhirzamanın mühim şahsiyetlerindendir.

Bunların dünyaya geliş ve gidiş tarihlerinde, yahut icraat devrelerinde sene farklılıkları olmasına rağmen, yine de muasırdırlar, çağdaştırlar.

Deccal ve Süfyan, gelip küfür ve dalâleti yayarak mukaddesatı tahrip ederler; Mehdi ve Hz. İsa ise, bunların tahribatını tamir ile beşeriyeti nura, huzura sevk ederler.

Geçmiş devirlerde, nasıl Firavun’un karşısında Hz. Musa (as) var idiyse, nasıl Nemrud’un karşısına Hz. İbrahim çıktıysa, İslâm Deccalı olan Süfyan’a karşı da Hz. Mehdî çıkıp cihad–ı mânevisini yapacak ve bid’akâr rejimini tamire çalışacaktır.

Bunları birbirinden tamamen ayrı ve kopuk şekilde düşünmek, mütalâa etmek, hakikate uygun düşmüyor.

Bilhassa Risâle-i Nur’da rastladığım ve dikkatimi çeken bazı tabirler var. Bu âhirzaman şahsiyetlerinden bahsedilirken, çoğu kez Mehdî için “zuhûr”, Hz. İsâ için “nüzûl”, Deccal için “hurûç”, Süfyan için ise “duhûl” tabirleri kullanılıyor.

Yani, Mehdi zuhûr edip tedrîcen hizmetini inkişâf ettirecek; Hz. İsâ nüzûl ile, vazife tarzını âni, def’i, sür’atlice icra edecek; Deccal, hariçten girmeye ve Süfyan dahilden bozmaya çalışacak gibi mânâlar anlaşılıyor. Tabiî, yine de bağlayıcı bir yorumda bulunmak istemiyoruz.

Öte yandan, Mehdî gibi Deccal hakkında da muhtelif ve hatta birbiriyle ihtilâflı imiş gibi görünen rivâyetler var.

Hz. İmam-ı Ali (ra), bunları bir derece tasnif ile sarâhat kazandırmış. O, “yalnız İslâm Deccalından (yani Süfyan’dan) bahseder”ek, tanınmalarını önemli oranda kolaylaştırmıştır.

Beşinci Şuâ’da bu noktaya değinen Üstad Bediüzzaman, büyük Deccal ile İslâm Deccali olan Süfyan hakkında, birbirinden tefrik edici bazı ayrıntılar verir. Şöyleki:

1) Büyük Deccal, inkâr-ı uluhiyet dâvâsını güder, Hıristiyanlık dinini yıkar, dünyayı istilâya çalışır, her tarafa kundak sokarak halkı ve bilhassa gençleri dinsizliğe, anarşiye sevk eder. Bu cereyana ilimle, fikirle, tahkiki imanla mukabele edildiği gibi, ordu, siyaset ve diplomatlık silâhıyla da mukabele edilebilir. Din-i hak olan İslâma yaklaşan Hıristiyanlık dünyası, büyük Deccal’in kuvvetini kırmaya, tecavüzünü durdurmaya çalışır.

2) İslâm Deccal’i olan Süfyan ise, din-i İslâmı yıkmayı hedef alır; münafıklıkla, aldatmakla, bozmakla, ifsad etmekle iş görür. Bunun tahribatı keyfiyeten daha büyük ve daha uzun ömürlüdür. Ona karşı, doğrudan siyasî ve inzibatî kuvvetlerle karşı konulmaz. Onun kurduğu bid’akâr rejim, imanın nuruyla ve Kur’ân’ın elmas kılıncıyla ıslâh edilmeye çalışılır.

Netice: Mehdi’yi buldum diyen bir kimsenin, öncelikle Süfyanî Deccali göstermesi, tarif etmesi gerekir; lâkin, günümüz Mehdilik piyasasında bu yöntemi tercih eden hemen hiç yok gibi. Bu kolaycılık sebebiyledir ki, Mehdi adaylarının sayısı bir düzineyi aşmış durumda.

(SON)

Okunma Sayısı: 2063
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdulkadir

    30.7.2020 21:11:56

    Yeryüzünde bi Süfyan gerçeği varsa,haliyle karşısında duracak olan Allah dostu,Mehdi-î Âzam da olacaktır.Ama cühela takımı,Mehdi ha geldi ha gelecek diye,insanların kafasını karıştırıyor ve ciddi şekilde günahlara da dûçar oluyor.Hoş günah işlemek,onlar için çok sıradan ya.Hz.Mehdi(ra)'nin gelmesini,Yüce Rabbimizden başka,hiç kimse bilemez.Çünkü gaybı,ancak ve sadece o bilir.Kimse hülyalara dalmasın,bu konu son derece ciddi ve önemli bir konudur.Her önüne gelen,Mehdî yakında yeryüzüne inecek derse ve halk ta inanırsa buna,işimiz çok zor demektir.Süfyanı görmüşse o kişi(ki böyle birşey zaten muhâl)o takdirde,Hz.Mehdî'nin geldiğini yahut geleceğini de iddia edebilir.Aksi yöndeki iddialar,sahibini uçuruma sürükler ve onu aşağıya yani,esfel-î safilîne yuvarlar.Aman ha,bu tür konularda çok ama çok dikkatli olalım.Sakın cahillerin sözüne kanmayalım.Yoksa sonumuz felãket olur,Allah muhafaza...

  • R.Kalyoncu

    30.7.2020 01:41:05

    Cevap bekleyen sorular: 1. Kur'an, Yecüc-Mecüc ve Dabbetülarz'dan bahsettiği halde Mehdi ve Deccal'den neden bahsetmez? 2. Mehdiye dair rivayetlere Buhari ve Müslim neden itibar etmemiştir? 3. Mehdiye dair yaklaşık üç yüz civarında rivayet olduğu ve bunlar arasında tevili kabil olmayan çok büyük çelişkiler bulunduğu görülmektedir. Bu durumu ne ile izah edebiliriz? 4. Esasat-ı imaniyeden olmayan bu gibi meseleleri, çok fazla ön plâna çıkarmak; merhum Izzet Begoviç'in deyimiyle; Mehdi gelip bizi kurtaracak beklentisi, Müslümanların tembelliğinin mazereti midir? 5. Hiçbir konuda ittifak edemeyen farklı mezheplerdeki Muslumanların, Mehdi beklentisinde tam ittifak üzre olmaları ilginç değil mi? 6. Islâm öncesi kültürlerden geldiği açık olan bu gibi mefhumların mecazî, sembolik ve şahs-ı manevi olarak değerlendirilmeyip, müşahhaslaştırılması doğru mudur? Ve daha nice sorular..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı