"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kıbrıs’ı kaybettiğimiz günün adı: 1 Temmuz

M. Latif SALİHOĞLU
01 Temmuz 2024, Pazartesi
Sultan Abdülhamid’i devr-i iktidarında hiç toprak kaybetmedik diyenler, ya tarihi bilmiyorlar, ya da bile bile yalan söylüyorlar. Zira, Osmanlı’nın en büyük toprak kaybı “93 Harbi” denilen 1877-78’deki Osmanlı-Rus Savaşıdır.

Gerek savaş esnasında ve bilhassa savaş sonrasında Kafkaslar’dan, Rumeli ve Balkanlar’dan çok büyük göçler-muhaceretler yaşandı. Başta İstanbul olmak üzere, Trakya ve Anadolu’nun pek çok beldesine göç edip gelen “93 Mühacirleri”nin haddi-hesabı yoktur. Neredeyse muhacirsiz yer yoktur.

Haliyle, katar katar göçüp gelen bu insanların evleri, barkları, toprakları yerinde kaldı. Yani, kaybedilmiş oldu.

Evet, gayet açık bir dille ifade edebiliriz ki, Osmanlı tarihinin en büyük “tersine göç” dalgası, 93 Harbi ve sonrasında vuku buldu. Hatta şunu söylemek dahi mümkün: Bin yıl kadar önce Orta Asya’dan Batı yönüne doğru başlayan Türklerin göç-muhaceret akını, ilk defa 1877-78’deki Osmanlı-Rus Harbi ile birlikte tersine, yani Batı’dan Doğu’ya doğru görülmeye başladı. Ve, bu tersine göç hadisesi tâ 1961 tarihine kadar seksen yıldan fazla bir müddetle ara ara devam etti.

Peki, tersine doğru yaşanan en büyük göç dalgası, dolayısıyla meydana gelen en büyük toprak kaybı kimin devr-i iktidarında oldu? Osmanlı Saltanatı tahtında kim oturuyordu?

Elcevap: Elbette ki, “Kudretli Padişah” Sultan II. Abdülhamid. Esasen bu apaçık tarihi gerçeği inkâr eden kimse de yok. Yok ama, yine de “Sultan Abdülhamid’in iktidarı zamanında hiç toprak kaybı yaşanmadı” yalanını uyduranlar ve bu yalanına tahkiksiz bir şekilde sarılanlar var. Kendi kafalarına göre hayalî-ütopik bir tarih şekillendirmişler; her hadiseyi de o şekle uydurmaya çalışıyorlar. Haliyle, bu da çok sakil düşüyor ve bilenlerin nazarında itici geliyor.

Buraya önemli bir realiteyi ekleyerek konuya öyle devam edelim. O da şudur: Sultan Abdülhamid, henüz genç ve tecrübesiz olduğu için, ilk yıllarındaki kayıplar çok feci bir tablo olarak görünüyor.

*

Yukarıdaki tesbitlerden sonra, şimdi gelelim kronik hale gelen 143 yıllık “Kıbrıs gailesi” meselesine…

1 Temmuz 1878 tarihinde, Kıbrıs'ın toprak mülkiyeti Osmanlılarda kalmak üzere, yönetimi Birleşik Krallık denilen İngiltere’ye devredildi. Yapılan mukavelede, bu devir-teslim işinin “muvakkat” olduğu kaydı da düşüldü. Ne var ki, o kayıt sadece “kağıt üstünde” kalmış oldu.

Tarih kayıtlarına "93 Harbi" diye de geçen Osmanlı–Rus Harbi (1877–78) esnasında, Osmanlı Devleti, tarihinin en büyük mağlûbiyetini yaşadı. "Küçük Kıyâmet" diye de adlandırılan bu çetin savaş sebebiyle, Çarlık Rusyası,  gerek Kafkaslarda ve gerekse Balkanlardaki Osmanlı topraklarını işgal etti.

Balkanları aşan Rus orduları, Trakya'yı da geçerek Edirne'yi işgal etti ve ilerlemeyi sürdürerek tâ Yeşilköy'e kadar geldi. Burada yapılan Ayastefanos Antlaşmasıyla, Rus kuvvetleri durdurulmaya çalışıldı. (3 Mart 1878)

*

13 Temmuz'da imzalanan ve Ayastefanos’un şartlarını kısmen hafifletip Osmanlı lehine çeviren Berlin Antlaşması öncesinde, İngiltere, Osmanlı devleti nezdinde birtakım girişimlerde bulundu ve bazı şartları ileri sürdü.

İşte, ileri sürülen bu şartların en ağır olanı Kıbrıs adasının istenmesiydi.

İngiltere, adanın mülkiyeti Osmanlı'da kalmak üzere, buranın yönetimine talip oldu. Talipliğin ötesinde, Osmanlı hükümetine şu dayatmada bulundu: Kıbrıs'ı vermezseniz, size değil Rusya'ya yardım ederiz. Böylelikle, Batum, Kars ve Ardahan'a ilâveten, Ermenilerin meskûn olduğu yeni bazı vilayetleri de kaybedersiniz.

Osmanlı hükümeti, asırlarca dost elini uzattığı İngiltere'nin bu dayatmasına boyun eğmek ve isteklerini kabul etmek durumunda kaldı. Neticede, Kıbrıs'ın idaresini İngiltere'ye verdi. Ve, Kıbrıs, ne yazık ki bir daha tam manasıyla bizim olmadı, olamadı.

Okunma Sayısı: 1225
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • S.topuz

    2.7.2024 05:29:12

    "İngiltere, adanın mülkiyeti Osmanlı'da kalmak üzere, buranın yönetimine talip oldu. Talipliğin ötesinde, Osmanlı hükümetine şu dayatmada bulundu: Kıbrıs'ı vermezseniz, size değil Rusya'ya yardım ederiz. Böylelikle, Batum, Kars ve Ardahan'a ilâveten, Ermenilerin meskûn olduğu yeni bazı vilayetleri de kaybedersiniz." Demek ki Siyonist isrâilin "Arz-ı Mevûd, yâni Vaad edilmiş Kutsal topraklar" ın adımını gayet sinsice atmanın ince hesaplarını o tarihlerde yapmaya başlamışlar!? Ortadoğudaki kaos ve kargaşalar, kıyım ve KATLİÂMLAR, yakıp yıkmalar, GAZZE ve çevresinde şu an yaşananlar bunu isbat etmiyor mu? Allah c.c Deccalizmin ve Süfyanizmin her türlü Şerlerinden cümle Âlem-i İslâmı ve insanlığı muhafaza etsin. Ve en kısa zamanda kurtarsın inşaallah, Amiiin! 🙌🌹🤲🌹❤☝️🌙😢😭😪😡😤🕊🕊🕊🌍🇪🇺🇹🇷🇵🇸🇵🇸🇵🇸🇵🇸🇵🇸

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı