"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kürtler için sinek ısırması ve yılan sokması

M. Latif SALİHOĞLU
21 Ağustos 2019, Çarşamba
Türkiye, yüz yılı aşkın bir süredir demokrasi ve hürriyet mücadelesi veriyor. Bazen ileri, bazen geri gitmekle beraber, şükür ki, bu meyanda yine de önemli bir mesafe alındı. Ancak, yetmez ve de bununla yetinmemeli. Tam hürriyete ve kâmil mânâda demokrasiye geçilsin istiyoruz.

Kezâ, milletin hür iradesinin dışında ve üzerinde herhangi bir kuvvet merkezinin, yahut topuzunun da olmamasını diliyoruz. 

Yine istiyor ve temenni ediyoruz ki, devlet, bütün kurum ve kuruluşlarıyla milletin emrinde ve hizmetinde bulunsun. 

İşte, bütün bunların sağlandığı bir Türkiye, şüphesiz ki daha huzurlu, daha müreffeh hale gelir; ülke genelinde de barış, huzur ve kardeşlik havası hâkim olur. 

Şunu da asla unutmamalı ki, ayrı kökten gelenler, aynı idealde pekâlâ birleşebilir. Birleşme noktaları ve ortak paydaşlar ise, öncelikle hürriyet, adâlet ve demokrasidir.

* * *

Bugüne kadar Kürtlerin tarihi, sosyal hayatı ve kültürel kimlikleri üzerinde tez bazında çeşitli araştırmalar, çalışmalar yapıldı. Ancak, bu tezlerin çoğu siyasî endişe veya ideolojik düşünce farklılıklarından dolayı birbirleriyle çatışır duruma düşmekten ne yazık ki kurtulamadı. 

Türkçülük yapanlar, daha ziyade ret ve inkârcılık anlayışıyla hareket etti. Kürtçüler ise, kin ve intikam duyguları ile davranarak, bir tür savunma pozisyonuna geçti. 

Hal böyle olunca, üzerinde uzlaşılabilecek akademik seviyede sıhhatli bir Kürt tarihinin ortaya konması, bugüne kadar ne yazık ki mümkün olamadı. 

Birlik ve beraberliği köken, soy ve ırkî bütünlükte aramaya kalkmanın yanlışlığını bugün bütün medenî dünya kabul eder bir hale geldi. Buna rağmen, ırkî kökenin farklılığı halinde, ayrı bir devletin de mutlaka gerekli olduğunu savunanlar çıkmıştır, çıkıyor, çıkabilir... 

Halbuki, ayrı ırktan, farklı kökenden gelen insanların aynı idealler etrafında birleşmesi, o toplumun kültürel gelişmesinde önemli bir kuvvet ve zenginlik kaynağı olduğu hususu, bugünkü medenî dünyada yine umumî kabul görmüş ve tescil edilmiş bir gerçektir. 

Yani, birçok ırkın veya unsurun huzur ve barış içinde yaşayarak, hukuk ve demokrasiyi tekâmül ettirdiği Avustralya veya Amerika Birleşik Devletleri’nin durumu, bu açıdan fevkalâde güzel birer örneklik teşkil ediyor. 

Anadolu'da değişik kültürden gelen toplulukların harmanlanıp kaynaşmasına bu açıdan bakılmasında fayda var. Bilhassa Türklerle, Kürtlerin olabildiğince kaynaştığına ve birbirlerinden ayrılmalarının sosyolojik olarak dahi mümkün olamayacağına dikkat çeken Üstad Bediüzzaman, Münâzarât isimli eserinin bir yerinde şunları kaydediyor: "Emin olunuz, biz Kürtler başkalara benzemiyoruz. Yakînen biliyoruz ki, içtimaî hayatımız, Türklerin hayat ve saadetinden neş'et eder." (Age: 126) 

Türkçülüğü ve her türlü ırkçılığı temelden reddeden Bediüzzaman Said Nursî, Kürtlerin Türklerden ayrılma yolunu ve bölünme kapısını da, gerek fikren, gerekse fiilen tamamiyle kapatmıştır. Onun hayatı, eserleri ve her unsurdan halis talebelerinin teşkil ettiği muazzam tablo, bu gerçeğin en bâriz bir delili, bir ispatıdır. 

Dahası, Türk kardeşlerine dest-i sadâkati uzatarak, başka milletlere de örnek teşkil etmelerini istemiştir. Milliyetçilik fikriyle ayrılmanın ve bölünmenin büyük bir felâket olduğunu ve böyle bir vaziyete düşenlerin "Bir sineğin ısırmaması için, müthiş yılanların ve ejderhaların ağzına düştüklerini" açık bir dille ifade etmektedir. (Mektubat: 311)

Türkiye’deki derin odaklar ve bazı hükûmetler, yılandan, ejderhadan daha beter ısırıklarla Kürtlere zarar verdiği zamanlar olmuş ve olabilmektedir. Ama, şu nokta asla nazardan uzak tutulmamalı ki, tabandaki halkın isteği, arzusu ve temennisi bu istikamette değildir. Ne dün, ne de bugün.

Dolayısıyla, Kürtler, dünyadaki mevcut unsurlar arasında yine en iyi geçinebileceği unsur Türkler ve Türkleşmiş olan bu milletin içindeki din kardeşleridir. Sair ecnebi unsurlar ve bilhassa hükümetler ise, daima kendi menfaatini esas tutarak Kürtleri kendi maksatları istikametinde kullanma hesabıyla meşguldürler. Onlara hiçbir şekilde güvenmemeli ve asla yaslanmamalı. Çare arayışını, yine kendi iç dinamiklerimizle devam ettirmeli.

Okunma Sayısı: 2480
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Özdemiroğlu

    21.8.2019 12:17:13

    C. Allah; Kürt kardeşlerimize (HDP vs.) bu yolun çıkmaz sokak olduğunu maalesef ibretamiz tecrübelerle gösteriyor. Ortak din, ortak vatan,ortak mefkure çıkar yoldur. İnşaallah bedeli ağır olmadan anlarız.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı