"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nur’a düşman Türkçü Atsız

M. Latif SALİHOĞLU
12 Aralık 2019, Perşembe
TARİHİN YORUMU 11/12 ARALIK 1975

Türkçülük fikrinin reislerinden biri olan Nihal Atsız (1905-11 Aralık 1975), ne hikmetse, bu seneki ölüm yıldönümünde hayli farklı ve abartılı şekilde anıldı. Bilhassa TRT programlarında...

Bazı akademisyenlerinde çıkarıldığı o programlarda, Atsız’ın fikriyatı anlatıldı ve ona türlü methiyeler düzüldü... Bunda, siyasî konjonktürün de etkisi (Cumhur İttifak) inkâr edilemez derecede zuhûr etti.

Son yıllarda, sağcı-solcu Türkçüler ve Atatürkçüler, devletin hemen bütün kurumlarına girdiler, hatta çöreklendiler. Dindar görünümlü iktidar ise, onlara adeta “eli mahkûm” durumda görünüyor.

Nihal Atsız, kendi dâvâsına tam inanmış ve bu uğurda çile çekmiş bir Türkçü-Turancı fikrinin öncü kişilerinden biridir. Bu yönüyle de, ciddî takdir görmüştür.

Çok sayıda Türkçü yetiştiren Atsız, daha fazla sayıda Kürtçü ve sair Türk düşmanı kimselerin türemesine de sebep olmuştur.

Atsız, aynı zamanda bir Said Nursî ve Nurcu düşmanıdır. Öyle ki, bu meyanda yalan, düzmece, kurmaca ve iftira yüklü yazılar yazmaktan bile çekinmemiştir.

İşte, gerçek bir Nihal Atsız portresi...

* * *

1905 doğumlu ve Türkçü-Turancı cereyanın öncülerinden biri olan H. Nihal Atsız, 11 Aralık 1975’te İstanbul'da öldü.

Ancak, onun hemen hiç değişmeyen bir ideolojik mesleği vardı: Irkçılık mânâsındaki Türkçülük. Öyle ki, Türkçülerin bir kanadına göre, o "Türk milliyetçiliğinin Ziya Gökalp'ten sonraki en büyük ismi"dir.

Muhtemelen öyledir: Yani, Atsız da Gökalp gibi "büyük isim"dir. Ne var ki, bu dominant büyüklüğün içinde gayr–ı insanî bir küçüklük alâmeti var: İnsanlığın ayıbı olan ve daha ziyade hayvan türleri için geçerli sayılan ırkçılık, yahut kafatascılık.

* * *

Çermikli Ziya Gökalp, mâlûm; "Kürt Ziya" şöhretiyle önce Kürtçülük yaptı, 1908'den sonra ise tam yüz seksen derece dönüş yaparak, bu necip milletin başına "Türkçü Ziya" kesildi. Dolayısıyla, Türkiye'deki ırkçıların ilk teorisyenlerinden biridir “karanlık” Ziya. Bir anlamda, onların reisi, öncüsü ve fikir babasıdır.

Gökalp'ten sonra, ırkçılık sahnesini bir başka şöhret olan Nihal Atsız aldı. O da yazıp söylediği hemen herşeyi Türkçülük esasına getirip dayandırırdı. Hatta, bununla da yetinmeyerek, birtakım âlet-edevatı da kullanmak sûretiyle, insanların kafataslarını ölçüp biçmeye, kaş, göz ve saçlarına bakarak gûyâ kimin Türk olup olmadığını belirlemeye çalıştı.

Araştırmacı-yazar Niyazi Berkes, Unutulan Yıllar (İletişim) isimli eserinde, kafatasçı Atsız hakkında şu tesbit ve nitelemede bulunur: "Büyük iddiaları için gerekli olan antropoloji, tarih, felsefe alanlarında bir şey bilmeden, insanları kaşlarına, gözlerine, saçlarına ve yüzlerinin rengine göre ırklara ayıracak kadar bilgisiz bir zavallı." (Age, s. 174)

Türkten başka herkese düşman kesilen, dolayısıyla herkesi Türk'e düşman etme becerisi(!) gösteren Atsız, ekseriyeti Türklerin arasında bulunan ve "Nurcular" olarak bilinen vatandaşlara karşı da amansız bir düşmanlığın âdeta katalizörü olur.

Nurculuğu ırkçılık emellerine büyük bir engel olarak gören Atsız'ın "Nurculuk denen sayıklama" başlıklı uzunca bir makalesi var. Sonraları defalarca dolaşıma giren bu makale, ilk olarak 1964'te yayınlandı. Tam bir “iftiranâme” hüviyetindeki bu makale, Türkçülerin adeta ilham kaynağıdır.

* * *

Atsız, 1940'ta yazmış olduğu İçimizdeki Şeytanlar isimli kitapçıkta, açıktan açığa "Irkçı, Türkçü ve Turancı olduğunu" bizzat kendisi ifade ediyordu. Çatışmacı ve geçimsiz bir Türkçü olan Atsız, eş, baba ve aile reisi olarak da "şiddetli geçimsiz" bir kişilikti. Şubat 1936'da ikinci eşi Bedriye Hanım ile evlenen Atsız'ın bu evlilikten Yağmur (1939) ve Buğra (1946) isimli iki oğlu dünyaya geldi. Bedriye Hanımdan da, 1959 yılında "şiddetli geçimsizlik" sebebiyle ayrıldı. Bedriye Hanım ise, iki çocuğunu da yanına alarak yurt dışına gitti.

İşte, Müslüman Türk'e yaraşır bir fikir adamı olamadığı gibi, örnek bir aile reisi de olamayan Atsız, ne yazık ki belli bir ırkçı kesimin fikir babası olmuş. Ve, işte bu şahıs, Said Nursî hakkında "Evlilik konusunda Türklere ayrı, Kürtlere ayrı şeyler söylemiş" diye iftira edecek kadar ileri gittiği halde, bazıları hâlâ onu "fikir babası" görüp arkasından gitmeye çalışıyor.

Okunma Sayısı: 4673
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mürsel

    12.12.2019 15:18:54

    Adsız bugün; şamanist/putperest Türkçülerin tartışmasız lideri.Türk dünyasında bile zehirleyici bir etkiye sahip.Bence insi bir şeytan..

  • atilla

    12.12.2019 13:44:28

    Kalemine bereket yüreğine sağlık Salihoğlu. Bediüzzaman Hazretleri Atsız ve Gökalp gibiler için: Irkçılık dört yüz milyon mübarek kardeşleri, dört yüz serseriye ve laubalilere yalnız dünyevi ve pek cüzi menfaati için İslam kardeşliğini terk ettiriyor diyor ve bunları hakiki Türklerden saymıyor. Bunlar aynı zamanda ırkçılık ve kafatasçılık fikirleriyle Kürt gençliğinin de bu illetle zehirlenmesine zemin hazırlamışlardır.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı