"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Seksen yıllık Arap Birliği (!)

M. Latif SALİHOĞLU
22 Mart 2024, Cuma
Bugün itibariyle üye ülke sayısı 22 olan Arap Birliği seksen yaşına girmiş bulunuyor. 22 Mart 1945 tarihî, birliğin resmî kuruluşunu gösteriyor. Kuruluş safhaları ise, daha eskiye dayanıyor.

Kısaca şöyle: Arap ülkeleri arasında ilk ittifak 1936'da Irak ve Suudi Arabistan arasında yapıldı. 1944'te imzalanan İskenderiye Protokolü ile Arap Birliğinin temeli atıldı. Bilahare iş resmiyete döküldü. 

22 ülkenin tesir gücü, manevra imkânı, ne kadar hür ve serbest olduğu gibi hususlar, dünyanın hemen her yerinde tartışılıp sorgulanır bir hale geldi. Öncelikli sebep, Filistin topraklarını seksen senedir işgal edip yerli halka zulmeden İsrail’in saldırgan politikalarına karşı, Arap Birliğinin pasip, suskun ve çekingen kalmasıdır.

*

Arap Birliğinin merkezi, Mısır'ın başkenti Kahire'de bulunuyor. Bu birlik, ilk başta şu 7 üye ülke tarafından kuruldu: Mısır, Suriye, Lübnan, Ürdün, Suudi Arabistan, Irak ve Yemen.

Daha sonraki yıllarda, birliğe katılan diğer üye ülkelerin isimleri şöyle: Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir, Cibuti, Fas, Filistin, Katar, Komor, Kuveyt, Libya, Moritanya, Somali, Sudan, Tunus, Umman.

Arapların kendi aralarında bu çapta ilk kez teşkil etmiş oldukları bu siyasî birliğin yeterince aktif olduğu, inisiyatif kullandığı ve yabancı tesiri altında kalmaksızın Araplara hizmet ettiği söylenemez.

Buna rağmen, yine de varlığı yokluğundan evlâdır denilebilir... 

Evvelâ, bu birliğin ortaya çıkış şartlarına bakmak gerekiyor: Arap Birliği, İkinci Dünya Savaşının sonlarına gelindiği bir dönemde kuruldu. 1945'e gelindiğinde, Avrupa'nın sömürgeci gaddar devletleri, altı yıldır devam eden tarihin bu en kanlı savaşında, büyük kayıplar vermiş, takattan düşmüş, dolayısıyla sömürgeler (müstemleke) üzerindeki kontrol ve hakimiyetini kaybetme noktasına gelmişlerdi.

Nitekim, bu tarihe kadar sömürge durumunda bulunan Afrika ve Ortadoğu’daki Arap (ve diğer İslâm) ülkelerinin çoğu, 1945'ten itibaren bağımsızlıklarına kavuşmaya başladılar.

Ne var ki, bu durumlarına yine de tam bağımsızlık denemezdi. Arap ve sair Müslüman ülkeler, İkinci Dünya Harbinden sonra ecnebilerin tahakküm ve tasallutundan tam kurtulmaya çalışırlarken, ne acıdır ki, bu kez kendi içlerinde çıkan diktatörlerin tahakküm ve istibdatları altına girdiler.

Bu dahilî diktatörler de, maalesef yine ecnebilerin kukla ve oyuncağı olma durumundan kurtulamadıkları için, elde edilen başarı "yarı bağımsızlık"tan öteye gitmedi, gidemedi, gidemiyor…

İşte Arap Birliğini oluşturan genel tablo ortada: Üye ülkelerin hemen tamamı, kralların ve kraliyetten de beter totaliter rejimlerin baskısı altında bulunuyor. Bu da, hem dahilî sıkıntıların devamına, hem de haricî saldırıların celbine sebebiyet veriyor.

Hariçteki ecnebi devletler, otoriter despotları oyuna getirmede ve başında bulundukları ülkelerin kaynaklarından sinsice yararlanma plânını tatbik etmede pek mahirdirler.

*

Hülâsa: Arap Birliği, ne yazık ki, kendi coğrafyalarında yaşanan gelişmeleri çaresizlik içinde seyretmekten öteye fazla birşey yapamıyor. Kardeş Türkiye'nin tavrı ise, maalesef net bir görüntü vermiyor: Halka ve tribünlere yönelik hamasî nutuklar başka türlü oluyor; hariçteki zalimlere (Çin, İsrail) yönelik "zımnî destek" mahiyetindeki tutumlar başka türlü bir seyir takip ediyor.

Okunma Sayısı: 1104
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah Tunç

    22.3.2024 11:33:11

    Demek daha toplumlar, milletler kâmil manada olgunlaşmamışlar.Ne ida reler ve nede idare edilen ler gerçek islami hürriyete kavuşmamışlar.Siyasi ve iştima-i cihette mahir de ğildirler.İşler ehil olmayan ların elinde.Tek adam ida resi ve dolayisiyle istibdat hükmediyor.Serbestiyet ve malikiyet devresindeyiz .Bakalım bu devrin gerek leri devletlere nasıl ve ne sürede hakim olacak. "Beşer esir olmak isteme diği gibi, ecir olmak ta iste mez." Beşer bu haliyle, bu zulümleriyle böyle uzun zaman devam edemez.Ça buk bir kıyamet kopmaz sa, bir uyanış, bir silkiniş olacaktır.Beşer yaradılış hikmetine göre yaşayacak tır inşaallah..Ümitvarız.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı