"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Üstad, ağanın karpuzunu yemedi

M. Latif SALİHOĞLU
05 Şubat 2020, Çarşamba
Yıllar önce bizzat köyüne giderek hatıralarını tesbit ettiğimiz Batmanlı Hacı Ahmet Ataklı’nın anlattıklarını sunmaya devam ediyoruz.

Bir ziyaretimizde, bize Barla Lâhikası’nın sonunda ismi geçen Yusuf Toprak’la birlikte yaşadıkları acip bir vak’ayı anlattı. Şöyle ki:

Kastamonu'ya getirtilen sürgünler arasında Siirt Kurtalan'da zengin bir aileye mensup Yusuf Toprak Efendi (Yusuf Ağa) de vardı. Onun malî durumu başlangıçta iyiydi. Ben ise, orada hamallık yapıyordum. Buna rağmen birgün gelip benden para istedi.

Yusuf Ağa’nın benim parama ihtiyacı olmadığını biliyordum. Sebebini sorduğumda şunları söyledi: "Ben Bediüzzaman Hazretleri’ne iki adet karpuz almak istiyorum. Adana karpuzları, yeni çıkmış. Bizde âdettir, büyük zatlara mevsimin ilk sebze ve meyvelerinden hediye götürürüz. Fakat, sen hamal olduğun ve alın teriyle kazandığın için, senin paran helâldir. Benim parama ise, haram karışmış olabilir. Molla Said, bunu muhakkak anlar ve kabul etmeyebilir.”

Yusuf Ağa’ya cüzdanımı uzattım ve 'Kendin al' dedim. Parayı alan Yusuf Toprak gitti, elinde iki karpuzla çıkageldi. Birlikte doğruca Üstad Bediüzzaman'ın Polis karakolu karşısında kaldığı eve gittik. Yusuf Efendi’nin elindeki karpuzları gören Hz. Bediüzzaman birden hiddetlendi.

Yusuf Efendi’ye hitaben: "Nedir onlar?" diye sordu. Yusuf Ağa: "Affedersiniz hocam. Bizim tarafta âdettir. Âlimlere, şeyhlere mevsimin ilk karpuzlarından hediye götürürüz. Kabul buyurursanız bunları size getirdim” diye, mahcubiyet içinde cevap verdi.

Bediüzzaman, ona şöyle seslendi: Yusuf Efendi! Yusuf Efendi! Ben yetmiş yaşına geldim; şimdiye kadar kimseden hediye kabul etmedim. Bunu duymadın mı? Bilmiyor musun? Sen bu âdetimi nasıl bozarsın?'

Yusuf Efendi ile ikimiz daha da mahcup ve üzgün bir vaziyette kapıda beklerken, Üstad Bediüzzaman, elini kaşlarının arasına götürdü, şöyle derin bir düşünceye daldı.

Bir müddet sonra elini çekti, başını kaldırdı. Biraz da tebessüm ederek bize döndü ve Yusuf Efendi’ye hitaben şunları söyledi: Ben sizi karpuzlarla birlikte geri gönderecektim. Fakat karpuzları kendi paranla almamışsın. Şu muhacir Ahmet’i üzmemek, onun kalbini kırmamak için karpuzları geri çevirmiyorum. Çünkü, bunları onun parasıyla almışsın.

Kurduğumuz plânı bir şekilde anlayan, hisseden Hz. Üstad’ın huzurunda daha fazla  duramadık. Müsaade isteyip ayrıldık.

Aradan epeyce zaman geçtiği halde, Molla Said o karpuzları yemedi. Bağcıklarından bir ip ile onları tavana astırmıştı. Uzun zaman orada durduğunu gördüm, biliyorum.

Karpuz mevsimi geride kalmıştı. Günün birinde, Yusuf Ağa, bir-iki yakınıyla birlikte Üstad Bediüzzaman'ın ziyaretine geldi. Üstad da onları misafireten kabul ederek, Yusuf Efendi’nin daha evvel hediye olarak getirdiği karpuzları tekrar Yusuf Efendi ve beraberindekilerin önüne koyarak ikrâm etti. Bunu da gözlerimle gördüm.

Aradan aylar geçtiği halde karpuzlar dalından yeni koparılmış gibiydi. Böylece Bediüzzaman o hediyelerden yemeyerek, hiç bozmadığı âdetini muhafaza etmişti.

(Devamı var)

***

GÜNÜN TARİHİ: 5 ŞUBAT 1877

Mithat Paşa için sonun başlangıcı

Yetkili makamda iken imza atmış olduğu bazı hizmet ve faaliyetlerin etkisi-yansıması günümüzde de devam eden meşhûr Mithat Paşa, 5 Şubat 1877’de Sadrâzamlık makamından azledildi.

Mithat Paşa’yı vazifeden azleden, Sultan Abdülhamid. Azil gerekçesi ise, Sultan Abdülaziz’e darbe yapılması ve hemen ardından katledilmesinde etkin rolü olması ihtimaliydi.

Bilâhare, darbecilerle birlikte Yıldız Mahkemesi’nde yargılanan Paşa, önce idama mahkûm edildi; ardından müebbed cezası ile Taif Zindanı’na gönderildi. Orada iken, boğularak öldürüldü. (Mayıs 1884)

Sultan Abdülhamid, paşanın öldüğünden emin olmak için, başını kestirtip Yıldız Sarayı’na getirtti. Paşa’nın gövdesi ise, uzun yıllar sonra Taif’ten alınarak İstanbul’a nakledildi. (Haziran 1951)

Okunma Sayısı: 3169
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı