"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Vesvese virüsü

M. Latif SALİHOĞLU
02 Haziran 2020, Salı
Şüphe, vesvese, tereddüt…

Bunların her biri, amansız ve eminsiz birer virüse benzer. Sars, Mers, Koronavirüsü nasıl maddî bir hastalık olarak kişiyi ölüme kadar sürüklüyorsa, bunlar da birer mânevî virüs gibi bulaştığı kişileri helâk olma noktasına kadar sürükleyebiliyor.

Hem maddî, hem mânevî, her iki virüsten de sakınmak ve gerekli tedbirleri almak icap ediyor. Zira, işin hiç şaka götürür tarafı yok. İkisi de hayatımızı sıkıp mahvedebiliyor.

***

Maddî virüslerin semptom etkisi nasıl kişiden kişiye değişiyorsa, vesvese hastalığı da benzer tarzda bir tesir gücüne sahiptir: Kimini nezle eder, kimini zatürre; kimini yatağa düşürür, kimini entübe eder; kimini takattan düşürür, kimini de hayattan koparıp götürür.

Manevî virüs dediğim şüphe ve tereddüt hastalığı sebebiyle, abdest-namaz ve sâir ibadetleri terk edenlerin sayısı az değildir. Keza, aynı hastalığın tesiriyle, ayrılan, dağılan, boşanan ailelerin sayısı da öyle. Bu amansız illet yüzünden, canına kıyan, intihara kadar giden kimseler var.

Bütün bu sıkıntıların öncelikli sebebi, vesvesenin mahiyetini bilememekten kaynaklanıyor. O halde, biz de bu mühim yaraya merhem olacak pek mühim bir tiryak sunarak, mevzuya öyle devam edelim. Şöyle ki:

“Ey maraz-ı vesvese ile mübtelâ! Biliyor musun vesvesen neye benzer? Musîbete benzer; ehemmiyet verdikçe şişer, ehemmiyet vermezsen söner. Ona büyük nazarıyla baksan büyür; küçük görsen, küçülür. Korksan ağırlaşır, hasta eder; havf etmezsen hafif olur, mahfî kalır. Mahiyetini bilmezsen devam eder, yerleşir; mahiyetini bilsen, onu tanısan, gider.” (21. Söz’ün 2. Makamı)

Bu nakilden sonra, şimdi de siyasî ve içtimaî hayata dair şüphe, vesvese, tereddüt bahsine ve hallerine bakalım.

***

Şükürler olsun ki, ilmen, fikren ve itikaden istifade ettiğimiz eserler manzumesi, Kur’ân’ın malı olup kudsî ve sağlam temellere dayanıyor.

İşte, o kudsî eserlere istinad ile sımsıkı bağlı kalarak ve başkaca hiçbir tesir altında kalmaksızın siyasî ve içtimaî gelişmeleri yorumlamaya ve hazmettiğimiz fikriyatı açık ve şeffaf bir şekilde ortaya koymaya gayret ediyoruz.

O halde, neden şüpheye, vesveseye, tereddüde düşelim ki... Bize hiç yaraşmaz ve yakışmaz böyle şeyler.

Evet, kudsî hakikatlere dayanan, sağlam temellere istinad eden ve bilhassa bugüne kadar meydana çıkmış dünyevî bilumum cereyanlara karşı mukavemet edip yol gösteren bir fikriyatın sahiplerine asla yaraşmaz ve yakışmaz şüphe, tereddüt gibi şeyler.

***

Evet, yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, tereddüt denen şey, bir çeşit virüs eseri nezleye benzer.

Bu zamanda, başta kendini ve muhtaç biçareler kısmını kurtarmaya, ümmet-i Muhammedi (asm) selâmet sâhiline çıkarmaya ve bilhassa yeni nesillerin mâneviyatını yakan ateşleri söndürmeye çalışan, bu uğurda çaba göstermeyi mukaddes bir vazife bilen bizler, şayet böylesi bir “tereddüt nezlesi”ne yakalanacak olursak, acaba arayış içindeki cemiyetin, insanların hâli nice olur? Bunu hiç düşündük mü? Düşünüyor muyuz?

Âcizane kanaatimiz şudur ki: Cemiyeti alâkadar eden ehemmiyetli mevzularda biz şayet “nezle” gibi olursak, cemiyet içinde bizlerin fikriyatından yardım ve medet bekleyenler bir nevi “zatürree” olur.

İşte, onun içindir ki, böyle bir duruma düşmeye ve böylesi bir konumda görünmeye hiçbir sûrette hakkımız yoktur.

Cemiyeti ve insanları, doğruluğuna kat’î kanaat getirdiğimiz imanî ve içtimaî hakikatler noktasında aydınlatmaya mecbur ve mükellefiz.

Üstad Bediüzzaman ve onun sâdık şâkirdleri, seksen–yüz senedir hep bunu yapageldi. Biz de onların bu meyanda yaptıklarını başımızda bir şeref tâcı gibi taşıyarak hizmetimize ve neşriyat faaliyetimize devam ediyoruz. Değil mi ki, Hakk’ın hatırı âlidir ve hiçbir hatıra fedâ edilmemek gerektir.

Kendi hizmetlerimizle meşgul olurken, ayrıca kimseyi kırmak gibi bir gayemiz, maksadımız da yoktur ve olamaz. Bundan dolayı da, kimseye küfür-hakaret etmeyiz.

Keza, siyasî gelişmelere tarafgir bir nazarla değil, hak nâmına ve Hakk’ın hatırını âli tutmak hesabına bakmak durumundayız. Bu tavrımız yüzünden, yine de bazılarının hatırı kırılıyorsa, bunda bizim bir suçumuz, günahımız olmasa gerektir.

Okunma Sayısı: 1739
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdulkadir

    2.6.2020 14:44:55

    3) Cemiyeti aydınlatmanın yolu da;en başta bizim bu konulara karşı daha dirençli ve bu konularda daha duyarlı ve kararlı oluşumuzdan geçmektedir.Biz güçlü ve kararlı olacağız ki;bizden yardım talep eden cemiyetlere karşı da,üstümüze düşen vazifeyi rahatlıkla yerine getirebilelim.Vesvese ve tereddüt yahut virüsü yenebilmenin yolu;ihlâs düstûruna âzamî derecede riayet etmek ve îmanımızı Kur'an hakikatleri ve Nur Risâleleriyle tazeleyip kuvvetlendirmek ve cemiyetlere de ancak bu şekilde yardım elini uzatabilmektir.Fikrimizi yahut ideolojimizi beğenmeyen varsa da;başka kapılara gidebilirler.Kimseyi hiçbir konuda zorlamaya hakkımız yoktur ve böyle birşey de,misyonumuza zıt düşmektedir.Biz her konuda hak namına hareket etmekteyiz;beğenmeyen yahut tenkid eden varsa da,müsbet hareket çerçevesinde tartışmaya hazırız.

  • Abdulkadir

    2.6.2020 14:42:54

    2) Vesvese de,virüs gibi viral hale gelebiliyor doğal olarak.Ama madem,bu denli kolay yayılma istidâdı gösterebiliyor vesvese yahut tereddüt veyahut diğer virüs çeşitleri;o hâlde,bu durumdan en başta Allah'a sığınmalı,ona iltica etmeli değil miyiz?Demek istediğim;neden bu kadar havf ediyor,korkuyor veya çekiniyoruz vesvese ve tereddüt denen illetten.Kalbimizi ve ruhumuzu Rabbimize açarsak,vesvesenin zerresi yahut virüsün en küçük damlası bile,bize gelebilir yahut uğrayabilir mi?

  • Abdulkadir

    2.6.2020 14:39:50

    1) Vesvese hakikaten de,çok çetin bir imtihan kavramıdır.Bitakım vesvese çeşidi vardır.Özellikle de;son dönemlerde,birçok insan,vesvese yahut tereddütten yana oldukça sıkıntı çekmektedir.Bu durumu,hemen hergün görmekteyiz.Vesvese ve tereddüt,tamamıyla iman zaafiyetinden kaynaklanmaktadır.Kolay bir şey değil elbette bu durum ama insan şöyle bir düşünmeli değil midir?;vesveseyi yahut tereddüt olgusunu sana gösteren bir Zat-ı Zülcelal'den korkmuyorsun da;neden onun yarattığı ufak tefek şeylerden havf ediyorsun.Bence çelişkili bir durum var ortada.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı