"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Yerli-millî” maskesi

M. Latif SALİHOĞLU
24 Ocak 2024, Çarşamba
Yalan üzerine kurulu olan tarz-ı siyaset, eskiden de vardı. Siyasîler, hem aldanıyor, hem de aldatıyorlardı.

Cumhuriyet dönemi siyasetçileri ise, yalanın ve aldatmanın dozunu alabildiğine yükselttiler. Düpedüz yalan söylemeyi adeta alışkanlık haline getirdiler. Meselâ, tamamen Avrupaî, yabancı menşeli ve ecnebi kökenli olduğu halde, bilhassa 1925’ten itibaren “yerli-millî” yaftası altında şu hayatî icraatları millete yutturmaya çalıştılar: Türk Medenî Kanunu, Türk Ceza Kanunu, yeni Türk harfleri, vesaire… Hatta öyle ki, neredeyse baştan ayağa kadar ecnebi taklidi yapılarak değiştirilen kıyafet için dahi “yerli-millî” etiketini kullanma cihetine gittiler.

Oysa, o devirde yapılan köklü değişimlerin hiçbiri yerli-millî karakterli değildi. Buna rağmen, yüzde yüz yalan yere yapılan propagandalarla “yerlilik-millilik” edebiyatıyla milleti gözünü boyamayı başardılar.

Hiç şüphe kalmadı ki, o istibdat döneminde olduğu gibi şimdilerde de benzer mahiyette göz boyama ameliyesi aynen devam ediyor: Vatan-millet hamasetiyle dillendirilen “yerli-millî politikalar”, yahut “millî beka sorunu” ve benzeri tabirler, ekran ve mikrofonlardan mütemadiyen pompalanmaya çalışılıyor. Seçim takvimi yaklaştıkça, bu argümanları kullanma refleksi adeta tavan yapıyor. 

*

Ortada bir savaş durumu yok iken, siyaset âleminde ve bilhassa seçim kampanyaları döneminde yapılan hamaset yüklü konuşmalar, hakikaten milleti aldatmaktan başka bir işe yaramıyor. 

Çünkü, bu tarz bir üslup, ihtiyaç duyulan hiçbir meseleyi halletmediği, hiçbir sıkıntıyı gidermediği ve kimsenin karnını doyurmadığı gibi, baştan sona istismarcılık kokuyor.

Dahası, politik sermayesini hamasete bina edenler, itici davrandığı gibi, tribünlerin nazarında da daima ayrımcılığa oynuyor. Zira, vatandaşlar arasında sürekli şekilde “ötekileştirme” tohumları ekmiş oluyor. Bu suretle, farklı siyasî tercihe sahip olan akrabalar arasında bile kin ve husumet damarları depreşmeye başlıyor. Birbirlerine karşı hasmane tavırlar içine giriyorlar.

Peki, siyasetin ve siyasetçilerin vazifesi bu mudur? Milletin arasına nifak tohumları ekmek midir? Üç-beş oy için insanları birbirine kırdırmak mıdır?

Maalesef, işin içine yalancılık, istismarcılık, menfaat hırsı girince, bütün bu maraz mikropları bulaşıcı hastalık gibi kitlelere yayılma istidadını göstermeye başlıyor.

Onun için “Her sakallıyı hoca görmemeli, dede zannetmemeli” özlü sözündeki mesaj gibi, her vatan-millet hamaseti yapana güvenmemeli; keza, her yerli-millî narası atana itimad edilmemeli. Bilhassa siyasilerin, bu güzel tabirleri birer maske olarak kullanıp kullanmadıklarını dikkatlice takip etmeli. Zira, bunlar pek çok su-i istimale açık olan hissî değerlerdir.

*

Yakın tarihteki pek çok hadise, komitacı ve entrikacı siyasetçilerin sıklıkla yerli-millî maskesi taktıklarını, aynı şekilde "vatan-millet" edebiyatı ile malı götürmeye çalıştıklarını gösteriyor. 

Meselâ, adeta itikadlarını teşkil eden şu söz, onları daha kolay şekilde tanıtmış oluyor: "Millet için fertler fedâ edilir; devlet için herşey fedâ edilir."

Üstad Bediüzzaman'ın tarifiyle "Pekçok sû-i istimâlata müsait" olan bu zihniyet, aynı zamanda milliyet fikrine dayalı siyasetin "zâlimane bir düstûru"nu da yansıtıyor. (Mektubat: 56)

Evet, maalesef ki, "devlet-millet" edebiyatını maske şeklinde kullanan odakların hayatta yapmayacakları fenalık, işlemeyecekleri cinayet yok. Aynı şekilde, gaddarlıkta, zalimlikte de ölçü-sınır tanımazlar.

Velhasıl, devletin kılcal damarlarına kadar sızan “Bizans entrikacıları”, geçmişte olduğu gibi günümüzde de icrâ-i faaliyetteler. Bunların giydikleri zırh, devletçilik, milliyetçilik, ulusalcılık; yüzlerine taktığı maske ise, yerlilik, millîlik, bekâ sorunu.

Allah, devletimizi de, milletimizi de bilumum maskeli "hamiyetfurûş”ların fitnesinden-fesadından muhafaza etsin.

Okunma Sayısı: 1360
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hüseyin Yılmaz

    24.1.2024 22:47:03

    Her konuda olduğu gibi bu konuda da ehli tahkik olmak gerek ve uyanık olmak şart gözüküyor vesselam.

  • Hüseyin İlhan

    24.1.2024 11:36:28

    Hz.Muhammed SAV.Efendimiz bir hadisi şeriflerinde'İlim ÇİN'de de olsa alınız,dediğinde Çin putperest bir ülke değilmiydi.Demek Allah CC'ün elçisi ilme,faydalı bir bilgi,tekniğe kimden olursa olsun alınız diyorken,bu ülke ve milletin hayrına kanun teklifleri veren muhalefetin tüm teklifleri için'velevki ülkeye faydası olsa dahi,diyerek ret eden başta 28 Şubat zalimi,müslüman kız ve kadınalrımızın kısaca islam düşmanı şovenist MHP nin güdümüne girenelr 28 Şubat zalimlerinin görevini libas değiştirerek yapıyorlar dersem asla yanlış demiş olmuyorum.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı