"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Mutlak itaat edilecek: Et!”

M. Said ZEKİ
08 Şubat 2021, Pazartesi
Yüce Yaratıcı bile, cüz’î iradesini kullanma, kendisine inanma konusunda insanı serbest bırakırken, birilerine ne oluyor ki; insandan mutlak itaat istiyor.

Allah (cc) bütün insanlığa hitap eden kitabında, kendi varlığını ve birliğini sorgulamaya açıyor. Düşünmeye, araştırmaya teşvik ediyor; ikna ve ispat ediyor. Eğer kâinatta iki ilâh olsa, fesat ve karmaşa çıkacağını bildiriyor.

İSTER İNAN, İSTER İNANMA!

‘Bana mutlaka inanacaksınız’ demiyor; akıl başta olmak üzere, insanı harika cihazlarla donatıyor, elçiler ve kitaplar gönderiyor. Eğriyi doğruyu, cezayı mükâfatı açıklıyor ve “Kur’ân Rabbinizden hak ve gerçek olarak inmiştir, artık dileyen inansın, dileyen inkâr etsin.” (Kehf Sûresi-29) diyerek, insanı serbest bırakıyor. Mecbur tutsa, imtihan olmayacak.

Tek başına bir ümmet olan Hz. İbrahim’in (as) “Ya Rabbi, sen ölüleri nasıl diriltirsin?” diye sorduğunu ve ikna edici bir cevap aldığını, yine Kur’ân’dan öğreniyoruz.

“BEN NE DERSEM O OLUR” OLMAZ!

Hz. Peygamber (asm) Bedir Savaşı’nda karargâhın yerini bir sahabenin teklifi üzerine değiştiriyor. Hendek Savaşı’nda yapılan teklifi kabul ediyor, Uhud’da istişare sonucu çıkan kararı -farklı düşüncede olmasına rağmen- uyguluyor. Ziraatla ilgili bir konuda “Siz daha iyi bilirsiniz.” diyor, diyebiliyor.

Bir peygamber varisi olan Hz. Bediüzzaman “Benim sözümü bile mihenge vurmadan almayın, ben söyledim diye hemen kabul etmeyin.” diyebiliyor; ama bazıları kendini mutlak vekil yerine koyup, mutlak itaat istiyor. ‘Sorgulama, sadece itaat et!’ Gariptir ki, bazı insanlar da bunu kabul ediyor!

Allah hür davranmaya müsaade ediyor, Kur’ân müsaade ediyor, peygamber müsaade ediyor; fakat filan kişiler müsaade etmiyor! Tam bir siyah ve kör nokta...

KİBİR DEĞİL, TEVAZU

1910 yılında doğudaki aşiretlere meşrûtiyeti ve hürriyeti anlatırken Bediüzzaman’a şöyle bir sual sorulur: “Bir büyük adama ve bir veliye ve bir şeyhe ve bir büyük âlime karşı nasıl hür olacağız? Onlar, meziyetleri için bize tahakküm etmek haklarıdır. Biz onların ve faziletlerinin esiriyiz.”

Bediüzzaman’ın cevabı çok ilginçtir: “Velâyetin, şeyhliğin, büyüklüğün şe’ni tevazu ve mahviyettir, tekebbür ve tahakküm değildir. Demek, tekebbür eden sabiyy-i müteşeyyihtir. (Şeyhlik taslayan çocuktur.) Siz de büyük tanımayınız.”

TAHAKKÜMDE MENHUS BİR LEZZET VAR!

Hal böyle iken; niçin öğretmen öğrencisinden, baba çocuğundan, erkek eşinden, şeyh müridinden, siyasetçi seçmeninden mutlak manada itaat istiyor? Burada bir terslik yok mu? İnsan ne zaman ‘kendi’ olacak; hür bir şekilde iradesini nasıl kullanacak?

Din, aslında insanı bütün yaratıkların esaretinden kurtarıp, Rahman olan Allah’ın kıymetli, izzetli, nazlı, aziz bir misafiri olmaya dâvet ediyor. Şeriat âleme kula kulluk etmeyi kaldırıp, istibdadı mahvetmek için vazediliyor. “İnsanlar hür oldular, ama yine de Abdullahtırlar.” ifadesi aslında bu cümlenin izahıdır. İmanda, zorlanma olmadan gönüllü bir kabulleniş vardır.

HADDİNİ BİLMEK, HUKUKUNA SAHİP ÇIKMAK

İnsana karşı hür olmak, Allah’a karşı ubudiyet sıfatımızı kaldırmaz. Hür olmak, bir insanın diğer insana karşı hür olması olarak anlaşılmalıdır. Hürriyetin şartları, sınırları ayrı bir konudur.

Ne mutlu o insana ki; hakkını, hukukunu, hürriyetini, hududunu, sınırını bilir ve haddinden tecavüz etmez ve aklını, vicdanını, hürriyetini kimsenin eline/cebine ipotek olarak vermez.

Okunma Sayısı: 1737
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Necati

    8.2.2021 22:28:27

    Tebrikler, muhterem yazar çok önemli bir konuyu gayet güzel izah ve isbat etmişsiniz. Bediüzzaman hazretlerinin, hürriyet ile ilgili çok detaylı izahlar yapması boşuna değildir. Bu konuyu detaylandırarak yazmaya devam ederseniz büyük hizmetlere vesile olursunuz. Kendini büyük zanneden küçüktür hakikatı çok önemli.

  • Okur

    8.2.2021 09:10:51

    Allah hür davranmaya müsaade ediyor, Kur’ân müsaade ediyor, peygamber müsaade ediyor; fakat filan kişiler müsaade etmiyor! Tam bir siyah ve kör nokta... Tam bir aydınlanma dilek ve duası ile tebrikler..

  • Oğuz Yiğiter

    8.2.2021 01:28:38

    Bir mânâda günlük siyasi bir makale gibi görünse de, iman, itikad, boyutu ile çok ciddi bir halis tevhid hassasiyetine temas eden önemli bir makale. Tebrikler, dualar...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı