"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Vicdanları susturmayın!

M. Said ZEKİ
26 Ekim 2020, Pazartesi
Vicdan, dışarıdan bir müdahale olmadığı sürece hiç susmaz ve susturulmaz bir pusuladır. Sürekli hakkı, hukuku, adaleti gösteren erken uyarı sistemidir. Fakat müdahale edilip kapatılırsa, atıl bırakılırsa, hak ve hakikatler ile beslenmezse tefessüh eder. Vicdanlar toplu halde susturuldukça; cemiyetin basiret gözü körleşir, bir ‘akıl tutulması’ yaşar.

Dostunu düşmanını ayıramaz, hadiseleri net olarak değerlendiremez ve ‘can damarını kesen’ cellâdını dost zanneder hâle gelebilir. Hâlbuki mü’min ferasetlidir, basiretlidir, dostunu düşmanını bilir. ‘Bir delikten iki kere elini yılana ısırtmaz’.

İNSAN FITRATEN MÜKERREMDİR

İnsanı ‘en güzel ve şerefli bir şekilde’ yaratan Yüce Rabbi; onun önüne iyiye, güzele, doğruya ve mükemmele giden hedefler koymuş, ayrıca ona mükâfat vaat ederek teşvik etmiştir. ‘Esfel-i safiline’ düş- me ihtimaline binaen onu; yolculuğu boyunca kılavuzluk edecek akıl, fikir, feraset, basiret, vicdan gibi şaşmaz manevî pusulalarla donatmıştır. Şefkat ve merhametinden dolayı, bununla da yetinmemiş; ona ‘rol model’ olacak Peygamberler ve her derdine deva, her problemine çare formülleri gösteren kitaplar göndermiştir.

İNSANIN MANEVΠPUSULA VE REHBERLERİ

İnsanlar ‘içlerindeki’ manevî pusulalara göre hareket edip, gönderilen rehberlere ve kitaplara uygun davrandığı zaman dilimlerinde; cemiyet her yönden yük- selmiş, ‘insaniyete lâyık’ medeniyetler inşa etmiştir. Fa- kat rehber ve pusulalardan saptığı zaman bütün insanî değerleri yitirmiştir. 

Nefis ve şeytanın ‘üfürmelerini’ dinleyince, cehalet ve zulüm bataklığına düşüp, o şerefli insan bir canavara dönüşmüştür.

…VE İSPİRTİZMA VE MANYETİZMA VE ‘MEDYA’TİZMA!

Hakikat ile yalanın, doğru ile eğrinin, hak ile batılın arasında önceleri uçurumlar varken; gittikçe aradaki mesafe kapanmış ve ‘yalan ile iman’ aynı çarşıda sergilenmeye başlamıştır. 

‘Yalan, yalana revaç vermiş’, propaganda ve siyaset bütün insanî ve İslâmî değerleri kendi ikbal ve menfaatine basamak ve vasıta yapmıştır. İspirtizma ve manyetizma formülleri geliştirilip, ‘medya’tizma ile yalanlar gerçek, gerçekler yalan diye dayatılmaya, zihinler uyuşturulmaya, fikirler devam ediyor. 

YÜZYILLAR GEÇSE DE ‘DESİSE-İ ŞEYTANİYE’LER DEĞİŞMİYOR!

Yüzyıllar geçse de ‘desise-i şeytaniye’ler değişmiyor, gelişiyor. İnsanlar gelecek endişesi, tamahkârlık, ırkçılık, nemelâzımcılık, şöhret hırsı ve korku gibi ‘desise-i şeytaniye’lere kapılıp, iyiye, doğruya, güzele, adalete sahip çıkmaya korkar olmuştur. Bu da yetmezmiş gibi ‘can damarını kesen’ cellâdına aşık olup, onu göklere çıkaracak derecede bir kudsiyet vermiştir. Böyle olunca boşluk kabul etmeyen kâinatın zulüm ve haksızlıklarla dolması kaçı- nılmazdır. Bu durum Kâinat Sahibi’nin (cc) kahrını celbeder, musîbetlerin gelmesine, şiddetlenerek devam etmesine, ‘Cehennemin bi- le kendini parçalayacak hale gelmesine’ insanlar kendi hatalarıyla kadere fetva verirler. 

ZULME RIZA ZULÜMDÜR!

“Binler teessüflerle deriz ki, benlikten, hodfüruşluktan, gururdan ve gaddar siyasetten gelen dâhildeki tarafgirane fikriyle, kendi tarafına şeytan yardım etse rahmet okutacak, muhalifine melek yardım etse lânet edecek gibi hâdisatlar görünüyor.”

SEN HAKKI TUTMAYA DEVAM ET!

Buna karşılık Hz. Peygamber (asm) ‘az da olsa kıyamete kadar bir grubun hakkı tutmaya devam edeceğini’ haber veriyor. Ne mutlu onlara...

NEFİS MUHASEBESİ

Şimdi kırmadan, kızmadan, kimseyi suçlamadan, serin ve soğukkanlılıkla ken- di durumumuzu gözden geçirelim. ‘Hakkı tutanlara’ dâhil olup olmadığımızı sorgulayalım. İman hakikatlerini bir kez daha ‘kendi nefsimize’ okuyup ıslah ve istifadeye gayret edelim. Hayata tatbik için ‘nezihâne, nazikâne ve kavl-i leyyinle’ müzakere edelim.

TATLI DİL, GÜLER YÜZ...

Cemiyetin iman selâmeti uğruna her türlü zorluğa katlanıp, hizmetimize de- vam edelim. Çünkü aklı söndürecek, vicdanı çürütecek, kalp ve basireti kör edecek, ruhu öldürecek dehşetli hadiseler cereyan ediyor! Dikkatli ve uyanık olalım. Za- man ahirzamandır. Kayıp da, kazançta büyüktür.

EY RABBİMİZ!

Kullarına çok şefkatli ve merhametli olan Rabbimizden bütün ‘esma-i hüsnasını ve Habib-i Ekremini ve Kur’ân-ı Azimüşşânı’ şefaatçi ederek ahirzaman mü’minleri olarak niyaz ediyoruz. 

Ey Rabbimiz! 

Bizleri bütün desise-i şeytaniyelerden, her türlü belâ ve musîbetlerden, zulme ve küfre rıza gösterip taraf olmaktan, cellâdına âşık olmaktan, cehalet, zaruret ve ihtilâf düşmanlarından muhafaza buyur. 

Aklımızı, kalbimizi, ruhumuzu, vicdanımızı ve bütün lâtifelerimizi yerli yerinde kullanmayı nasip et. 

Ve bizleri ‘sırat-ı müstakim’e hidayet eyle.

Amin!

Okunma Sayısı: 1542
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Oğuz Yiğiter

    26.10.2020 05:20:52

    Allah razı olsun. Ehl-i imanın içinde bulunduğu tabloyu resimleyen güzel bir makale. Kimseyi suçlamadan, lâf dokundurmadan enfüsî bir durum değerlendirmesi. Çözüm için doğru adres ; kendinden başlayarak, insanları nefis muhasebesine sevk edici, muhabbete,uhuvvete zarar vermeden, muhatabları yanlışını savunur pozisyona itmeden, kavl-i leyyin metodlu bir makale. Tebrikler, dualar...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı