"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Görenlerde azamet hissi uyandırıyor

Mehmet Asıf Işık
28 Temmuz 2022, Perşembe
İşte Kâ’be; Arş’ın yeryüzündeki izdüşümündedir. Her mü’minin kıblesi ve Allah’a ibadet için yöneldiği mukaddes mabed. Gören kişide azamet hissi uyandırıyor. Allah’ın birliğinin, yalnız ve tek olduğunun sembolü. Dil tarif etmekten âciz kalıyor.

Ümmetin büyük kongresi: HAC - 2
DİZİ: Mehmet Asıf IŞIK - mehmetasif@gmail.com

Medine’de oteller Mescid-i Nebi’nin etrafında halka şeklinde inşa edilmiş. Namaz vakitleri yaklaştıkça ırmakların ummana dökülüşü misali, insanlar her yönden, her kapıya doğru coşkun seller gibi Nebi’nin mescidine doğru akıyor.

Hidayet nuruyla aydınlatan kandil olan Peygamber Efendimizle münevver beldedir Medine; Ensar’ın şehridir. Allah Resulüne inanan ve topluluklar halinde biat eden bu bahtiyarlar; Mekke müşriklerinin Müslümanlara zulümleri, işkenceleri ve baskıları dayanılmaz hale gelince Resul’e ve muhacir sahabelere kucak açarlar. Canları dışındaki her şeylerini Mekke’de bırakıp gelen muhacirlerle evlerini, bağlarını, eşyalarını paylaşan “yardımcılar” anlamındaki “Ensar”. Bu kardeşliğin tarihte eşi ve emsali görülmemiştir. Medine, küfrün ve şirkin Mekke’deki alev dalgalarından serinlik ve sükûnet veren sığınaktır. Bediüzzaman Hazretleri, zamanın son faslında Kur’ân-ı Hakim’in hakikatlerine hizmet edecek olan talebelerine Muhacir’le Ensar’ın Allah’ın övgüsüne mazhar olmuş o iman kardeşliğini önerip hizmet tarzını bu kardeşlik esasına göre şekillendirmiş.

Ve gözümüz Ravza’da. “Tertemiz bahçe” anlamındaki “Ravza-i Mutahhara”da. Bu tabir, Hz. Peygamber’in saadetli “hânesiyle minberi arasının cennet bahçelerinden bir bahçe olduğunu” bildiren hadisine dayanır. Ravza’nın güneyi Zat-ı Risâlet Efendimiz’in mihrabının kıble tarafındaki demir korkulukla ve kitap raflarıyla sınırlanmış olan doğudan batıya 22 m., kuzeyden güneye ise 15 m. olmak üzere yaklaşık 330 m2’lik bir alanı kaplar. Rivayet olunur ki, “Burada namaz kılan cennette namaz kılmış gibidir.” Hac ziyaretinin ilk günlerinde olmamıza rağmen çok kalabalık.

Yeryüzünün her yerinden insanlar akıyor buraya. Hacıların bir kısmı bayram öncesi, bir kısmı bayram sonrası olarak Peygamber Efendimize ziyarete geliyor. 

Medine günlerimizde her namaz vakti Peygamber mescidine geliyoruz. Resulullah Efendimizin bütün insanlığa hitap ettiği minber makamındaki bu mekânda onun Risalet-i Ahmediye ve Sünnet-i Seniyye Risalelerini okumamak olur mu? Tam yeridir. O nebevî iklimi Nebi’nin huzurunda yaşamalı. Namaz aralarında mescidin yakın çevresinden başlayarak ziyaret yerlerini geziyoruz. Mescidin biraz ötesinden itibaren oldukça geniş bir alanın etrafı, yeşile boyanmış demir korkuluklarla çevrelenmiş. Burası devr-i saadetteki yerleşim alanının sınırları imiş. Mescidin yakınında ise Peygamber Efendimizi gölgeleyen bulutun izdüşümünde inşa edilmiş Bulut Mescidi’ni, birbirlerine uzak olmayan mesafede Esmâü’l-Hüsnâ ve Kur’ân Müzelerini geziyoruz. Ecdadın Kur’ân hattının ihtişamlı örnekleri ile göğüslerimiz kabarıyor. Müzenin rehberi, Türklerin erişilmez hat sanatı ile Kur’ân’a büyük hizmetler yaptığının altını çiziyor. 

Ardından pek çok sahabenin medfun olduğu Cennetü’l-Bâki. 50-55 derecelere varan öğlen sıcağında bir yerlere çıkmaya tâkatimiz yok. Gezilerimiz öğleden önce ve ikindi sonrası vakitlerinde oluyor. Uhud, ciğer yakan Uhud ve Ayneyn (Okçular) Tepesi. Peygamber emrine uymayışın kıyamete kadar akıldan hiç çıkmayacak, galip iken hezimete uğranılan, Hamza (ra) gibi yiğitlerin devrildikleri, Peygamber Efendimizin mübarek yüzüne atılan bir taşla miğferinin parçalanmasıyla mübarek yüzünün yaralanıp dişinin kırıldığı meydan savaşının yaşandığı yer. Hendek Gazvesi öncesinde kazılan hendeklerin bir kısmı belli belirsiz görünüyor. İslâm’ın ilk mescidi Kuba ve Mescid-i Kıbleteyn (İki Kıbleli Mescid). Belki de Peygamber dualarıyla bereketlenmiş hurma bahçeleri. Bu bahçelerin mahsulleri olan hurmalardan alıp kargoyla evlerimize gönderiyoruz.

BAKIMSIZ OSMANLI ESERİ

Garip ve bakımsız kalmış bir Osmanlı eseri görüyoruz; Hicaz Demiryolu’nun son durağı olan Medine İstasyonu. Maalesef ki Suud Hükümeti Osmanlı eserlerine değer verip ilgi göstermiyor. Bu tutum maalesef ecdad yadigârı bütün eserler için geçerlidir. İngiliz casusu Lawrance’in Cidde’de kaldığı evin müze gibi itinayla muhafaza edildiğini duyduğumuzda ise hüzün boğazımızda düğümleniyor. 

Münevver şehir Medine günlerimizi bitirip nihayet Mekke’ye gitme zamanımız geliyor. Efendimizin huzuruna son defa çıkıyoruz. Mahzunuz, daha ayrılmadan hasret ateşinin kıvılcımları yüreğimize düşmüş olarak müsaade istiyoruz.

MEKKE’YE GELİŞ

“Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, elbette Mekke’de, âlemlere rahmet ve hidâyet kaynağı olarak kurulan Kâ’be’dir.” (Al-i İmrân, 96)

Medine’den ayrıldıktan sonra Zü’l-Huleyfe denilen mikat yerinde ihrama giriyoruz. Mekke-Medine arasındaki 5-6 saatlik otobüs yolculuğundan sonra ihramlı olarak artık Mekke’deyiz. Kurban Bayramı’na yaklaşık bir ay var. Kâ’be’ye, Cenab-ı Allah’ın “Beytullah” (Allah’ın evi) dediği kutsal mekâna, Ebrehelerden ve fil ordusundan muhafaza ettiği “Beledu’l-Emin”e, ‘emin belde’ye giriyoruz. 

İnsan henüz yaratılmadan önce ilk olarak meleklere inşa ettirilen, kimbilir ne kadar zaman sonra yıkılan, ardından yeri Hz. Adem (as)’a ilhâmen bildirilip yeniden inşa edilen ve yine zamanla aşınıp hasara uğrayarak tekrar yıkıldıktan sonra bu defa Hz. İbrahim’e (as), kıyamete kadar yıkılmayacak şekilde onarılıp bugünkü haliyle inşa ettirilen Kâ’be’ye geleceğiz. İlk yapacağımız, ‘varış-geliş’ anlamındaki “kudüm” (ziyaret) tavafı için can atıyoruz…

“Hani biz İbrahim’e, Kâ’be’nin yerini, ‘Bana hiçbir şeyi ortak koşma. Evimi; tavaf edenler, namaz kılanlar, rükû ve secde edenler için temizle.’ diye belirlemiştik.” (Hac, 26)

Yeryüzünün en heybetli yapısı

Her ins-ü cin ellerini açıp dualarıyla sesini Arş’a duyurmak ister. İşte Kâ’be; Arş’ın yeryüzündeki izdüşümündedir. Her mü’minin kıblesi ve Allah’a ibadet için yöneldiği mukaddes mabed. Gerçi yaklaşık 13 m. yükseklikte, kenarları ise 11-12 m. genişlikte fakat yeryüzünün izahı mümkün olmayan en heybetli yapısı. Gören kişide azamet hissi uyandırıyor. Allah’ın birliğinin, yalnız ve tek olduğunun sembolü. Manevî bir cazibe merkezi adeta. Allah’a iman etmiş bütün gönülleri kendine doğru celb ve cezb eden müstesna bir makam. Dil tarif etmekten âciz kalıyor.

(Devam edecek)

Okunma Sayısı: 2136
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı