"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Medine’de sıcak bir karşılama

Mehmet Asıf Işık
27 Temmuz 2022, Çarşamba
Uçağımız Medine Havaalanı’na iniyor. Havaalanında giriş işlemlerimiz yapılırken memura “Merhaba” dedim, “Peygamberin bahtiyar komşularına ne mutlu!” sözleriyle selâmladım.

Ümmetin büyük kongresi: HAC - 1
DİZİ: Mehmet Asıf IŞIK - mehmetasif@gmail.com

On yıl kadar önce hac ibadetini eda etmek için müracaat etmiştik. Her sene kura sonuçlarını ümitle ve heyecanla bekliyorduk. Bu sene, olmadı bir sonraki sene derken beklemeye devam ediyorduk. 

Muhterem büyüğüm ve gazetenin yazarlarından Muhsin Bozkurt beyefendi yıllar önce, Ahmet Cevdet Paşa’nın Kısâs-ı Enbiyâ ve Tevârih-i Hulefâ (Peygamberler ve Halifeler Tarihi) isimli kitabını sadeleştirip hediye etmişti. Kitabın hacminden çekinip kütüphaneme koyduğum bu muhteşem eseri bir türlü elime almaya fırsat bulamamıştım. Senelerdir rafta duran o geniş hacimli (1230 sayfa) zengin bilgi hazinesini “Bismillah” diyerek okumaya başladım. 

Kitap Adem (as)’ın yaratılışından evvelinden başlayıp Fatih Sultan Mehmed ile hitam buluyor. Peygamber Efendimizin (asm) ve hemen ardından cihâr-ı yâr-i güzin hulefâ-i râşidin dönemini teenniyle ve hazmederek okumak istiyordum. İslâm ümmeti içinde ilk çıkan fitne, Hazret-i Osman (ra)’ın şehit edilmesi ve ardından Hazret-i Ali (ra) dönemini pek merak ediyordum. 

Cevdet Paşa’nın gözüyle, İslâm tarihi

İmam Ali’nin hilâfet yıllarını, ictihadlarını, döneminde yaşanan ihtilâfları bertaraf etme çabalarını, merak ediyordum. Bugün için alınması gereken pek çok dersle dolu o tarihî tecrübede rey/ictihad sahibi sahabenin, tabiînin ve selef ulemânın tavırları. Emevîlerden Abbâsilere, Fâtımilerden Eyyubîlere, Selçukîlere, Moğol istilasından Osmanlı devletine kadar uzanan tarihî seyir içinde yükselişleri ve çöküşleri, Ahmet Cevdet Paşa’nın gözüyle, İslâm tarihini okumak oldukça cezbediciydi. 

Bazı kısımlarını tekrar tekrar okuduğum kitabı nihayet bitirdim. Aradan çok zaman geçmeden hac kuramız çıktı ve zevcemle birlikte hac yolculuğuna hazırlığımız başladı. Aslında Peygamber Efendimizin (asm) hayat-ı saadetini okuyarak ruhen hazırlanmaya başlamışız. Ne tatlı bir tevafuk olmuş! “İnsanlar arasında haccı ilân et ki, gerek yaya olarak, gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler. / Gelsinler ki, kendilerine ait birtakım menfaatlere şâhit olsunlar ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine belli günlerde (onları kurban ederken) Allah’ın adını ansınlar. …” (Hac/27-28)

İLK HACI KAFİLESİ İLE YOLA ÇIKIYORUZ

Hazret-i İbrahim’in (as) binler sene evvelinden ettiği davete icâbet vaktimiz gelmiş. Türkiye’nin ilk hacı kafilelerinden biri olarak yola çıkıyoruz. Kırk günlük bir ibadet iklimine gireceğiz. Rehberimiz haclarla ve umrelerle beraber 98’inci görevini yapacak olan emekli müftü Mustafa Okullu hocaefendi. Rehberimiz ve kafiledeki arkadaşlarımızın çoğu Şanlıurfa’dan, bir kısmı Kastamonu’dan, diğerleri ise Kocaeli/Gölcük’ten. 

Önce Peygamber’in (asm) şehri Medine’de bir hafta kalıp, ardından Mekke’ye gidecektik. Yola çıkmadan önce Zât-ı Risâlet Efendimize (sav) aşıklarının naat-ı şeriflerinden seçmeler yaparak derlediklerimi yanıma aldım. Uçakta Fuzulî’nin Su Kasidesi’ni, Urfalı Nâbî’nin “Sakın terk-i edepten” diye başlayan o muhteşem şiirini, Yaman Dede’nin “Gönül hun oldu şevkinden boyandım ya Resulullah” sözleriyle başlayan “Dâhilek Ya Resulullah” şiirini, Kemal Edip Kürkçüoğlu’nun “Ey zât-ı ezelden beri Sultanım Efendim” ile başlayıp “Allah’ı gören gözlerin aşkına / Bak bende-i muhtacına Sultanım Efendim” şahbeytiyle devam eden o hirkatli ve fakat mükemmel naat-ı şerifini okuyor, ara ara bu yanık yürekli Peygamber sevdalılarının hangi his ve ruh halleriyle bu manaları kaleme aldıklarını tefekkür edip anlamaya çalışıyoruz. 

Medine’de sıcak bir karşılama

Uçağımız Medine Havaalanı’na iniyor. Havaalanında giriş işlemlerimiz yapılırken memura “Merhaba” dedim, “Peygamberin bahtiyar komşularına ne mutlu!” sözleriyle selâmladım. Tatlı ve sıcak bir tebessüm belirdi memurun yüzünde. Otobüslere binip şehre doğru geliyoruz. Upuzun ve düz bir yolda uzaklardan Hazret-i Peygamberin mübârek naaşını saklayan mescidin yeşil kubbesi “kubbetü’l-hadra” göründü. Merhum Şair Nâbi’nin “Sakın terk-i edepten, kûy-i Mahbub-u Hudâdır bu / Nazargâh-ı ilâhîdir, makam-ı Mustafa’dır bu” beyti hatırıma geldi. Kalplerimiz hızlıca atıyor ve diller hamd ve şükürlerle, salavât-ı şerifelerle meşgul. Otele yerleşir yerleşmez ilk vakit namazını Mescid-i Nebi’de eda edecek olmanın heyecanıyla koşuşurcasına hazırlık yapıyoruz. İkindi namazının ardından huzura çıkıyoruz.

“Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin.” (Ahzap/56)

Ey Nazlı Nebi, 

Ey kalplerin şifası ve devası, 

Ey göz nurumuz ve aydınlığımız, 

Cenāb-ı Allah ezelden ebede kadar sana zaten salât etmektedir. Bu sana yeter.

Es-selâmu aleyke Ya Resulullah… 

Kabr-i Şerif’inin önüne gelip selâmlıyoruz. Herkesin dilinde bu kutlu selâm. Herkes beldesinden Peygamber sevdalılarının selâmlarını; kimi içinden, kimi yazdığı listeden birer birer okuyarak Hazret-i Peygamber’e (asm) arz ediyor. Efendimiz bir hadisinde şu mealde buyurmuştu: “Beni vefatımdan sonra ziyaret eden, hayatta ziyaret etmiş gibidir.” Herkes bir heyecan dalgasının içinde selâmına karşılık bulacağının ümidiyle bildiği, anladığı, yüreğine zaptedilmez manaların aktığı ve aşina olduğu sözlerle; alemlere rahmet olarak gelen Ahmed-i Mahmud-u Muhtar Muhammed Mustafa’yı (sav) selâmlıyor.

(Devam edecek)

Okunma Sayısı: 1676
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Recep Nuri kaçmaz

    28.7.2022 00:53:47

    Maşallah bin barekellah.Rabbim bu mekanları tekrar ziyaret imkanı nasip eylesin inşallah.Yazınızı okuyunca kendimi oralarda hissettim Kaleminize sağlık.

  • Mehmet Çetin

    27.7.2022 17:04:06

    Tebrik ediyorum, hatıralarım yeniden canlandı.

  • Abdulkadir

    27.7.2022 14:52:02

    Havalimanında indikten sonra görevli memura “Peygamberin bahtiyar komşularına ne mutlu” sözünüz çok güzel olmuş. Anlattıklarınızla gitme hasretinde olduğum o mukaddes yerleri hayal edip gözümün önünde canlandırmaya çalıştım. Allah razı olsun.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı