"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İşler bitmez, ömür biter

Mehtap Yıldırım Yükselten
22 Ağustos 2026, Cumartesi
Kimse ne zaman öleceğini bilmediği için, insan ömrünün son gününe de sıradan bir gün gibi başlıyor.

Ölüm haberlerini okuduğumuzda, birbirinden ibretli ölüm hadiseleriyle karşılaşıyoruz. "Nişana giden minibüstekiler kaza geçirip öldü.", "Cenazeden dönerken kazada öldüler", "Motosiklet tutkusu canına mal oldu", "Halı sahada kalp krizi geçirip öldü." Ölüm haberlerini sadece başkalarının başına gelen bir hadise olarak değil de kendimize de bir ihtar olarak okumalıyız. Duyduğumuz, gördüğümüz her ölüm aslında bize de gönderilmiş bir haber hükmündedir. Her cenaze, kendi son yolculuğumuzu hatırlatan sessiz bir ikazdır.  

“Falanca ölmüş” dediklerinde hemen "Neden, nasıl ölmüş?" diye sorarız ama sebebi ne olursa olsun hepsi eceldir. Her insan, eceli geldiği zaman ruhunu Azrail Aleyhisselâm’a teslim ederek ölür. Ölüm sebepleri araya konulmuş perdelerdir. Ruhları kabzetmek vazifesi Azrail Aleyhisselâm’a verildiği zaman, Cenab-ı Hakk’a şöyle demiş: "Kulların benden şekva edecekler, bana darılıp küsecekler, beni sevmeyecekler." Cenab-ı Hak da, hikmet lisânıyla onunla kulları arasına sebepler perdesi koyacağını, böylece şikâyetlerin o sebeplere gideceğini söylemiştir. 

Ecel geldiğinde insanın dünya ile olan bağı kesilir. Ne yarım kalan işleri tamamlamak için bir müddet daha verilir, ne de "Biraz daha yaşayabilir miyim?" diye sorma imkânı olur. İnsan, bütün dünya işlerini geride bırakarak daha önce hiç gitmediği bir âlemin kapısından içeri girer. Ölüm, bizim "yarın yaparım" dediğimiz, hayaller kurduğumuz bütün zamanların üzerine bir çizgi çeker. 

Ben bu satırları yazdıktan, sizler de okuduktan sonra muhtemelen yine dünyevî işlerimize döneceğiz. Çocuklarımızın geleceğini, evimizin ihtiyaçlarını, eksik kalan işlerimizi, akşama ne yemek pişireceğimizi düşünüyor olacağız. Allah fıtrî olarak bizi böyle yaratmış, başka türlü dünya hayatımızı devam ettiremezdik. Fakat mesele, dünyaya ait işlerimizi bırakıp ölümü beklemek değil. Mesele, bütün bu işleri yaparken nereye gittiğimizi unutmamak. Çünkü insan dünyada yaşamak, çalışmak, kazanmak, ailesine bakmak ve sorumluluklarını yerine getirmek zorunda. Ancak insanın bütün dikkatini bu geçici hayata verip esas ve ebedî hayatını unutması, asıl kaybın başladığı yer oluyor. Dünya işleri insan ne kadar çok yaşasa yine bitmez. Bir borç kapanır diğeri başlar, bir ihtiyaç alınır başka ihtiyaçlar çıkar, çocuklar büyür, okul masrafları, dertleri, askere gitmesi, evlenmesi, işe girmesi derken insana sürekli başka başka meşguliyetler çıkar. 

Dünya işleri insan ne kadar yaşasa bitmez.  "Şu işleri de halledeyim, sonra ibadetlerime, ahiret hayatıma daha fazla vakit ayırırım" derken ömür farkına varmadan tükenir. Oysa hayatın en büyük işi, hayatın kendisini yani bize verilen sermayeyi akıllıca kullanmaktır, beyhude tüketmemektir. Asıl hedef, plan ve proje ebedî hayatımız olan ahirete hazırlanmaktır. Ecel geldiğinde kimseye dünyada bir daha yaşama fırsatı verilmeyecek. Elimizdeki tek fırsat bu fırsat.

Okunma Sayısı: 103
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı