"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Çağrılsan hazır mısın?

Mehtap Yıldırım Yükselten
08 Ağustos 2026, Cumartesi
Her sabah yeni bir güne uyanırken, akşamı göreceğimizin garantisi varmış gibi rahatlıkla yaşıyoruz. Yarın yapacaklarımızı planlıyor, hatta gelecek ayı, gelecek yılı düşünüyoruz.

Elimizde olanları düşünmek yerine olmayanları düşünüp, hesaplar yapıyoruz. Fakat hiç düşünmek istemediğimiz bir hakikat var. Ya bugün çağrılırsak, ahirete gidiş vakti gelse ne yaparız?

Bu soruyu önce kendi nefsime soruyorum. Ey nefsim! Telefonun çaldığında hemen bakıyorsun. İş yerinden gelen mesajları kaçırmıyorsun. Bir misafir geleceğinde günler öncesinden hazırlık yapıyorsun. Peki, ya ecelin daveti gelirse? Hiç vakti bildirilmeyen, ertelenmeyen o çağrıya hazır mısın?

Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri, “Ey insan! Bilir misin nereye gidiyorsun ve nereye sevk olunuyorsun?” diye seslenirken, aslında gaflet uykusundaki nefsimizi uyandırıyor. Çünkü ölüm, yokluk değil; ebedî hayata açılan bir kapıdır. Kabir, iman ehli için karanlık bir kuyu değil, rahmet âlemine açılan bir geçittir. Asıl mesele de, ne zaman öleceğimiz değil de nasıl bir hâl üzere Rabbimizin huzuruna çıkacağımızdır. Dilimizde istiğfar mı olacak, yoksa pişmanlık mı? Kalbimiz imanla mı dolacak, yoksa dünya meşguliyetlerinin ağırlığıyla mı? Hizmetlerle meşgulken mi gideceğiz? Yoksa fânî dünyanın boş işleriyle oyalanırken mi?

Ey nefsim! Gün içinde dünya işleri için ne kadar vakit ayırıyorsun? Peki, ahiretin için ne kadar hazırlık yapıyorsun? Telefonunun şarjı azaldığında hemen priz arıyorsun. Peki ya ruhunu beslemek için Kur’ân’a, duaya ve tefekküre ne kadar zaman ayırıyorsun? 

Elbette insanın dünya ile meşgul olması fıtratının gereğidir. Fakat dünya meşguliyetleri, ahireti unutturacak kadar çoğaldığında tehlike başlar. Kalbimizde dünya misafir olmalı, ev sahibi olmamalıdır. Çünkü dünya fânîdir; ahiret ise bâkîdir. Akıllı insan, geçici olana değil, ebedî olana yatırım yapandır.

Belki bugün, belki yarın... Hiç kimsenin “henüz vakti var” deme imkânı yok. Öyleyse her günü son günümüz gibi değil; Rabbimize kavuşacağımız en güzel gün olacakmış gibi yaşamaya çalışmalıyız. Rabbimiz, o davet geldiğinde mahçup olanlardan değil, imanla ve güzel amellerle huzuruna çıkabilen kullarından olmayı bizlere nasip eylesin. Âmin.

Okunma Sayısı: 251
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı