"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Benim annem ekonomistti”

Misbah ERATİLLA
19 Ağustos 2020, Çarşamba
Bediüzzaman Hazretleri Denizli Ağır Ceza mahkemesinin Haziran 1944 tarihindeki beraat kararından sonra iki ay bir otel odasında gözaltında tutulur. Ağustos ayı içerisinde Emirdağ’a yeni bir sürgün kararı ile gönderilir. Emirdağ’da on beş gün bir otelde kaldıktan sonra kirasını kendisinin ödediği bir eve taşınır.

Denizli mahkemesinin beklenmeyen beraat kararı çıkınca gizli düşmanlarını kızdırır. Emirdağ’a geldikten hemen sonra Denizli hapsinde yaşadığı bir aylık sıkıntıyı ona bir günde yaşatır zulümler yapmaya başlayınca Bediüzzaman Hazretleri “hapis ve kabir bu tarz-ı hayata müreccahtır” der. Göz hapsi, pencere ve kapıları sürekli kontrolde olur. Aleni yapılan bu baskılara rağmen Bediüzzaman Hazretlerine dost olan birkaç aile korkmadan çekinmeden yardımda bulunurlar. 

Bu ailelerden biri Ahmet Köker ve eşi Firdevs Hanımdır. Ahmet Köker Bediüzzaman Hazretleri kırlara gezmeye gittiğinde bindiği atın sahibidir. Bu yüzden iki ay Afyon hapsinde suçsuz yatar. Bediüzzaman Hazretleri bu olayla ilgili Lem’alar adlı eserin 257. Sayfasında “Bilmediğim ve şimdi dahi tanımadığım bir zat, atını, beni gezdirmek için vermiş. Ben de, rahatsızlığım için, teneffüs kastıyla, ekser günlerde, yazda bir iki saat gezerdim. O at ve araba sahibine elli liralık kitap vermeye söz vermiştim ta kaidem bozulmasın ve minnet altına girmeyeyim. Acaba bu işte hiçbir zarar ihtimali var mı? Hâlbuki ‘O at kimindir?’ diye, elli defa bizlerden hem vali, hem adliyeciler, hem zabıta ve polisler sordular. Güya büyük bir hadise-i siyasiye ve asayişe temas eden bir vakıadır! Hatta bu manasız soruşların kesilmesi için, iki zat, hamiyetten, biri ‘At benimdir,’ diğeri ‘Araba benimdir’ dedikleri için, ikisini de benimle beraber tevkif ettiler. Bu numunelere kıyasen, çok çocuk oyuncaklarına seyirci olup gülerek ağladık ve anladık ki, Risale-i Nur’a ve şakirtlerine ilişenler maskara olurlar” diye olayı yazar.

Ayrıca Bediüzzaman Hazretleri yoğurdunu da Ahmet Köker’in eşi Firdevs Hanımdan alır. Firdevs Hanım şehir dışardan Bediüzzaman’ı ziyarete gelen hanım misafirleri ağırlar ve görüşmelerini sağlar. Böylece Firdevs Hanım Emirdağ nur talebelerin ilklerinden biri unvanını alır. Firdevs Hanım Bediüzzaman hazretleri göndereceği yoğurdu önce küçük bir kaba koyar ve soğusun diye kuyuya salar. Talebeler yoğurdu almaya geldiklerinde kuyudan çıkarır onlara verir. Bediüzzaman Hazretleri her yoğurt alışında, çorap söküğünü tamir edişinde ve hırka dikiminden sonra her sefer Firdevs Hanıma 25 kuruş para verir. Firdevs Hanım da bu paraları hiç harcamaz bir köşede biriktirirmiş. Daha sonra o biriktirdiği paralarla üç tane koyun almış ve bakması için bir çobana vermiş. O koyunlar kısa zamanda bereketlenerek çoğalmış ve bir sürü halini almış. Çoban Firdevs Hanıma “senin koyunların geldi geleli benim koyunlarımda kısa sürede çoğaldı” der. Böylece Firdevs Hanım koyunlarda gelen gelir ile geçimini sağlar. Bir gün çobanı çağırır “Hacca gideceğim koyunların hepsini sat” demiş. Çoban koyunları satmış ama ondan habersiz üç tanesini bırakmış. Firdevs Hanım hacdan dönmüşünden bir zaman sonra çoban Firdevs Hanımım yanına gitmiş. Ona kırptığı koyunların yünlerini ve çoğalan koyunları göstererek “senin koyunların çok bereketli, bana çok faydası olduğu için hepsini satmadım. Bu gördüklerin senin hakkın” diyerek kırptığı yünü ve sürüyü ona göstermiş.

Bir gün Firdevs Hanım kızının doğumu için İzmir’e gitmeye hazırlanırken Bediüzzaman Hazretleri Firdevs Hanımın kocası Ahmet Köker’i yanına çağırır ona “Firdevs İzmir’e gidecek, İzmir’de Zehra var. Ona bunları götürsün” diyerek ona elindeki kitapları ve adresi verir. Firdevs Hanım İzmir’e gider ve elindeki adres ile Zehra’yı bulur kitapları ona teslim eder. Zehra daha sonraları Bediüzzaman Hazretlerini görmek için Emirdağ’a geldiğinde Firdevs’in evinde kalır. Firdevs Hanım Bediüzzaman hazretleri gördükten ve Risale-i Nurları dinledikten sonra “risale okuyacağım” diye elli yaşından sonra ilkokula giden çocuklarla birlikte ders çalışır ve okuma yazma öğrenir. Eşi Ahmet’in ölümünden sonra geceleri dahi uyumadan risale okur ve zikirle meşgul olur. Firdevs Hanının oğlu İsmail Köker bir gurup arkadaşıyla “ülkenin ekonomisi nasıl düzelir” diye sohbet ederken İsmail Köker “benim annem ekonomisttir” dedikten sonra onlara annesinin satın aldığı koyunları ve hacca gitme hikâyesini anlatır.

1908 tarihinde doğan Firdevs Söke, isimsiz bir şefkat kahramanı olarak 10 şubat 1988 tarihinde vefat ederek geriye şerefli bir geçmiş ve kalanlara örnek bir rol model bıraktı. dünya sayfasını hayır ve hasenatla kapatarak gerçek vatanına gitti gitti.

Kaynak: Yasemin Güleçyüz- Şefkat Kahramanları 112-123 sayfa

Okunma Sayısı: 1594
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • ihsan pilatin

    19.8.2020 10:36:02

    Allah razı olsun. Kalemin kuvvet bulsun, inşallah.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı