Bir toplumda farklılıkların bulunması bir problem değil, insanlığın tabiî bir gerçeğidir. Kur’ân-ı Kerîm, insanların dillerinin ve renklerinin farklı oluşunu Allah’ın ayetlerinden biri olarak zikreder.
“Dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da O’nun ayetlerindendir.” (Rum Suresi: 22)
Farklılıkları ortadan kaldırmak değil, onları adalet içinde yaşatmak gerekir.
Bediüzzaman’ın düşünce dünyasında da adalet temel kavramlardan biridir. Ona göre hakikî adalet, şahsın hukukunu toplumun, devletin veya herhangi bir grubun menfaatine feda etmemektir.
Bu anlayış, demokrasi tartışmasının önemli başlıklarından olan çoğulculuk ve muhalefet hürriyeti açısından da dikkat çekicidir.
Kur’ân, Müslümanların hoşlanmayacağı sözlerin dahi söylenebileceğini haber verir ve sabır ile takvayı tavsiye eder. (Âl-i İmrân Suresi: 186) Bu yaklaşım, farklı düşüncelerin varlığını başlı başına bir suç kabul etmeyen önemli bir ahlâkî çerçeve ortaya koymaktadır.
Hz. Peygamber’in hayatında da eleştiri ve muhalefet karşısında gerilimi artırmak yerine sükûneti tercih eden pek çok örnek vardır. Abdullah bin Übeyy’in rahatsız edici tavrına karşı Hz. Peygamber’in meseleyi büyütmemesi ve onu affetmesi, farklı görüş ve itirazlarla ilişkide önemli bir ölçü sunar.
Elbette özgürlük, başkasının hukukunu ihlâl etme hakkı değildir. Şiddet, iftira, yalan, haksızlık ve insanların hukukuna tecavüz özgürlük kapsamında değerlendirilemez.
Bir başka temel mesele de şeffaflıktır.
Hz. Ömer’in üzerindeki elbisenin kaynağını sorgulayan Sahabeler, yöneticilerin hesap verebilirliğinin tarihî örneklerinden birini göstermişlerdir. Bediüzzaman’ın “halk didebandır” sözü de bu anlayışla birlikte okunabilir: Halk, yöneticileri gözetleyen ve gerektiğinde sorgulayan bir unsur olmalıdır.
“Tarîk-i Muhammedî şüphe ve hileden münezzeh olduğundan, şüphe ve hileyi îma eden gizlemekten de müstağnidir.” diyen Bediüzzaman, şeffaflığın önemine dikkat çeker.
Demek ki doğru İslâm anlayışında adalet, hürriyet, çoğulculuk, eleştiri ve şeffaflık birbirinden kopuk kavramlar değildir. Farklı renklerin, farklı fikirlerin ve farklı insanların bir arada yaşayabilmesi için ihtiyaç duyduğumuz ortak zemin ise adalettir.
Adalet yoksa çoğulculuk çatışmaya, hürriyet keyfîliğe, iktidar ise tahakküme dönüşebilir.