İçinde bulunduğumuz atmosfer, “Ne ekersen onu biçersin” atasözünü doğrulayan hadiselerle şekilleniyor.
Patlak veren fon skandalı iktidarı sıkıntıya sokmuş durumda. Sabah akşam muhalefeti ve başkalarını yolsuzluk yapmakla itham eden bir iktidar döneminde borsada yaşananlar izah edilebilecek bir durum değil.
Uzmanların ifadesine göre bu yolsuzluk göz göre göre gelmiş. İşin bu noktalara gelebileceği yönünde uyarılarda bulunanlar her zaman olduğu gibi yine dinlenmedi ve ortaya büyük bir fatura çıktı. Elbette bu vurgunun bir siyasî faturası, bir de millete yansıyan ekonomik faturası olacak. Yine uzmanların ifadesiyle faturanın bir bölümü 2027’nin ilk çeyreğinde ortaya çıkabilir.
Muhalefetin elindeki belediyelerde yaşanan usulsüzlük ve yolsuzluklar sebebiyle ‘cesaretle’ yolsuzluk yapanların üzerine giden iktidar, kendi kontrolleri altındaki ‘resmî kurumlar’da yaşanan usulsüzlükler karşısında yavaş hareket ediyor. Bu durum da bunca yıldır iktidara destek veren “en alttakiler”in tepkisini çekmiş durumda. Sosyal medyadaki yorumlara bakılırsa her seçimde iktidara oy veren ve yine iktidar cenahının doğrudan ya da dolaylı olarak teşviki sonucu parasını fonlara yatıranlar büyük bir kayıp yaşadı ve yaşıyor. Haliyle çözüm geciktikçe itiraz sesleri daha yüksek perdeden seslendiriliyor. Fon yolsuzluğunda adı geçenlerin büyük çoğunluğunun iktidar destekçileri olması garip bir tecelli. Böyle bir tablo karşısında “başkaları”nı itham etmek kolay değil.
Ekonomist Kerim Rota, Türkiye’yi sarsan fon vurgununun göz göre göre geldiğini söylerken; bir yıl öncesinden yapılan uyarılara rağmen krizin neden önlenemediğini, denetim mekanizmalarının çöküşünü ve Türkiye ekonomisinin uluslararası piyasalarda karşı karşıya olduğu “küme düşme” tehlikesini de gündeme taşımış. Konuya ilişkin yaklaşık 10 ay öncesinden yazılar kaleme aldığını ve tehlikeye dikkat çektiğini hatırlatan Kerim Rota, vurgunun merdiven altı bir yapıda değil, bizzat resmî ve kayıtlı sistemin içinde gerçekleştiğini hatırlatmış. (karar.com, 29 Ekim 2026)
Ekonomist Prof. Dr. Hakan Kara ise fon krizi ve piyasalardaki değer kayıplarının hane halkı servetinde yaklaşık yüzde 10’luk erimeye yol açtığını belirterek, bu kaybın ekonomik büyümeyi baskılayabileceğine dikkat çekmiş. Kara, katıldığı YouTube programında bu durumun ekonomik büyüme üzerinde de baskı oluşturabileceğini söylemiş. Fon krizinin kalıcı biçimde çözülebilmesi için şeffaflığın ve güvenilirliğin artırılması gerektiğini de söyleyen Kara, krizin kurumsal sorunların ele alınması açısından bir fırsat olarak değerlendirilebileceğini ifade etmiş.
Kara, yönetim sorunlarının ve kurumsal zayıflıkların daha önce de bilindiğini belirterek, mevcut sürecin kuralların yeniden gözden geçirilmesi ve piyasalarda güvenin güçlendirilmesi için kullanılabileceğini dile getirdi. (ekonomim.com, 29 Ekim 2026)
Ülkemizin ve milletimizin sıkıntıya düşmesini hiç kimse istemez ve isteyemez. Ancak “hak, hukuk, adalet, şeffaflık” talep edilmeyince işler rayından çıkmış oluyor. O bakımdan krizleri aşmak için mutlaka “hak, hukuk, adalet, şeffaflık” talep etmeyi sürdürmeliyiz. Aksi halde yeni krizlere sürüklenmeye yol verilmiş olur...