"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Guterres’in “Yeni Dünya Düzeni” çağrısı

Muhammet ÖRTLEK
02 Mayıs 2020, Cumartesi
BM 24 Ekim 1945’te, temelde uluslar arası barış ve güvenliği korumak için kuruldu.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında, savaşın galipleri ABD ve müttefiklerinin kurduğu ve dünyadaki en kapsamlı uluslar arası örgüt olarak sahneye çıktı. SSCB’nin silâh endüstrisinde gelişme kaydetmesi ile savaş sonrasında iki kutuplu uluslar arası sistem iyice belirgin hale geldi. ABD, Marshall Yardımı ve Truman Doktrini uygulamalarıyla başta Avrupa ülkelerinin yeniden yapılanmalarını (kendine göre) sağlamaya çalıştı. İki kutuplu uluslar arası sistemin en önemli özelliklerinden biri askerî alanda görüldü. Bu alan ABD liderliğinde 4 Nisan 1949’da NATO’nun ve SSCB önderliğinde de 14 Mayıs 1955’te Varşova Paktı’nın kurulmasıydı. Her iki kutbun öncüleri, dünyanın muhtelif coğrafyalarındaki çatışmaları desteklemesi ya da bizzat savaşa katılmasını dünya kamuoyu şahit oldu. Bu vb. sorunları önleyememesi de BM’in misyonunu ve varlığını hep tartışmaya açmıştır. 

Ancak hiçbir savaş, çatışma, terör olayı, iç savaş, insanî vd. sorunlar; Korona salgınındaki gibi, BM üzerinden “yeni dünya düzeni” konusunu ciddî bir şekilde gündeme taşımamıştı.

Salgınla birlikte, uluslar arası figürlerden Korona sonrası “yeni dünya düzeni” veya “yeni uluslar arası sistem” tartışmaları yapılmaya başlandı. Bazı analist, siyasetçi ve gazeteciler uluslar arası basında sistem değerlendirmeleri yapıyorlar. Sistem analizlerine katılanların en önemlilerinden biri de şüphesiz BM Genel Sekreteri Antonio Guterres oldu. Guterres 31 Mart 2020’de “BM’in virüsü yenebilecek ve daha iyi bir dünya inşa edebilecek Covid-19 planını başlattı” açıklamasıyla, Korona sonrası yeni dünya düzeni değerlendirmelerine resmen katılmış oldu. Guterres “Salgının potansiyel yıkıcı sosyo-ekonomik etkilerine karşı koymak ve herkesi insanlara yönelik zararı azaltmak için birlikte hareket etmeye” çağırdı. Guterres, planında ekonomik, toplumsal, insanî, sağlık, çevre, gıda, sürdürülebilir kalkınma, istihdam vd. başlıklara değiniyor. Konuşmasının sonunda ise “Dünyanın şimdi ihtiyacı olan dayanışmadır. Dayanışma ile virüsü yenebilir ve daha iyi bir dünya kurabiliriz. Modern toplum için belirleyici bir andayız. Doğru eylemlerle, salgını yeni bir küresel ve toplumsal işbirliğinin başlangıcı işareti olarak görüyoruz” beyanatıyla salgın sonrası “yeni dünya düzeni” tasavvurunun muhtevasını yansıtıyor. 

Guterres’in açıklamaları, popülistlerin söylemleri dikkat çekmemiş olacak ki, BM tarafından Nisan ayının ikinci haftasında “Covid-19 and Human Rights – We are all in this together (Covid-19 ve İnsan Hakları – Hepimiz Bunun İçindeyiz)” başlıklı 22 sayfalık bir rapor yayınlandı. Raporda “Salgının insan hakları, halk sağlığı, âcil durumlarda insanların yaşama ve geçim kaynaklarına müdahalesi / şekillendirmesi” ele alınıyor. Ayrıca raporda “Salgını yenmek için insan haklarına saygılı, herkes için sağlık hizmeti, insan onurunu korumak ve insan haklarının merkeze yerleştirilmesi”ne öncelik veriliyor. Birde “Daha âdil ve sürdürülebilir toplumlar, kalkınma ve barış ile bu krizden çıkmaya zemin hazırlıyorlar” cümlesi de raporun girişinde bulunuyor.

BM’nin raporu ve Guterres’in açıklamaları, insan hakları ve hürriyetleri temel alarak hazırlanmış. Bununla birlikte sosyo-ekonomik sürdürülebilir kalkınmayı da içeriyor. Salgının dünyaya yayılmasıyla birlikte, birçok kesim tarafından Korona sonrası “yeni dünya düzeni” ve “yeni uluslar arası sistem” yorumları yapılıyor. Hal-i hazırda Rusya’nın İtalya’ya yardımıyla, AB içerisinde başlayan ve yayılan yeni sistem münâzaraları daha çok devletlerin birbirlerine etkisi üzerinden yapıldı. Diğer taraftan insan hak ve hürriyetleri, BM raporu ve Guterres’in beyanatında yer aldı. Ancak BM’nin İkinci Dünya Savaşı’ndan günümüze kadar geçen dönemdeki gibi “etkisiz / yetersiz eleman” konumu devam ederse; Korona sonrasında da mevcut yapısını sürdüreceği, insan hak ve hürriyetlerine gereken önemi veremeyeceği ihtimal dahilindedir. BM’nin muhtemel yeni sistemde başarılı olabilmesi için, Güvenlik Konseyi daimî üyeleri ABD, Rusya, Çin, Fransa ve İngiltere’nin tahakkümünden kurtulması zorunluluktur. Dev- letlerin bir üst kuruluşu yani “rüesası” konumundaki BM, “en evvel ıslah olmalı.”

Okunma Sayısı: 1103
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı