"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mısır’da İkinci Arap Baharı mı?

Muhammet ÖRTLEK
26 Eylül 2019, Perşembe
Mısır’da 2012’de gerçekleştirilen seçimlerde Cumhurbaşkanı seçilen Muhammed Mursî, ülke tarihinde ilk kez yapılan adil, şeffaf, hür denilebilecek seçimlerini kazanmıştı.

“Mısır için demokrasinin kapıları aralanıyor mu?” sorusunun cevabı aranırken, asker-sivil (sol, seküler, liberaller) destekli 3 Temmuz 2013 darbesiyle yüzleşildi. 

Mısır’da Müslüman Kardeşler (İhvan) ve Mursî’nin iktidardan uzaklaştırıldığı 3 Temmuz 2013 darbesi, Genel Kurmay Başkanı ve Savunma Bakanı General Abdul Fettah Al Sisi liderliğinde yapılmıştı. Darbenin üzerinden 6 yıl geçti. Bu süre içerisinde başta İhvan olmak üzere, bütün muhalif kesimler çeşitli baskı, tutuklama, yargılama ve hapis cezaları ile karşılaştılar. 

İhvan ve diğer muhalifler siyasal, toplumsal, ekonomik vd. alanlardan dışlandılar. Hatta İhvan yasaklanarak terör örgütü ilân edildi. İhvan’ın siyasî kanadı Hürriyet ve Adalet Partisi ve yine İhvan’la bağlantılı sivil toplum kuruluşları kapatıldı. Her şeye rağmen İhvan barışçıl protestolarla süreci yönetti.

Darbecilerin yönetimi ve Sisi’nin Cumhurbaşkanlığı döneminde neredeyse bütün muhalifler susturuldu. Ülkede insan hakları ihlâlleri arttı, demokrasi geriledi ve hürriyetler sınırlandı. Güvenlikçi politikalarla “Hürriyet-Güvenlik Dengesi”nin güvenlik kefesi ağır bastı.

20 Eylül 2019 Cuma günü Mısır’da başta Tahrir Meydanı olmak üzere, muhtelif yerlerde halk hareketleri gözlendi. Halkın sokaklara dökülmesini ve Sisi yönetimi protesto etmesini motive eden ise, İspanya’da ikamet eden Mısırlı müteahhit Muhammed Ali.

Muhammed Ali’nin bir müddettir devletin inşaat işlerini gerçekleştirdiği, aynı zamanda Sisi’nin ülkenin farklı yerlerine yaptırdığı sarayların da müteahhitliğini yaptığı iddia ediliyor. Sisi’yi halkın paraları ile villalar, saraylar ve oteller yaptırmakla suçluyor. Muhammed Ali, Sisi’ye yönelik iddialarını şu an için 1.7 milyon defa görüntülenen Youtube kanalından yapıyor. 

Muhammed Ali, Youtube kanalından geçtiğimiz Cuma günü saat 19:00’da “Zamanın doldu Sisi” başlığı altında “Müslümanlar, Hıristiyanlar, liberaller, Müslüman Kardeşler, laikler ve hayatın her kesiminden insanları protestolara katılmak ve güvenlik güçlerine de protestocularla yüzleşmemelerini ve onları korumaları” için çağrıda bulundu. Bununla birlikte Twitter’daki “#Enough_el-Sisi” (Yeter Sisi) hashtagi sosyal medyada kitleleri hareketlendirdi. Muhammed Ali, tutukluların serbest bırakılmasını talep ederken, yolsuzlukla suçladığı Sisi’yi istifaya çağırdı.

Cuma günü başlayan protestolar, 25 Ocak 2011 Tahrir Meydanı’ndaki Arap Baharı gösterileri gibi milyonları henüz sokaklara çıkartamadı. Diğer taraftan Doha Lisansüstü Araştırmaları Enstitüsü’nün Medya ve Gazetecilik Programı Başkanı Muhammed Elmasry’e göre “Şu anda Mısır’ın en popüler adamı Muhammed Ali. Çünkü insanlar bir kıvılcım bekliyorlardı” dedi. Elmasry, Sisi’nin “yakın geçmişteki bir programda Muhammed Ali’yi eleştirmesinin de yanlış olduğuna değindi. Bu sayede Muhammed Ali daha fazla tanındı.

Muhammed Ali’nin ordunun inşaat projelerini gerçekleştirdiği ve ödemelerini alabilmek için, asker ve bürokratlara rüşvet verdiği iddialar arasında. Başka bir iddia ise, Muhammed Ali’nin bazı ödemelerini de alamadığı ve ordu içinden Sisi karşıtı subayların da olduğu yönünde.

Aslında Muhammed Ali’nin Sisi rejimi ile iş yapan, ancak alacakları konusunda anlaşmazlık yaşadığından dolayı, Mısır yönetimine getirdiği eleştiriler ve halkı sokağa çıkmaya çağırması hususunun samimiyet boyutu irdelenmelidir. Toplumsal açıdan ise, samimiyeti sorgulanması gereken bir kişinin dâveti üzerine halkın protestolara katılması da rejime olan güvensizliği/kırılganlığa göstermektedir. Diğer taraftan devrik Cumhurbaşkanı Mursî’nin 17 Haziran 2019 günü Mahkeme’de savunmasını yaparken geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etmesi bile, toplumsal kesimleri sokağa dökememişti. İşte bu sosyolojinin de incelenmesi gerekir.

Nüfusun 100 milyona dayandığı Mısır’da, her 3 kişiden birinin yoksulluk sınırının altında hayatını sürdürdüğü bilinmektedir. Toplumsal taraflar, yönetimin yolsuzluk, yoksulluk, gelir dağılımı adaletsizliği, işsizlik gibi sosyo-ekonomik sorunlara çözüm üretemediğinden şikâyetçidir. Buna bir de siyasî, ideolojik, dinî, mezhepsel baskı ve problemlerde eklenince bir takım halk unsurlarının gösterilere katılması kaçınılmazdır. Hatırlanacağı üzere 2011 yılındaki Arap Baharı ayaklanmaları “ekmek, hürriyet ve onur” talepleri ile gündeme gelmişti. Yani ideolojik değildi.

Gösteriler, Sisi’nin Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu Toplantısı’na katılmak için New York’a gittiği gün gerçekleşmesi de protestocuları cesaretlendirmiş olsa gerek. Ancak Mısır İçişleri Bakanlığı olaylar hakkında Müslüman Kardeşler bağlantılı terörist Hasm Grubu’nun ilgili olduğunu bildirmesi hiç şaşırtıcı olmadı. Ülkedeki gazeteler rejimle karşıya karşıya kalmamak için olaylarla ilgili haberleri “küçük protestocu gruplar polis tarafından dağıtıldı” şeklinde vermekle yetindi. Bununla birlikte her gün artan tutuklama haberleri de uluslar arası basına yansımakta.

Mısır’ın en büyük toplumsal unsuru Müslüman Kardeşler de protestolar hakkında resmî web sitesinden yaptıkları açıklamada “Sisi’nin kendi iktidarını / darbe rejimini koruyabilme adına devlet kurumlarında yaptığı değişikliklerin bu kurumları karşı karşıya getirdiği ve kurumlara olan güvensizlik; başta yoksulluk olmak üzere ekonomik faktörler; Sisi ve ailesinin lüks hayatları; Müslüman Kardeşler’in siyasette yer al(a)maması; Sisi’ye S. Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) desteğinde azalma görülmesi; İsrail’de Benyamin Netanyahu’nun seçimlerde yenilgiye uğraması ve ABD Başkanı Donald Trump’ın da benzer bir seçim yenilgisinden çekindiği vb. gelişmeler Sisi’nin dış desteğini zayıflatırken, protestocuların cesaretini güçlendirmektedir” şeklinde ifade edildi.

Mısır’da yaşananlar uluslar arası kuruluşlarında gündeminde. İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) Ortadoğu ve Kuzey Afrika Direktör Yardımcısı Michael Page, protestocuların tutuklanmasının ardından Mısır hükümetini “güvenlik güçlerinin acımasız güç kullandığına dikkat çekerek, barışçıl protesto hakkını korumaya” dâvet etti. Mısır’da 2013’ten beri gösterilerde bulunmak yasak. Ancak ülkede 3 Temmuz 2013 darbesi sonrasında gerçekleştirilen en ciddî protestolar yaşanıyor. Kimilerince ikinci Arap Baharı mı? şeklinde sorular hatırlara getirilse de, mevcut protestolar “organik, spontan ve arkasında hiçbir siyasî gücün bulunmadığı” gelişmeler olarak tanımlanıyor. Henüz yeterli kalabalıklar toplan(a)madığından dolayı, ikinci Arap Baharı’ndan söz etmek için muhtemelen erken bir vakitteyiz. Fakat protestoların ve sürecin ucu açık. Her şeye rağmen muhalifler gösteri yapmak adına korku bariyerini aşmış durumdalar.

Protestocular Sisi’nin “istifasını, görevi bırakmasını” vb. talep ediyorlar. Ancak Sisi’nin yerine kimi getirmek veya nasıl bir yönetim şeklini görmek istediklerini belirtmekten ve alternatifleri sunmaktan yoksunlar. Protestocuların en zayıf yönünün alternatif sunamamak olduğu kuvvetle muhtemeldir. Heterojen yapıdaki birçok siyasî, ideolojik, etnik, dinî ve toplumsal unsurların 2011’deki gibi direkt olarak gösterilere henüz katılmaması ise, 2013 darbesinden olumsuz etkilendiklerine ve gelişmelere göre pozisyon alacaklarına yorumlanmaktadır. Ancak darbenin gadrine uğrayan muhalif kesimlerin, geçen 6 yıllık sürede Sisi karşıtı bir enerji biriktirdikleri de unutulmamalıdır.

Trump’ın 2019 Ağustos ayında Fransa’da düzenlenen G-7 Zivesi’nde “benim en favori diktatörüm Sisi’dir” ifadesi de, uluslar arası alanda Sisi’nin diktatörlüğünün kabulünü ve yönetim anlayışını gözler önüne seriyor. Muhammed Ali, “Sisi istifa etmezse, 27 Eylül 2019 Cuma günü halkı 1 milyon kişiyle sokaklara protestoya” çağırdı. Protestolar Mısır’da “karşı devrimi” gerçekleştirebilir mi? sorusunun cevabını, devlet başkanı ve rejim değişikliğine yol açıp açmayacağını, Mısır halkının kararının ne olduğunu ilerleyen günlerde hep birlikte göreceğiz.

Okunma Sayısı: 810
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Yusuf taha

    26.9.2019 10:01:12

    Ne baharı? Ortada bahar filan yok.batılıların eliyle ikame edilen dikta rejimlerinin yine batılılar eliyle yeni haritalar çizmek amacïyla dizayn etme çabasıdır.toplumun bıkkınlığını öfkesini küresel aktörler maalesef ustaca yönetiyorlar.bu gösterilerden birşeyler ummak safdillik olur.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı