"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Herşey tamamdır kaptan

Faruk RİFAİOĞLU
01 Eylül 2026, Salı
Madem dünya bir gün bize haydi dışarı diyecek, feryadımızdan kulağını kapayacak, o bizi dışarı kovmadan biz bu hastalıklar ikazatıyla şimdiden onun aşkından vazgeçmeliyiz.

O bizi terk etmeden, kalben onu terke çalışmalıyız. Evet, hastalık bu manayı bize ihtar edip der ki: “Senin vücudun taştan, demirden değildir. Belki daima ayrılmaya müsaid muhtelif maddelerden terkib edilmiştir. Gururu bırak, aczini anla, mâlikini tanı, vazifeni bil, dünyaya ne için geldiğini öğren.1

Hafta sonuydu, herkes telaş içerisinde gezide yenmek üzere lezzetli yiyecekleri, içilecek sıcak ve soğuk içecekleri, üstüne uzanacağı şilteleri hazırlamıştı. Yolculuk için hazırlıklar her açıdan tam anlamıyla yapılmaya çalışılıyor. Çayın şekeri, kahvenin kakulesi öğütülüyor, yemeklere serpilecek baharatlar dahi en ince ayrıntısına varıncaya kadar unutulmayacak şekilde hazırlanıyordu. Büyük bir ailenin sığacağı minibüs şeklindeki arabaya eşyalar taşındı.

Hasan Dedenin pek tadı yoktu, birkaç yıldan beri ciğerlerinden rahatsızlık çekiyordu, nefes almakta zorlandığı anlar oluyor, kronik öksürük ve göğüs ağrısı kendisine sıkıntı veriyordu. Hırıltılı solunum sebebiyle kendi sesine uyandığı geceler de az değildi. Geceleri uyandığı anları fırsat biliyor Rabbiyle bu kavuşma anlarını kaçırmıyor, yeniden uykusu gelinceye kadar ibadet ediyordu. O geceyi de ibadet içinde geçirmişti. 

Yorgundu fakat hafta sonunu kimseye zehir etmek istemiyordu. Eşi Selvi Hanım, oğlu, gelini, torunları herkes telaş içerisindeydi. Kendisi bu telaşı, bu hareketliliği yavaşlatmamak adına dışarı renk vermemeye çalışıyor mesire yerine gittiğinde ormanın temiz havası içerisinde şilteye uzanır, dinlenirim diyordu. 

Torunu Abdurrahman evin en küçüğüydü. Dedesinin küçüklüğünden beri gözbebeğiydi, birbirlerine çok düşkün ve birbirlerini çok severlerdi. Dedesinin yorgun ve sıkıntıda olduğunu babaannesi gibi o da görüyor, gezinin ve orman havasının dedesini rahatlatacağını düşünüyordu.

Dedesi de küçüklüğünden beri ninesi ile birlikte torunlarını en iyi şekilde dünyaya ne için geldiklerini ve burada ne yapmaları gerektiğini öğreterek hem dünya hem ahiret hayatına hazırlanmaları için, Kur’ân ve tefsir başta olmak üzere çok güzel eserler okuyorlardı. 

Babası büyük oğluna son kontrolleri yapmasını söylerken ‘’Hazırlıklar tamam mı Aga’’ diye seslendi. Oğlu ‘’her şey tamamdır kaptan’’ dedikten sonra, yola koyuldular. Piknik yeri tertemiz bir derenin üstüne yapılmış kamelya ve çardaklarla doluydu. Daha önce buradaki en güzel yeri ayırtan Emin Bey, çocuklarla birlikte eşyaları taşıdı. Etraf yemyeşildi, küçük şelalenin altında oluşan yemyeşil dev kazanı zümrüt bir takı gibi etrafı süslüyor, masmavi gökyüzü insana huzur ve mutluluk veriyordu.

Hasan Dede, Hastalar Risalesi’ni şifa olsun diye yanında getirmişti. Sırtını kamelyanın köşesine dayayıp ayaklarını uzatarak oturmuş, ellerini açarak dua ediyordu. Selvi Hanım da Yirmi Beşinci Lem’adaki altıncı devayı okumaya başladı. Son cümlesini okuduğunda Hasan Dede’nin gözlerinin bir noktaya sabitlendiğini gördü. Hazırlıklar tamamdı şükür, Selvi Hanım’ın göz yaşları usul usul iniyordu.

Dipnot:

1- Yirmi Beşinci Lem’a (Hastalar Risalesi)

Okunma Sayısı: 141
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı