"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Haklı kalmak, haklı olmaktan daha zordur

Sebahattin YAŞAR
30 Eylül 2019, Pazartesi
Haklı olmak güzel bir şeydir. İnsan haklı olmak ister, haklılık insanı mutlu eder. Gelin görün ki haklı olmanın altında için için ‘ene’yi besleyen bir taraf da vardır. “Ben dememiş miydim.” gibi bir duygu beslenmesi, kendini beğenmişlik hissi sarar insanı. Bu haliyle ‘haklı olmak’ taşınması güç bir emanettir.

Haklı olmak da, haksız olmak da bir imtihandır. Tartışılır, ama haklı kalmanın imtihanı, haksız olmaktan ya da haklı olmaktan daha zordur. Haklı olanın nefsi ‘haklı olmak’ noktasında onu avlayabilir ve haklı kalma pozisyonunu kaybedebilir. Haklı olmak, bir takım ‘haksız adımları’ beraberinde getirerek, haklı kalma bozulabilir. Haklı olmak, haklı kalınınca anlamlıdır. Haklı olan umumun selâmeti için şahsî haklılığını feda eden bir insaf içinde olmalıdır. Haklı olanın haklı kalabilmesi ‘insaf’ın devamıyla mümkündür. 

Kişiye haksızlık yapılabilir, hakkı gasbedilebilir. Ama bu yanlışlıklar haksızlığa uğrayanın da yanlış adımlar atmasını beraberinde getirmez. Masumiyetin, mazlumiyetin ifrat ve tefrit tepkilere girmeden vasatta muhafaza edilmesi gerekir.

 İnsan haklı olsa ve haklı kalsa yani Rabbine sığınsa, sabretse, istikametini bozmazsa; şahs-ı manevî ile bağını sürdürse, sohbetlerine katılsa, gazetesini almaya devam etse, belki de bir sonraki seferde, haklılığı anlaşılacak, kendisinden özür dilenecek ve yanlış düzeltilecektir. Ama haklı olan, şahs-ı maneviden kopsa, bağlarını koparsa ve sohbet ortamlarını terk etse o zaman haklı iken haksız olacaktır. Haklı kalmak işte bu noktada istikamettir.

Münâzarât’ta verilen örnek manidardır; “…yüz pınarın ortasında büyük bir havuz olursa, o havuz pınarlara bakar ve onlara tabidir. Faraza, o havuz tamamen tagayyür ederse veyahut Allah etmesin bozulursa da, çeşmelere tesir etmez – eğer pınar pınar olursa. Velev ki, havuz geçici bir süre iğfal de edilse, pınarları akmaya devam ederse, bir süre havuzun suyu bulanık akar, ama sonra durulur.” 

Bir şahs-ı manevî içinde, bütün gelişmelerin istişare ile yapıldığı bir süreçte fertlere düşen şey, çıkan sonuca rıza göstermektir. Haklı kalmak, sabır gerektirdiğinden haklı olmaktan zordur. Ama neticesi güzeldir.

Okunma Sayısı: 1197
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdulkadir Turan

    30.9.2019 17:12:37

    Haksızlığı hak iddia edenlere karşı hak dâvâ etmek ve onlara müracaat etmek bir haksızlıktır, hakka karşı bir hürmetsizliktir,buyuran Üstad hazretleri;hakkın,haklı olmanın yahut haklı kalmanın bir nevî önemini vurgulamıştır.Söylediğin hak olsun ama her hakkı söylemeye senin hakkın yoktur buyuruyor Üstad Hazretleri.Demekki haklı olmak sizin de buyurduğunuz gibi tek başına yeterli değil.Haklı kalmaktır önemli olan.İstişare prensibiyle hak dava etmek;haklı olmanın ve haklı kalmanın neticesi olacaktır.Velhâsıl her zaman haklı olabiliriz belki ama her zaman haklı kalmak öyle kolay olmasa gerek.Harika yazıydı,kaleminize sağlık ağabeyim.

  • Ahmet Şahin

    30.9.2019 10:59:39

    Allah(cc)ebeden razı olsun Sebahattin Hocam. Çok önemli bir hususu dile getirmişsiniz. Cenab-ı Hak cümlemizi haksızlık yapmaktan ve şahs-ı manevi istikametinden sapmaktan muhafaza etsin. Binler Selam ve dualar.

  • Oğuz Yiğiter

    30.9.2019 07:04:16

    İlaç gibi bir makale, ihtiyaca binaen yazdırılmış. İstihdamın devam ettiğinin işareti. Tebrik ve dualar...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı