"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Tefekkür (1)

Şemseddin ÇAKIR
22 Temmuz 2022, Cuma
Tefekkürü, çok kısaca “akıl yürütmek” diye tanımlayanlar olabilir.

Fakat bu, tefekkürün şanına ve maksadına layık değildir. Çünkü, akıl yürütmek basit şeyler için de kullanılabilir; onun için biz tefekkürü, maksadına uygun olarak daha anlamlı bir tanımla billurlaştırmak isteriz. O da şöyle olabilir: “Tefekkür, hikmetle derinleşerek Hakka doğru yol almaktır.”

Demek tefekkür; bazı tefekkürsüz tanımlar kadar basit olmayıp, insanın saadetine veya şekavetine sebep olacak en önemli bir vesile-i insaniyettir.

Belki de dünyanın en önemli ve zor işidir ki; bazı tefekkürlerin, bir saati bir sene ibadete bedeldir. Bütün insanlığın muhtaç olduğu, başta ebedî hayatımızı nurlandıran iman olmak üzere insanlığın ihtiyacı olan icatların, keşiflerin ve buluşların her biri tefekkür meziyetinin vesile olduğu nimetlerdir.

Fani hayatımızı aydınlatan elektriği önemseyip de Edison’u dilinden düşürmeyip, fani hayat da dahil ebedî hayatımızı kurtarıp nurlandıran imanı tebliğ eden Fahr-i Cihan Efendimiz’i (asm) tanımamak ve önemsememek en büyük bahtsızlık ve tefekkürün hakkını gasp etmekdir.

Önemli olan doğru düşünebilmektir. Çünkü yaratıcının varlığı ve kudreti konusunda en ciddi uyarıcılardan biri de, şu muntazam ve muhteşem hayretnüma kâinattır. Onun için Efendimiz (asm): “Bir saat tefekkür bazen bir sene ibadetten daha hayırlıdır.” (Suyutî Camiüssağir. 11/127; Aclunî, 1/310) buyurmuştur.

Neleri, nasıl düşüneceğiz? Başta; Rabbimizi bize tarif eden üç küllî muarrif olan Efendimiz’i (asm) zerreden küreye şu kainatı ve Kur’ân-ı Azimüşşan’ı alıp ona bağlı olarak “Hukukullah ve Hukuku’l-ibad”ı düşünebiliriz. Mesela Hukukullah, şu kainatı ve insanı yaratıp sayısız nimetleriyle insana hizmet ettiren Allah’ın tanınmasını ifade eder. Bu da başta onu varlığıyla, birliğiyle, bütün Esma ve sıfatlarıyla bilmek ve ona göre Allah’a kulluk yapmaktır. Yoksa “bir Allah (cc) var” deyip, âsârını esbaba taksim etmek ona en büyük haksızlıktır. 

Yani manisiz ve hailsiz önce bu meselenin hakkının verilmesi gerekir.

Hukuku’l-ibad, inananların; Allah’a (cc) karşı sorumluluklarının yanında birbirleri arasındaki sorumluluklarını, yine onun emri doğrultusunda bilmeleri gerektiğini ifade eder.

Tefekkürün şartları:

1) Öncelikle iyi niyetli ve ihlaslı olmak gerekir. 

2) Genel bir bilgiye dayanmalı. Âmiyane tefekkürler tahayyülden öteye geçemez.

3) Tefekkür edilecek mevzunun bilinmesi. Mesela: Kainat hakkında tefekkür edenlerin belli bir hedefleri yok ise; hayallere dalıp, âfâkta boğulma ihtimali olabilir. 

O halde tek boyutlu tefekkürü çok boyutlu yapmak gerekir. Bir insan bir saat sağlam tefekkür ederse, o kimsede erkan-ı imaniye inkişaf eder. Bu ise insanı Marifetullah’a ve Muhabbetullah’a götürür ve o da, zevk-i ruhanîye ve mutluluğa ulaştırır. Böylece insan ötelere doğru kanatlanır gibi olur. Belki bin sene nafile ibadet yapan, o ufka ulaşamaz. Yalnız bu durum onun yaptıklarının tamamen boşa gitmesi anlamında da değildir. Zira; “vemen ya’mel miskale zerretin hayran yerah…” [Zerre miskal hayır da şer de karşılıksız kalmaz.] (Zilzâl, 7-8) kaziyesi her zaman geçerlidir.

Okunma Sayısı: 1712
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı