"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Başkanlık sistemi parlamenterleri öldürdü mü?

Şükrü BULUT
01 Şubat 2021, Pazartesi
Eskiden mebus derlerdi.

Sonra milletvekili oldular. Elbette parlamenter diyenler de var. Belki de bize en uygunu ve aşinası vekil idi. Zira demokrasi veya meşrûtiyet adına milleti tanıyanlar, bulundukları yerden millete “siyaset/idare“ adına müracaat ediyorlardı. Belli bir bölgedeki insanlarla veya kendisinden sorumlu olacağı halkla birebir oturup anlaşıyorlardı. Vekil olacak kişi önce halkın ihtiyaç ve arzularını dinler; sonra da taahhüd ve vaatlerini ortaya koyar. Böylece sözlü manevî bir mukavele yapılırdı. Vekil, vekâletini aldığı ahaliyi yakından tanımak ve ihtiyaçlarını bilmek için yakın irtibat içinde olurdu. Demokrasinin hem Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda ve hem de TBMM’sindeki manası bu idi.

Demokrasi adına ortaya çıkan siyasetçilerin, geçen siyasetçilerin sistem hatalarını istismarları, demokrasideki âcil kanamaları onlara yıkarak sistemi devam ettirmeleri, onları demokrasiden uzaklaştırır. M. Kemal’in kendisinden öncekilerin ihmalleri ve bazı yanlışları üzerine devrimlerini ikame ile nereye gittiğini tarih gösteriyor. Doğrudur, bir süre millet yeniliklerinize ses çıkarmayabilir. Sonra siz, işi metazoriye götürdüğünüzde, millet size arkasını döner ve küser. Altmış senelik bir karn geçse de, itirazından vazgeçmez. Hem de elinize geçirdiğiniz askerî, yargı, üniversite, sermaye ve dış güçlerin yardımlarına rağmen… Bu paralelliği 12 Eylül’ün yanlışlarından kuvvet alan AKP için de söyleyebiliriz. Çeşitli sebeplerle yapılamayanlar, yanlış yapılanlar ve dünyadaki bazı kuvvetli cereyanların yardımıyla iş başına getirilen AKP’nin bu yanlışları ve ihmalleri nasıl kullandığını iyi biliyoruz. Fakat neticesinin demokrasiye gelmediğine bütün dünya şahit, bu gün. AKP’yi idare edenler bilimden, dünya demokrasilerinden ve tarihî tecrübelerden koparak “yarınını kotarmaya” çalışıyorlar. Bu neticenin ne AKP’nin geçmiş ve geleceğine ve ne de Türkiye siyasetinde yirmi altı yıldır çok etkili makamlarda istihdam edilmiş Recep Tayyip Bey için asla hayırlı sayılamaz.

Geçmişteki dengeleri, dış müdahalelere uğrayan demokratik felâketleri, henüz hak-hürriyetlerini istemeyi beceremeyen dindar kesimlerin durumlarını, Türkiye’deki fikri uçları kullanarak iç çatışmaya götüren global cereyanları ve yine henüz bu güne kadar çok ilkel komünikasyon imkânlarını hesaba katmadan dünü suçlamanın siyasetin verimsiz bir üslûbu olduğunu iktidardaki kadroların bilememeleri en büyük eksiğimiz olsa gerek. Artık her partiye, sivil-topluma ve hatta tarikata girmiş global cereyanların yetiştirilmiş elemanlarından bahsederken, bizi dündeki koalisyon dönemleri cerbezeyle anlatmanın ne denli yanlış olduğu ortada. Hem de dünya demokrasilerinin genellikle koalisyonlara gittiği bir zamanda. Bu günün ihtiyaçlarını karşılamak ve problemlerini çözmek için, çözümü dünde aramak veya dündeki sosyal problemlerle korkutmak, medeni halkların nefret ettiği bir yaklaşımdır. Otuz-kırk sene önceki teknoloji ve medeniyeti günümüzdeki harikalarla karşılaştıramayacağımız gibi, demokratik şartları asla karşılaştıramayız.

Türkiye’nin elbette kendi şartlarına ve sosyal yapısına uygun bir demokrasisi olacaktır. Fakat önce demokrasi… Seksen milyonu bir futbol takımı taraftarı gibi düşünerek, bazen de biz ve ötekiler çizgisini çizerek; her türlü adaletsiz, insanî değerlere aykırı, demokrasinin hiç kabul etmeyeceği kurallarla rakiplerini köşeye sıkıştırarak siyaset yapanların demokrasiden bahsetmeleri, hakikaten yabani kaçıyor. İstibdatta, doğru ve haklı olan bir taraf vardır, o da iktidar tarafıdır. İktidara itiraz edenlerin hepsi ihanet içindedirler. Onların öyle veya böyle susturulması gerekir. Fakat söylediğimiz gibi, bu sisteme “İstibdat/diktatörlük” derler. Her kesten önce Kur’ân ve Peygamberimiz (asm) bu sistemi reddederler. Doğru görünen bir yanlış daha var. Dünyanın belli sermayesini arkasına alarak bütün kuvvetleriyle “millî demokrasilere” hücum eden global Marksist cereyanların yardımıyla, antidemokratik hareketler “demokrasi markasıyla“ pazarlana biliniyorlar. Bu yalancı ve demokrasi düşmanı global sermayedarların düşüncesine göre; kendilerine yakın ve uyumlu olduktan sonra her türlü müstebit diktatör demokrasi belgesi alabilir, kendilerinden… Şili’nin meşhur diktatörü Pinoschet gibileri bile, Rockefeller ve Warburgların finanse ettikleri CFR’den icazet almışlardı. İnanmıyorsanız, Marksist kapitalistlerin önderleri olan Hayek ile Popper’e sorabilirsiniz… Çok yakında Çin Komünist Partisi başkanına da demokratlık icazeti verecek olurlarsa bu sermayedarlar, şaşırmamak gerekiyor.

Türkiye, tamamen istibdadın şartlarına uygun bir sistemle idare edilirken, dünyaya veya halkına demokrasiden, hürriyet ve adaletten bahsedemez. 12 Eylül veya öncesindeki askerî müdahalelerin demokrasimize yaptıkları tahribatı tamir etmesi gereken AKP’nin, kendi iktidarına buradan gayrimeşrû fetvalar araması, hem partiye ve hem de partiyi sırtında taşıyan lidere zulümdür. Zira bu gün onları hasis menfaatleri uğruna alkışlayanlar, korkulur ki yarın lânetleyecektirler. İşte, yukarıda örnek verdiğimiz geçmiş iktidarlar, müdahaleler ve müdahalelerle gelen siyasetçiler. AKP bu akıbete uğramamalı. Medeni Türkiye’nin üslûbuna uygun bir şekilde, hakikaten çok yönüyle bozulan demokrasimizi tekrar yoluna sokarak, tarihteki güzel yeri almalıdır. Milletimiz fedakâr olduğu kadar vefadardır. Millete güvenerek, vekillerini ön plâna çıkarmak elbette AKP ile onun birinci sorumlusu Sayın Cumhurbaşkanımızın vazifesi olmalı. Dünya demokrasilerinde görülmemiş şu seçim barajları AKP’nin en büyük ayıbı değil mi? Üniversitelerin hâlâ ihtilâlcilerin kanunlarıyla idaresi ne kadar yanlış ise, vatandaşının kendi vekilini tanıyamaması, beş yüz elli-altı yüz seçilmiş kıymetli insanın bilgi, tecrübe, enerji ve sadâkatlerini boş yere israf etmenin vebalini hiç kimse çekemez. Şahsiyetli vekillerin izzetli davranıp buna itiraz etmeleri gerekmez mi? Batının “doğrudan demokrasi” kapılarını araladığı bir mevsimde, aracı şefaatçilerle devletin arandığı ve milletin giderek öz güvenini kaybetmesi de o denli millî izzetimize zarar veriyor.

Millete sırtını dayamış bir parlamenter sistemin cumhurbaşkanı olmak daha güzel değil mi? Milleti vesayete muhtaç veya sürü kabul eden şu barajlı sistem kalkarsa, AKP kaybetmez, kazanır. Belli konsensüslerle seçimin hemen ardından ittifak etmiş siyasî partilerin oluşturduğu bir icra veya bakanlar kurulu ne kadar güzel olur… Fakat vekilin kuvvetli olmadığı, vekâletini aldığı seçmenlerle irtibat içinde olamadığı ve onların ihtiyaç ve problemlerini projelendiremediği bir sistem demokrasiye değil, istibdada götürür.

Cumhurbaşkanımızın reformlara her şeyden önce seçim kanunundan başlaması gerekiyor. Mütemadiyen dolaylı olarak suçladığı Kemalizm istibdadından, ihtilâllerden ve Derviş döneminin dış müdahalelerinden gelen millet aleyhindeki durumu düzeltecek reformlar, onu izzetli kılacaktır. Milletin vekiline engel getiren “istibdat yadigârı” barajları hemen kaldırmak. Ve mümkünse, icrayı yakından denetleyecek senatonun tekrar oluşturulması, Türkiye Demokrasisini en ileri noktaya taşır, kanaatindeyiz.

Okunma Sayısı: 1793
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mehmet Demir

    5.2.2021 00:34:31

    👍

  • Hıdır Yıldırım

    3.2.2021 09:12:37

    Dindar bir Cumhuriyetçi olan Bediüzzaman'ın Cumhuriyet rejimine bakışı. Sonra dediler: “Sen, Selef-i Salihîne (Geçmişteki İslâm büyüklerine) muhalefet ediyorsun?” Cevaben diyordum: “Hulefa-i Raşidîn, herbiri hem halife, hem reis-i cumhur idi. Sıddîk-ı Ekber (r. a.), Aşere-i Mübeşşereye (Cennet ile müjdelenmişler) ve Sahabe-i Kirama elbette reis-i cumhur hükmünde idi. Fakat, manasız isim ve resim değil, belki hakîkat-i adaleti ve hürriyet-i şer’iyeyi taşıyan mana-i dindar cumhuriyetin reisleri idiler.“ (Tarihçe-i Hayat, s. 357-358) Inşallah isim ve resimden ibaret olmayan Cumhuriyeti insanlara anlatmak ta nur talebelerinin görevi olmalı.

  • Haydar

    2.2.2021 16:01:04

    1980 Askeri dönem Anayasası ile yönetilmek gerçek demokrasiyi isteyenler için ayıp bir durum. Hep birileri yapsın bizde uyalım, uymayan tarafını da şahsi menfaatleri dikkate alarak nerede açık varsa oradan kendimize uydurmaya çalışanlar var. Halkın istemesi, halkın talep etmesi, üzerinde çalışması gerekiyor. Bugüne kadar anayasamızı kaç kişi okumuştur? Hükümetler plan ve program yapar yayınlar. Kaç kişi yapılan planları ve programları okuyor ve eksik, yanlış gördüğü kısımlarıyla ilgili önerisini belirtip itiraz ediyor? Örneğin 2023, 2053 hedefleri internet ortamında yayınlandı okuyan kaç kişi? İtiraz edip öneri yapan kaç kişi? Biraz gerçekçi olmamız, iğneyi başkasına çuvaldızı kendimize batırmamız gerekiyor

  • Sezai MUMCU

    1.2.2021 23:10:59

    Daha gün bitmeden CB den aciklama ittifak ortagimizla anlasip YENI ANAYASA yapabiliriz demis. 1 ve en önce Dünyanin en abuk yasasi kisiye ÖZEL CEZA HUKUKU 5816 yi kaldir Her Türk vatandasina yeten TCK bu bir sahsa yetmiyorsa BU HUKUK DEGILDIR. ISTIBDATIN TA KENDISIDIR. Ikincisi Bir milletin DILINE VE DININE TECAVÜZ EDEN BIR ARITMETIK ILE ANAYASANIN DEGISMEZI DEYIP HALKI KIMSE IKNA EDEMEZ. Bizim aklimiz Aganin cebinde degil. Almanya nin kurucusu Prens Otto v. Bismarcktir bakin ALMAN ANAYASALARINA bir maddede ismi yoktur! TÜRKLER AHMAK DEGIL!

  • Osman

    1.2.2021 21:08:46

    Tavsiye ler güzel de kim yapacak Yirmi yılda ülkenin geldiği durum ortada geri kalmış geri bıraktırılmış Bir millet ve ülke Boşverin gerçekleri uçuyoruz hayallerle

  • zeliha

    1.2.2021 20:07:56

    Vekiller vurgusu çok yerinde olmuş, onların duruşlarını düzeltmeleri halinde demokrasiye ne kadar katkıda bulunacaklarını çok mukni bir şekilde izah etmişsiniz.Bu kadar yanlışın ardından gerçekten kurtuluş arayacak samimiyetleri kaldıysa tabi ki tavsiyelerinizi değerlendireceklerdir. Yoksa milletin hem kendilerinin günahları ahirete göçüp giderlerse işleri hiçte kolay olmayacaktır.

  • Demokrat Avrupa

    1.2.2021 19:33:09

    Demokrasiden bihaber, ömründe sadece demokrasi ile ilgili değil, doğru dürüst kitap okumamış birisinin demokrasiye inanması, demokrasiyi istemesi ve yaşaması ne kadar gerçekçi olabilir ki? Seçim barajına gelince, yıllar önce söylediği ortada: “ Seçim barajını biz mi getirdik ki kaldıralım?” demişti....

  • Selim

    1.2.2021 16:12:20

    Bizim de üç yüz senelik bir demokrasimiz olsaydı, kurumları ve alt yalısı olsaydı, belki taftışılırdı. Bu haliyle asla

  • Muhammed Said

    1.2.2021 15:46:50

    BaşKANlık sistemi milletin kanını emiyor. Kan değil can değil şnsanlıpın mahisi oldu! Başkanlık zarardan başka bir şey değil. Eski hal muhal dedik ama yine de getirdiler metazori şekilde, şaibeli şekilde, aldatarak vs....

  • Ahmet Rıza

    1.2.2021 13:18:12

    Bu başkanlık sisteminin dayandığı noktanın globalcilerin sürü siyaseti olduğunu artık anlamamız lazım. Türk milletinin geleneksel tek adamlılık damarından da istifade ettiler. Bu sistemin arkasında global sermaye var, Türk milleti, yok. Bu medya sansürüne rağmen milletin anlamasını beklemek isteyenlere şunu söylemeliyiz: Hem Egemenlik, hem milletin serveti ve hem de demokrasi çoktan bitmiş olurlar. Millete gözcü olması gerekenlere adeta sürü muamelesi yapılıyor, şu sistemde.

  • Hüseyin

    1.2.2021 12:43:33

    (2)Ademoğlunun binlerce yıllık deneyiminin ve çabasının ürünü olan demokrasi problem çözme sistemidir. demokrasi ile idare edilen sistemlerde mevcut problemler hemen, yakın ve uzak problemler yaşanmadan bir takvim çerçevesinde çözülür. İdeolojik ve totaliter idare biçimlerinde problemler uyuşturulur yokmuş gibi davranılır.ortaya çıkarsa da konuşulur sömürülür kullanılır beklenti oluşturulur problemler çözülmez ötelenir.

  • Hüseyin

    1.2.2021 12:42:54

    (1)hayvanat ve nebatat başta olmak üzere canlı organizmaların hayatının idamesi devamlılığı kurallara yasalara uygun olarak programlanmış organik sistemleriyle ve doğal çevreleriyle uyumlu olduğunu doğuştan olduğunu ilgili bilim dalları bize söylüyor gösteriyor. canlı organizmalar kurallara veya yasalara uygunluk ve hayatı sürdürülebilirlik bakımından çoğu genetik olarak koşullanmış,kodlanmış yani doğuştan bağışıklı olduğunu söyleyebiliriz. Hayat problem çözmektir.Problem çözen organizmalar ayakta kalır.problemlerini çözemeyen canlılar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar uzun süre ayakta kalamazlar.

  • Niyazi N.

    1.2.2021 11:49:32

    Maddî ve manevî tahribatın bizatihî sebebi ve menbaı haline gelmiş olan mevcutlara bu tür tavsiyeler, onları ikiyüzlülüğe ve milleti tekrar aldatmaya davet etme manasına gelmiyor mu? Bunun vebali olmasın..!?

  • Mustafa coban

    1.2.2021 11:24:23

    Secim baraji bir cok ulkede var.buna ragmen demokrasileri saat gibi işliyor.yanliş giden cok şey var.milletvekili secilebilecegi ihtimali yuksek bolgeden aday gosteriliyor.secmenini tanimiyor.lidere itaat yetiyor.secmene hesap vermesi gerekmiyor.akp gunu kurtarma telaşinda.mhp ve perincek cenderesine kapilmiş durumda.secimde kaybedip bz sarmalsan kurtulursa ancak rahatlar.demikrasi adina 18 sene heba oldu Boyle bir firsat ele geçmez.yeni bir anayasa yapilabilirdi.akp kumar oynadi

  • Sezai MUMCU

    1.2.2021 05:20:14

    Almanların lisanı bizdeki gibi kasten dini terimlerden arındırılmak maksadıyla mütemadiyyen UYDURUK kelimelerle 3 yeni lisana baliğ çoğaltılmamıştır. Onun için GOETHE nin FAUST adlı kitabını her Alman LÜGATSİZ anlar. Almanlar Milletvekiline Abgeortneter derler HALK TARAFINDAN GÖNDERİLEN VEKİL anlamına gelir. Almanlar AKILLI bir millettir Fransa gibi yapmayıp parlamenter sisteme sadık kalmıştır. Türkiye herşeyini Fransa'dan ithal etmek gibi bir AYMAZLIK içinde. Çakma Laiklik gibi. Başkanlık sistemi gibi. Bu bize uyuyor mu? Vatandaş BUNA FRANSIZ KALDI

  • Ismail

    1.2.2021 03:22:47

    Müsbet hareket! Tebrikler.

  • Bedreddin

    1.2.2021 01:44:38

    Maşallah

  • Okur

    1.2.2021 01:25:36

    Akp nin tarihte güzel bir yer alabilecek nesi kaldı?

  • İhsan

    1.2.2021 00:35:16

    Vekilin esas olmadığı bir parlamento Çin’de, Baas rejimlerinde ve İran’da da var. Oralarda da seçim yapılıyor, fakat kimse vatandaşa soru soramıyor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı