"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İstanbul Sözleşmesi için yeniden Bismillah!

Şükrü BULUT
02 Nisan 2021, Cuma
Özden habersiz olanların kışır üzerindeki tartışmalarını görüyor musunuz?

Türk milleti medeni bir millet, fakat siyasetini düşürdüğümüz derekeyi de müşahede ediyorsunuz. Meselenin “İstanbul Sözleşmesi’nin” muhtevasındaki yanlışlar olduğunu bir seneden fazladır, konuşuyoruz. Marksist Batı medeniyetinin, kadın başta olmak üzere aileyi içine düşürdüğü bataklıklardan nasıl kurtaracağız diye insanlar, iyi niyet ile Türkiye’nin davetine koşup gelmişler. Elbette bizim açımızdan güzel bir şeydi. Hükümetimizin cehaletinden, tembelliğinden, Neoliberal fonlarıma olan bağımlılığından bize kurulmuş tuzağı görememiş olmamız, elbette İstanbul’a fatura edilemez.

Bu tartışmaların hiç yakışık almayan bizce önemli bir ciheti de, cumhurbaşkanımızın imzasıyla durdurulan fecaatin, partisinin “sığ akıllılarınca” ranta veya siyasî propagandaya dönüştürülmesi hadisesi. AKP’nin ırkçı ortağının durumu zaten meydanda. Bu ülkeye ne zaman faydası dokunmuş ki, İstanbul Sözleşmesi’yle dokunsun. Fakat iktidar partisinin İstanbul sözleşmesindeki hatasını, siyasî ranta çevirme teşebbüsü, Türk siyaseti açısından “hacaletaver” bir durumdur. Bu arada muhalefetimizin bazı mensuplarının cehaletleri de dikkatleri çekecek düzeydedir. Neoliberallerin diversty esasıyla, yani “ahlâksızlığı milletimize kabul ettirme” düsturuyla hareket edecek hangi parti milletin karşısına çıkma cesareti gösterebilir ki… İktidar partisinin her dediğine itiraz edelim, mantığının artık Afrika kabilelerinde bile kabul görmediğini, muhalefetimiz de görmeli diyoruz. Burada genelleme yapıp; canü gönülden demokrasiye çalışan muhalefet partilerinin idareci ve sözcülerini tenzih ederiz. İkazımızın, milletin hayatından, ihtiyaçlarından ve inançlarından habersizce sağda solda renkli bayraklarla ortaya çıkanlaradır.

Siyaset aklın ve hürriyetin emrinde olursa, milletimiz için güzel ve faydalı olur. Duygularını tatmine, parti menfaatini millet menfaatinin önünde tutmaya ve cehalete teslim olmuş bir siyasetin ülkemizin yüz karası olduğunu, genç siyasetçilerimiz daha iyi anlayabilirler. İsim ve resimlerde boğulanlar “İstanbul Sözleşmesi’nin” mahiyetini de anlayamamışlar. Türkiye’nin geleneklerinden koparak “Avrupa’dan ithal ettiği” medeni kanunun bu milletin töresine, dini hayatına, tarihi hakikatlerine ve aktüel coğrafyasına aykırı olduğunu bile bile uygulayanların, milletimizi ailesi ve kadınıyla mahkûm ettiği şu kaostan çıkışın yollarını, on yıllardır arıyoruz. Bizim itirazımız, işgalci sermayenin yetmelerinin “hükümetin İstanbul’daki” çözüm projelerini manipüle etmeleri değil miydi? Aileye bağlı olarak kadınımızın statüsünü sağlamlaştıralım, Türk ailesini “dünya için” bir örnek ölçü haline getirelim ve bu çekirdek üzerinden yeniden çınarlara dönüşelim derken, Neoliberal Marksistler birçok naylon sivil-toplum, vakıf ve uluslararası kuruluşlar perdeleri arkasında, konferansı sabote etmişler. Son zamanlarda, bazen çoğulculuk, bazen diversty, bazen ırkçılıkla mücadele ve bazen LGBT hakları tarzında tezahür eden “insan nesline düşmanlıklarını” kaş ile göz arasından sözleşmeye dâhil etmişlermiş. Bunu da itirafçı hükümetin elemanlarından öğreniyoruz. Düne kadar AKP’yi göklere çıkarırlarken, bu gün tam karşısında konuşan birkaç dindar yazarın hakkını da yemeyelim.

Cumhurbaşkanımız “İstanbul Sözleşmesini” geri çekerek, hem Avrupa’daki medeni idarecilerin, hem BM tarafından sıkıştırılan İslâm ülkelerinin ve hem de çıkış bekleyen üçüncü dünya ülkelerinin halklarına güzel bir kapı aralamış oldu. Hatadan dönmenin faziletini, yeni bir yanlışa dönüştürmemek için, başlığımıza “İstanbul Sözleşmesi” dedik. Hükümet temsilcilerinin bahsettikleri Ankara kriterleri veya Ankara mutabakatı gibi sözlerin dünya kamuoyunda ne denli yanlış yankılandığını, hepimiz duyuyoruz. Neoliberallerin “anarşizmi” davet eden ifrat hürriyet anlayışından, Ankara’nın bir kişinin iradesinde son bulan ve istibdadı çağrıştıran “tefrit” anlayışından uzakça, demokratik olarak bu meselenin muhatapları olan devletler, dinler, sivil-toplumlar ve hukukçuların aileyi ve kadını demokrasi ortamında yüceltme ortamında yapılacak çalışmalara, bütün dünyanın destek vereceğini şimdiden görüyoruz.

Hükümetin on sekiz seneden beridir yaptığı “U dönüşlerinin” çetelesi tutulsaydı “rekorlar kitabındaki” yerini alırdı. Kadın ve aile meselesindeki dönüşünün de akamete uğramaması için tavsiyemiz, bu meselenin büyük bir konferans ile “milli mutabakata” sunulmasıdır. Neoliberal sermayenin baskıları, Kamala Haris ekibinin baskıları, Türkiye Kemalist ve masonlarının tahrikleri hükümeti bu meselede epeyce tedirgin etmişe benziyor. Şayet işi yine saray mensuplarıyla yapmaya kalkışırsa, neticenin hayır getirmeyeceğini düşünürüz. Zira bu haliyle, Türk Milletinin ihtiyacına cevap verecek bir kanunu yapacak cesareti ve kuvvetinin olmadığını düşünüyoruz. Şayet bu işi millete götürürse, arkasında belki de bir buçuk milyar insanın desteğini görecek ve hatta İsevi Avrupa’nın da arzusu olan bir mutabakat ortaya çıkacaktır. Türkiye’nin tek başına global Marksist kapitalistlere itiraz edecek durumunun olmadığını, artık her kes anlamalı, değil mi?

Okunma Sayısı: 1568
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Halil İbrahim KARAHAN

    6.4.2021 03:28:30

    Allah razı olsun.Her türlü kötülüklerden korusun.

  • Halil İbrahim Karahan

    5.4.2021 05:59:44

    Allah'ım İsm-i Azamın hürmetine sizden razı olsun.

  • Eddai

    4.4.2021 02:13:59

    Sözleşmeye verilen ID çok sinsi. İslam coğrafyasının her yerinde fıtratı besleyen simgeler var. Fıtratı bozucu projeler, ancak kargaşaya yol açıyor. Peki bu kargaşadan kimler neyi ne kadar kayıp ederken, kimler karlı çıkıyor? Eğitim sistemine, İslamiyetin kadına vermiş olduğu değeri, koyarsanız, İnşaAllah bu koridor istikamete girer, hakperest batı ve diğer coğrafyalar ferç ferç ittiba eder ve o zaman dünya 5’ten büyük olmaya başlar İnşaAlla. Neden mi? Çünkü hakperest insanlar “manevi yasakçı” modelini mevcut adalet sisteminden daha evla olduğunun intibahına varcaklardır da ondan. Yazınızı tebrik ediyoruz, baki selamlar...

  • Bedreddin

    4.4.2021 00:54:29

    Yazarımız maşallah her yazısında olduğu gibi ifrat ve tefritten uzak belli bir kıvam ve ölçü içerisinde geniş bir perspektiften fikirlerini serdetmiş Allah ebeden razı olsun.Hazreti Üstadın buyurduğu gibi "biz haydar" diyeceğiz.

  • Zeliha

    3.4.2021 12:49:57

    Bir delinin kuyuya attığı taşı ancak bu devirde nurcular çıkarır inşaallah. Tabanda halledilmesi gereken bir mesele. O kadar eksik bilgi var ki kamuoyunda. Her taraftan yanlış anlaşıldı ve ya eksik anlaşıldı. Doğuda bir tabir var, bir delilinin bir kuyuya attığı taşı 40 akıllı çıkaramadı derler. Bu işi yine yeni asya çözmeli. Sözleşmenin her köşesi iyice ortaya konmalı. Ki başta üniversiteler bir çalıştay yaparak dini ve sosyolojik olarak meseleyi tam ortaya koymalı. Yoksa kıyamete kadar tarihe geçecek bir yanlış anlaşılma yaşanıyor şu anda. En çokta kadınlar dünyasında. Yeniden bir dejenerasyon yaşanabilir. En birinci reçete hanımlar rehberi. Allah razı olsun çok önemli bir konu üzerinde durdunuz yine.

  • Erdoğan Dinç

    3.4.2021 09:41:16

    Meral Akşener gibiler, niçin sözleşmenin iptaline karşı çıkıyor. Bunu anlayamadık. Bu arada hükümet sözleşmeyi kabul edip vaz geçtikten sonra hem dindarları üzdü hem de feministleri şımarttı.

  • Mustafa coban

    2.4.2021 18:47:00

    Istanbul sozleşmesinin kaldirilmasi bu kadar basit.asil zor olan kadina karşi şiddeti durdurmak.biz kendi başimiza sorunlarimizin hakkindan geliriz demek ve ispat etmek zorundayiz.

  • Sezai MUMCU

    2.4.2021 16:07:26

    1)Cok basit HATALAR yapiyoruz. Dessasiyet, Fitne ve Fesat, Hile, Suikastler BELLI BASLI DOGRULAR MANZUMESININ ICINE KATILIR. BU NEDENLE ISTANBUL ANTLASMASI FARKSIZDIR. Örnegin bir Yahudi Kadin Medinede Resulallah ve Sahabelere ziyafet olsun onlara daha da yaklasalim görünümüyle gayet mükellef bir yiyecek hazirliyor. HEDEF ASIRI DOZDA ZEHIRLE ALLAH RESULUNU ZEHIRLEMEK. Kanmayalim. Dessas Ingiliz Tarihte MÜSLÜMANLARI AYNI DELIKTEN BINLERCE DEFA ISIRMISTIR. LOZAN'da YERDEN YERE VURDU bizden bazilari hâlâ Lozan bir kazanimdi GAFLETINDE/AYMAZLIGINDA veya asla uyanmaz deliliginde. Elbette Müslümanlar her yani fitne fesat, dessasiyet, hile olan bir seyi dogrudan kabul etmez bunu en iyi Iblis, daha sonra dessas Ingiliz bilir.

  • Sezai MUMCU

    2.4.2021 16:07:06

    2) Bir de Ahirzamanin ne şiş yansın ne kebap AMA ben Cehennemde yanarim bu fitne ve fesada ve dessasiyete göz yumuyorum diyenlere ne demeli. Istanbul Antlasmasi HARIKAYMIS. Siz SEMAVI DINLERIN TEMELINI DINAMITLIYORSUNUZ; AHMAK DEAS veya PKK TERÖRISTI GIBI KENDINIZI PATLATIP INSANLARA ZARAR VERIYORSUNUZ.

  • Hikmet

    2.4.2021 15:48:29

    İstanbul sözleşmesi isim olarak demokratik bir mutabakatı çağrıştırmamış olabilir. Konferansın “İstanbul Aile ve Kadın hakları mutabakatı” şeklinde olması, dünya kamuoyunu daha çok cezbedebilir..

  • Osman

    2.4.2021 15:27:15

    Yazı güzel Fakat gerçeklerle uyuşmuyor Yapan da bozanda aynı Ortada methedilecek bir şey yok Yoktan kahraman çıkarmayın

  • GAZİ

    2.4.2021 14:37:53

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan yürürlüğe koydu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yürürlükten kaldırdı. Allah herkese bütün yanlışlarından dönmeyi nasip etsin. Darısı bu sözleşmeye atıfla yapılan kanunlara.....

  • Hüseyin

    2.4.2021 14:26:09

    Haklar, özgürlükler ve sorumluluklar kapsamında, toplumları benimsedikleri konular kadar, karşı çıktığı konular da iyi okunursa, yani evet dedikleri kadar, hayır dediklerinin de ne olduğu anlaşılırsa, diyalog köprüleri atılmadığı sürece, demokrasi ve hukuk zemininde, mevzuları problemleri, konuşma tartışma, asgari müştereklerde uzlaşma süreçleri ile mutlu sona ulaşılabilir. İnsanlar içtimai ve siyasi hayatta kendini belli kodlara, kalıplara algılara göre kodlar, şifreler, konumunu belirler.. Farklı kesimlerin kesiştiği, iç içe geçtiği, üzerinde birleştiği mevzular konular ne kadar çok olursa toplumlar o kadar büyürler ve hayal kurarlar.. Aksi de doğrudur...

  • Nura

    2.4.2021 12:57:43

    Milletimizin ekonomik endişe sebebiyle değil, hürriyet ve hamiyet endişesi ile tekrar uyanması duasıyla. Faydalı ve toparlayıcı bir yazı olmuş, teşekkürler.

  • ömer ergün

    2.4.2021 11:47:08

    İstanbul sözleşmesi cinsiyetsiz bir toplum oluşturmak isteyenlerin, sözleşme metnini bu amaçla ifsat etmeleri, kadını şiddetten korumaya yönelik düzenlemeleride boşa çıkardı. İnsanlığın gelmiş olduğu medeni seviye itibariyle fıtrata uygun bir koruma düzeninin ve anlayışının özellikle müslümanlar tarafından hazırlanması gerekmektedir.

  • Ahmet Salih

    2.4.2021 11:34:23

    Türkiye'deki büyük sermaye ile bu ahlâksızlar arasındaki ilişkileri de, ancak Yeni Asya yazabilir. Feminizm maskesini takmış bu ahlâksızların bütün etkinlikleri paralı ve pahalı mekânlarda olduğuna göre, bu değirmenin suyu nereden geliyor?

  • Aykan

    2.4.2021 10:59:22

    "Bu meselenin büyük bir konferans ile “milli mutabakata” sunulması" yerinde bir teklif. "Avrupa da bizden yalnız adaleti ister ve medeniyeti bekler; tâ muvazenesi bozulmasın."

  • Sertaç Lüser

    2.4.2021 09:24:48

    Hür olma sevdası ile her türlü rezilliği deneyen ve kapı arkasındaki şer'leri tanımadan kendini ortaya atanlar, sözde hürriyet lisanları ile gerçek Hürriyetin ve İnsaniyetin peşinde olanları bugüne kadar anlamadıkları artık tescillendi.Denemedikleri şey kalmadığından dolayı hataya hata ile ulaştılar.Fakat şu anki durum bizim tamda yanlış ve doğru tartışmasından ziyade önümüzde ki enkazı kaldırıp doğruya kanalize etme zamanımız geldiğini gösteriyor.Akl-ı Selim ile bu sözleşmeyi İnsanlığa zarar her türlü necasetten arındırarak topluma faydalı olabiliriz.Hatadan dönülmüş olabilir fakat tekrar hata yapmamak şartıyla.Artık U dönüşünü millete faydalı şeylerde millete yönelik istiyoruz.

  • Haşim Özkan

    2.4.2021 06:04:17

    Zerratı günahlardan mürekkep bir hükumetin masum olması beklenemez .Rabbim akıbetimizi hayreylesin.Baştakilerin başlarına akıl nasip eylesin.Bizlere de sabır versin.

  • İhsan

    2.4.2021 00:28:27

    Bu kadar önemli bir meselenin cumhurbaşkanı tarafından hazırlanması demek, bebeğin ölü doğmasını çağrıştırır.

  • Zehra

    2.4.2021 00:08:11

    U dönüşü tesbitiniz nükteli olmuş. İstanbul sözleşmesini Halka bırakmak ta orjinal teklif. Umarız öyle olur.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı