"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mehmet Kutlular’ın Yirmi Sekiz Şubat süreci…

Şükrü BULUT
19 Nisan 2021, Pazartesi
Sosyal meselelerin, dinî ve teknik meselelerden farklı telâkkisi, bazen insanlar adedince “düşünceler” arasında bize “gel-giti” yaşatabilir. Yirmi sekiz Şubat denilen sürecin, her ferdin aynasındaki yansıması farklı olacağından, bu meşum sürece kendimizce Yeni Asya ve bu günlerde Rahmeti Rahman’a tevdi ettiğimiz, Risale-i Nur neşriyatının elli senelik sorumlularından Mehmet Kutlular’ın adesesinden bakmaya çalışacağız.

Bundan önceki yazımız ile irtibatlı düşünmeye devam edeceğimizi özellikle belirtelim. Ne Mehmet Kutlular ve ne de Yeni Asya, “Yirmi Sekiz Şubat“ sürecini müstakilen değerlendirmediler. On iki Eylülün devamı olan bu zaman diliminde Müslümanlara zulmeden idarecilerinin itiraflarıyla, yapılan zulüm ve haksızlıklar “Cuntacıların 12 Eylül Yasasına” göre yapılmıştı. Medyaya verdikleri beyanlarla hem Kemal Gürüz, hem Kemal Alemdaroğlu, hem savcı Savaş Vural, hem Yekta Güngör ve hem Çevik Bir ve hem de Hüseyin Kıvrıkoğlu gibi bu dönemin zulümde öne çıkan isimleri; bu noktayı müteaddit defalar seslendirdiler. Onlar, On İki Eylül’ün emrettiği istikamette yürümekten başka bir şey yapmadıklarını söylemeye devam ediyorlar. Bu doğruya kim itiraz ediyor, dersiniz. Bizim cenahta; 12 Eylül’ün mahiyetini bilmeyen veya bilinçli olarak üzerini örten siyasal İslâmcılarımız, bazı milliyetçilerimiz ve demokrasi pusulasını kaybetmiş bir kısım muhafazakârlarımız Yirmi Sekiz Şubat’ı, fıtrî sürecinden ayırarak müstakilleştirmek istiyorlar.

Neden padişahın merkebine kızanlar, semerini döverler dersiniz? 12 Eylül’e itirazın faturası çok kabarık döneceğinden dolayı, onlar yanlış bir kolayı seçtiler. 28 Şubat’ın dehşetli ihtilâl ile ilgisini kesmeye kalkışanların, labirentlerin üzerine çıkıp bütünün resmini görmeye yürekleri galiba yetmiyor. Global diktatörlüğün Türkiye’ye bu ihtilâlle giydirdiği “deli gömleğini” dindar Özal ve hatta cuntacıların ilhahıyla kabul ettiklerinden, dönüp fazileti yakalayamıyorlar. Mehmet Kutlular, içinde bulunduğu şahs-ı manevinin kararını meşveret ile ortaya çıkardı. Global münafıkların büründükleri “istibdat, ihtilâlcilik, Kemalizm ve kapitalist Marksizm” gibi yeni liberallerin bütün giysilerini gazetesinin sayfalarında deşifre etti. Mehmet Kutlular’a ve gazetesine ambargolarla hücum eden günümüz iktidarının anlayışı ile ANAP’ın anlayışlarının aynı olduğunu, merhum Kutlular defalarca açıklamıştı. Zira her iki siyasî hareket de “ihtilâl ürünü” olarak milletin önüne getirilmişti. Neoliberaller yalnızca ihtilâl yapmakla kalmamışlardı; ihtilâli garip bir hipnoz ile Türk milletine kabul ettirecek siyasî kadroları, reklâm şirketlerini, teknik alt yapıları ve gereken paraları da göndermişlerdi. Hani halâ söylenir. İhtilâlden önce ülke yetmiş cente muhtaç idi. Peki nereden getirdiniz. Bülent Ecevit’i itibarsızlaştırdıktan sonra, tepe tepe kullandıkları enerji ve maddî imkânları nereden bulmuşlardı. Tıpkı bu günümüz gibi. 

Neoliberal-neoconlarla ittifak içinde çalışmayacak olsa, kısa bir zaman içinde iktidardan ayrılmak zorunda kalabilir. Fakat bundan daha iyi alternatif bulamadıklarından, söylene söylene devam ediyorlar.

12 Eylül Kutlular’ın başında bulunduğu gazeteyi tam 470 gün kapatmıştı. 28 Şubat sürecinde zulmün rengi değişti. Bütün yazar ve idarecileri yargılandı. Bu gün AKP’nin yaptıklarının onlardan farkı yok. Tam 400 küsur gündür resmî ilân haklarını elinden almış, kendince süründürmeye çalışıyor. Yani mevcut hükümet, Hüseyin Kıvrıkoğlu ile Çevik Bir’in dediklerini yapıyorlar. Bekir Yıldız tiyatrosu ile Sincan sokaklarına çıkan tanklarla “Balans ayarı” yapılmış ve süreç aynen devam etmişti. Müslümanları inleten, ahlâksızları sevindiren ve demokrasinin yeşermesini engelleyen 12 Eylül anayasasını kollayan AKP’nin geçmişteki referandumun da bir başka tiyatro olduğu, buradan daha iyi anlaşılıyor. Gördüğünüz üzere, bazı dinî cemaatlerin ağladığı-sızladığı manada bir 28 Şubat olayı yoktur. Merhum Necmeddin Erbakan’ın itirafları ortada iken, ona mirasçı olduklarını iddia edenlerin resmin bütününe bakmamaları Türkiye’miz açısından çok büyük bir kayıp değil mi? Ayrıca, Refah darbesiyle kurdurulan AKP’nin “Özal aşkı” da bu tezimize kuvvet veriyor.

Merhum Kutlular, yakın tarihimiz içinde en çok mağdur edilmiş bir cemaatin gazetesini Bab-ı Âli’de temsil ediyordu. Bilhassa yaşadığı kırk senelik mağduriyetin bir kısmını belli aktörlere bağlamak isteyenler; önce Neocon-Neoliberal ittifakının o günkü icracısı R. James Woolsey’in aracılığıyla gerçekleştirdiği en dessas ve dehşetli ihtilâli çocuklarımıza unutturmak istiyorlar. Sonra, o dönemde Cumhurbaşkanlığı makamında Demirel bulunduğundan, Demirel üzerinden demokrasi düşmanlıklarını devam ettiriyorlar. Demirel düşmanlığını sakın şahsî ve klâsik olarak düşünmeyelim. Kemalistliği ve solculuğu herkesçe bilinen Necdet Sezer gibi birini AKP’liler Demirel’e tercih etmişlerse, bu da 12 Eylül’ün devam eden hâkimiyetinden kaynaklanıyor, demekti.

Zira 28 Şubatı müstakil düşünenler de biliyorlar ki; demokrasiye ulaşmış bir ülkede din, milliyet, millî değerler ve sosyal devlet gibi kıymetli manalar asla siyasette kullanılmayacaktır. Bu ise; ANAP; AKP; MHP; GENÇ PARTİ; HDP ve istismara dayalı hiçbir siyasî oluşumun hayatını devam ettirememesi manasına gelirler.

Kemalistlerle, Marksist kapitalistlerle ve masonlarla karşı karşıya gelmemek için “28 Şubatları” uyduranların tarihin gerçekleri karşısında fevkalâde mahcup olduğu bir zamanda Mehmet Kutlular, izzet ve şerefiyle tamamladığı mücahedesinin ardı sıra, daha çok konuşulacaktır. Kur’ân ve İslâmiyet başta olmak üzere her mağduriyetin yanında ve zalimlerin karşısında yer almış bir şahsiyet hakkında yazılıp-çizilenlerin fazla olmadığı kanaatini taşıyoruz. Bazı ipuçlarıyla, gayet kısaca verdiğimiz bütün bilgilerin belgelerini de isteyen okuyucumuza takdim edebileceğimizi biliyorsunuz. Hayatında; dinî cemaatlere, cemaatlerin temsilcilerine, demokratlara, adaletperverlere ve bilhassa Bediüzzaman’ın talebelerine ayırım yapmaksızın verdiği kıymet ve gösterdiği hürmeti yıllarca yanında müşahede ettiğimizden; bilhassa diyanet ve demokrasi sahasındaki büyük müşahedesinden dolayı; dindarlarla demok- ratların kendilerine birer Fatiha borçları olduğunu düşünüyoruz.

Okunma Sayısı: 1487
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Eddai

    20.4.2021 20:59:53

    Amin, İnşaAllah

  • Nejdet pehlivan

    19.4.2021 23:35:25

    Kutlular Ağabeyi 1970 den beri yakından tanıyan biri olarak diyebilirim ki; Onun mükemmelliği, sadakatı, cesaret ve kahramanlığı, Risaleler yoluyla kazandığı tahkiki imandan gelmektededir. Yanısıra uhuvvet mesleğine ve hıllet düsturlarına sımsıkı bağlılığından, şahs-ı manevinin metin hükümleri olan meşveretlere riayet etmesindendir. Yaşadığı süreç içinde zalimlere asla boyun eğmeyişi, her zorluğa, ihanetlere, darbelere katlanışı, dik duruşu, şahs-maneviden aldığı güç ve destek iledir. Yeni Asya Nur Cemaati bu minval üzere meslek ve meşreb esaslarından asla taviz vermeden Üstadlarının Cadde-i Kübrây-ı Kur'aniye istakametni takip ederek, hizmetlerine ihlâsla devam edeceklerdir. İnşâallâh.

  • Zeliha

    19.4.2021 18:29:52

    Allah rahmet eylesin. Kutlular abimizin dava ya adanmış hayatının belki de en ön plana çıkacak yönü demokratlığı olsa gerek. Belki de sadece bu konuda duruşu bile gelecek nesilin çok şey anlamasina yardımcı olacaktır. Gerçekten Kutlular abiyi anlamak demek devrinin hadiselerini anlamak olacak. Her Nur talebesi için geçerli olduğuna inanıyorum bunun. Hizmete adanmış ömürler başka ne denebilir ki.

  • Serap

    19.4.2021 18:24:01

    Zalimler karşısında, geleceğini düşünmeden hakikati haykıran bir kahramanın hikayesini okuyoruz. Ellerinize sağlık

  • Abdurrahman

    19.4.2021 16:19:53

    Merhum Mehmet Kutlular hep Risalei Nur prensiplerine bağlı kaldı. İstişare sistemi bizim gibi doğu toplumları için çok acı bir reçete ancak Kutlular bunu uyguladı. Demokrasi, Hak , hürriyet insan hakları kavramlarını hep savundu. Günlük ve sonuç odaklı düşünmedi. Hem 12 eylülün hemde 28 şubatın karşısında durdu. Ne şahsi nede başında bulunduğu Yeni Asya için hak etmediği hiç bir şeyi talep etmedi. Allah rahmet eylesin...Gerçek dava adamları içten gelen fıtri rahmetle yad edilir.

  • Bektaş

    19.4.2021 15:24:24

    Yazılarınızda, ANAP ile AKP sürekliliğini anlatan manalar, toplumumuzca henüz anlaşılmış değil. Bu noktada yoğunlaşması lazım gazete ve Yazarlarımızın. Saygılarımla.

  • Ahmet Danışmaz

    19.4.2021 15:18:36

    Mehmet Kutlular davası için yaşadı. Hiçbir dünyevi karşılık beklemedi. O yüzden dünyevi çıkar peşinde koşturanlar onu anlamazlar. Ücretini de inşallah ahirette alacak.

  • Nura

    19.4.2021 14:08:19

    Mehmet Kutlular davası için yaşadı, davasını savundu ve ayakta ölen çınarlar gibi gitti, Allah rahmet eylesin.

  • Cetin acar

    19.4.2021 11:55:43

    Büyük davalar cesur ve sadık hizmetkarlar ister.

  • Hüseyin

    19.4.2021 11:10:26

    cemiyetlerin içtimai hayatında fertlerden ve ideolojilerden kaynaklı bazen öyle anormal durumlar yaşanır ki müsbet veya menfi gösterilen her çaba ,iradeli ve ilkeli her duruş kader ağlarının yeniden örülmesine,  yüklenmesine, toplumsal geleceğin seyir defterinin yol güzergahında ters rota değişikliklerine sebep olur.insan hayatında kader ve karar anları olduğu gibi nevi beşerin cemiyet hayatında da karar ve kader anları diyebileceğimiz durumlar  meydana gelir veya getirilir. 28 şubatta olduğu gibi zor zamanlarda konuşanları olduğu kadar susanları mağdurları olduğu kadar mağrurları çizgisini ahlakını imanını bozmayanları tarih ve hıfzı beşer  kaydeder...

  • Hikmet Altan

    19.4.2021 10:53:51

    12 Eylül ihtilali ve sorası demokrasinin günümüze kadar katl edilişi.Gerçek kahramanlar ve ihtilal ürünleri ancak bu kadar ifade edilir.Mehmet Kutlular ve şahsi manevinin kahramanları aynı çizgide devam mevcuda iktifa yok.Sesiniz GÜR çıksın.Selamlar.

  • Sertaç Lüser

    19.4.2021 08:06:06

    Bugün söylemlerimizde dilimize kolay gelen kelime ve cümleleri, duruşuyla zamanında yaşayan Kutlular ağabey, ısrarlı inatçıların yıpratmasına rağmen taviz vermedi, değişmedi.Zor zamanların insanı az bulunur. Ona "bu gücü nereden alıyorsun" dendiğinde verdiği cevap merak edilmeli ve düşünülmeli. Allah rahmet eylesin. Şahsı ile değil, şahsı manevi ye bağlılığı ile aktardığınız için teşekkürler.

  • Halil İbrahim Karahan

    19.4.2021 04:29:06

    Allah razı olsun abi Rabbim tesirini artırsın.

  • Sezai MUMCU

    19.4.2021 02:53:13

    LANET OLASI TÜM CUNTACILARIN VE DARBELERININ dessas Ingilizin kurdugu KEMALIZM in arkasina saklanip onu koruma, kutsama namina yola ciktiklarini IRDELEMELERI herbirinin dessas Ingilizin egitilmis KÖPEKLERI oldugunun KANITIDIR. Darbelerin EMRI ve GÖRÜSLERI ABD üzerinden geliyor gözükmesi LOZANIN dessas akrörü Ingilizi masum edemez. Burda mühim olan HAKIKI VATAN EVLADININ DININE, VATANINA MILLETINE sahip cikmasidir. Süphesiz bu görevi ifa edenlerin basinda hicbir ZULME BOYUN EGMEYEN KAHRAMAN NURCULAR gelmektedir. Sahte Nurcular ilk firsatta (atlayip ucaga ve baska yollarla) bir sekilde kacarlar. Zübeyir Gündüzalp'in NURCULARIN ARANDIGI MEŞ'UM DÖNEMDE kendini ihbar etmesi gibi MEHMET KUTLULAR 'da asla teredüt etmeden ve korkusuzca bu DARBECILERIN ÖNÜNE DIKILMIS zerre geri adim atmamistir. Bugün de hakikat degismez " DEPREM ILAHI IKAZDIR" Sizin CUNTALARINIZIN DA CUNTACILARLA BERABER CEHENNEME! Yasasin ZALIMLER icin CEHENNEM,

  • ÖMER Şevket Sipahi

    19.4.2021 01:51:27

    Değerli Şükrü Bey Hoca’m, yine çok güzel bir yazı yazdı.12 eylül ile 28şubatın organizatörlerinin aynı zihniyet olduğunu ve yapışık ikizler diyeceğimiz bu ihtilalci ve demokrasi katliamcılarının, tahribatlarının önlenmesinde demokratlar, Süleyman Demirel’le çok önemli bir tarihi rol oynarken, yeniasya ve Mehmet Kutlularında kahramanca direniş ve mücadelesini çok güzel anlatmış.... Kalemine sağlık diyor ve bu tarihi gerçeklerin unutulmamasını sağlayan yazılarının devamını dilerim....

  • Eddai

    19.4.2021 01:19:25

    !2 Eylülün bayraktarligini yapmak dahilde kime ne kazandiriyor ki? Hani seytan sadece üflüyor, gerisi beserin serli madenlerinin aktif edlimesi ve islemesi... Sorun nerde? Haricteki seytani taniyamamak'mi? Yoksa kendini taniyamamak mi? Yoksa mesele tercih meselesimi?

  • Eddai

    19.4.2021 01:17:52

    Cenab-i Hakk Kutlular agabeyimizden ve tüm Kur'an talebeleri ve sakirdlerinden ebeden razi olsun. Cocuktum agabeyimle tanistigimda, o zamanlari üzerimde, tarifinden aciz kaldigim tesiri bugün isaret nevinden söyle ifade edebiliyorumi; Kutlular agabeyimizin hakimiyeti ifade eden bir edasi vardi. Sanirim kendisini taniyanlar ne demek istedigimi anlamislardir. Böyle bir vasif neyle insaa ediliyor acaba?

  • Bedreddin

    19.4.2021 00:40:32

    Risale-i Nur neşriyatının elli senelik sorumlularından Mehmet Kutlular’ın adesesinden bakmak işte böyle olur.Milyon fatihalar,tebrikler gönderiyoruz.Allah ruhlarını şad eylesin.Amin

  • Mehmet Demir

    19.4.2021 00:26:12

    Kahraman abilerimize Allah'tan rahmet diliyorum, mekanları cennet olsun,yiğit. İnsan kutlular ağabeyimiz'e Allah merhametiyle muamele eylesin amin.

  • Kerem

    19.4.2021 00:10:47

    Evet, Mehmet Kutlular’ın hayatı böyle anlatılmalı. Sosyal çalkantılar içindeki sefinede istikamet. Tebrik ediyorum.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı