"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Rothschild’in Fransası, AB karşısında mağlûp…

Şükrü BULUT
30 Ekim 2020, Cuma
Türkiye Kamuoyunda zihinleri bulandırarak, her gelişmeyi siyasetlerine alet etmenin Avrupa’dan daha kolay olduğu bir hakikat…

Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron’un son zamanlardaki İslâm karşıtı çıkışını, Türkiye Cumhurbaşkanıyla irtibatlandırarak meseleyi çok yanlış bir yöne ve basit labirentlere sıkıştırmak isteyen meslektaşlarımızın bilgi eksikliğini kabul ederiz de; istismarlarını ve dolaylı olarak dünya dinsizliğine yardımlarını asla…

Macron’u Fransız halkıyla aynileştirmek cehaleti yetmiyormuş gibi, bütün Batı’yı aynı kefeye koymanın insanlıkla ilgili bir husus olamayacağını, Avrupa’da yaşayan otuz milyon Müslümana sormak gerekirdi. Birkaç sene önceki Erdoğan-Merkel dansının hem Türkiye’ye ve hem de Avrupa’daki Müslümanlara verdiği büyük zararı unutmuşçasına; Batı’nın, Avrupa’nın veya AB’nin mahiyetinden habersizce vatandaşa nutuk çekmenin vebalinin çok ağır olacağı kanaatindeyiz.

Macron yalnızca Fransa’nın devlet başkanı. Resmen temsil etse de, Fransız seçmeniyle veya milletiyle eşdeğer görülmeyeceğini, seçimindeki yargı darbesi ve Fillon’a yapılan müdahalenin bize anlatması gerekirdi. Abdurrahman Sisi’yi Mısır ile özdeştirmeyenlerin Macron’u Fransız halkıyla bir siyasî tarafgirlik uğruna özdeştirmeye kalkışmaları sizce ahlâkî midir? Sermayenin AB’ye karşı Macron üzerinden oynadığını bilemeyenlerin, bu meselede oturup susmaları gerekirdi. Birilerine küçük siyasi menfaatler kazandıracağım diye, Fransa’yı faşist ilân ederek arkasındaki milyonlarca Müslümanı sıkıntıya sokmanın İslâm’a ayrı bir zarar olduğunu da hatırlamalıyız. Macron’un ne kadar yanlış yaptığını, Avrupa kamuoyu dikkatlice takip ediyor. Şayet Macron’a ille de ideolojik bir taraf belirleyecekse Cumhurbaşkanımız, o tarafın Marksist neoliberal olduğunu danışmanları mutlaka bildirmişlerdir. Avrupa’nın sağlıklı düşünen politika ve düşünce adamlarının Charlie Hebdo’yu kullanan “insanlık düşmanlarına” verdikleri cevapların mürekkebi kurumadan tüm Batıyı bu şekilde karalamanın diplomaside izahı olmaz, düşüncesindeyiz. Bilhassa elektronik medyada yazılan-çizilenlere bakılırsa, Macron’a karşı olan dalganın pek de gecikmeyeceği kanaatindeyiz. Yeter ki siyasetçilerimiz, bilinçli aşırılıklarıyla karşı tarafa yardım etmesinler.

Macron’u Rothschild grubunun bir çalışanı olduğunu biliyoruz. Global hâkimiyeti, dinsizlik-ahlâksızlığı yayma ve sermayesini arttırma uğruna bu malûm çevrenin AB ile savaşını takip edenler, temsilcilerinden olan George Soros’u izleyebilirler. Veya İspanya, İtalya ve Yunanistan’a büyük krediler vererek EUROYU krize sokmak isteyen bankalarını… Bunu da göremiyorlarsa, AB’deki büyük üretim firmalarına geniş imkânlar vererek onları Çin’e taşıyan neoliberal sermayeyi incelemeye alsınlar. Olaya daha büyük pencerelerden ve adeselerden baktığımızda, Macron’un da, Charlie Hebdo’nun da, Doğu Akdeniz ve Ermenistan’ın küçük birer ayrıntılardan ibaret olduklarını göreceğiz. Dünya siyasetlerine el koymak için önce hürriyet ve demokrasileri ortadan kaldırmaya çalışan bu global dinsizlik cereyanı, elbette önce AB’yi bitirmeye çalışacaktır. İnsani değerlerin, temel hak-hürriyetlerin, din-vicdan hürriyetlerinin ve demokrasinin kuvvetli prensiplere bağlandığı bu birliği hırpalamak ve ortadan kaldırmak uğruna bin tane Macron’u feda ederler, bu global çeteler.

Burada dindar geçinen yazarlarımıza bir noktayı hatırlatmak isterim. Tayyip Erdoğan veya AKP’nin İslâm anlamına gelmediğini, düne kadar AKP’ye rey veren seçkin Müslümanlarımızın çocuklarından öğrenebilirsiniz. AKP’ye rey vermiş babaların çocukları bile şu hamasetten artık uzak duruyorlar. Macron’u, iç siyasetteki başarısızlığından dolayı şu argümanlara ve yanlışlara tevessül ettiğini yazan arkadaşlarımız, Cumhurbaşkanımızın memleket seyahatlerinde ve partisinin il kongrelerinde aynı üslûba sarılmalarına ses çıkarmamaları, inanırlıklarını zedeliyor kanaatindeyiz. Bu üslubun politikada siyasetçiyi dopingli pozisyona düşürdüğünü hatırlatalım. Macron ‘un yoldaşı Nikola Sarkozy bu üslûbun girdabında kaybolmuştu. Merkel’in Erdoğan ile atışmaları seçimi kazandırttıysa da, ülkedeki iktidarını kaybettirdi. Görünen o ki Macron da bu üslûpla batacak. Fakat AKP’nin bu üslûba sarılması yalnızca partisine değil; hem Türkiye’mize, hem Âlem-i İslâm’a ve hem de dünya barışına zarar veriyor.

Mütemadiyen tekrar ettiğimiz bir hakikat var. Yeryüzünde; devletler ve milletlerin savaşları artık bitti. Sınıf, zümre ve global cereyanlar savaşı yapıyorlar. Bir Fransa yok. Sarkozy ile Macron’un Fransa’sını, Chirac’ın Fransa’sından ayırmamız lazım. Fransız halkını Le Pen ile korkutma yerine, AB’nin dümenine oturmuş demokratik bir Fransa istiyor, Fransız Milleti. Fransız Milleti’nin ırkçılığı da, savaşları da ve AB düşmanlığı da Eski Birleşmiş Milletler sekreteri Fransız asıllı Jean Monnet ile yine eski Fransa dışişleri bakanı Robert Shuman ile tarihe gömdüklerini Türkiye kamuoyuna anlatmamızda fayda görüyoruz. Gördüğünüz üzere gömülme sırası meşhur Fransız emperyalizmine ve sömürgeciliğine gelince, devreye Rothschildlerin farklı temsilcileri giriyorlar. İki büyük dünya savaşının ve İslâm dünyasının yaşadığı iç savaşların finansörleri olan o malum çevre kazanacak mı? Zannetmiyoruz. Artık ne Merkel, ne Sarkozy, ne eski Danimarka başbakanı Fogh Rasmussen ve ne de Macron bu mücadeleyi kazanabilecek güçte değiller. AB’nin en önemli ideali ve hedefi olan barış, demokrasi, temel insani haklar ve sosyal devlet mutlaka kazanacaktır.

Bizim hem siyasetçilerimizden ve hem de onların icraatlarını metheden gazeteci arkadaşlarımızdan bir istirhamımız olacak. Mevcut dünya hakikatleriyle, İslâm’ın ön gördüğü şartlarla ve temel insanî haklarla örtüşmeyen Avrupa üzerine yaptığımız konuşmaları, artık medeni ve bilimsel düzeylere çıkaralım. Cehalete ve fukaralığa mahkûm ettiğimiz kitlelerin bizi alkışlamaları, Türkiye’nin problemlerini çözüme yardımcı olamıyor. Ne AKP’nin, ne Türkiye’nin ve ne de İslâm Âlemi’nin şu küresel tahripkâr İslâmiyet ve insaniyet düşmanlarıyla baş etmesi mümkün değildir. Bu ölüm-kalım mücadelesinde bizim İsevî ve demokrat Amerika’nın da ve AB’nin de yardımlarına şiddetle ihtiyacımız var. Tutturduğunuz yanlış siyasî metotlar uğruna milletimizin birlik-beraberliğini ve geleceğini lütfen heba etmeyelim… 

Okunma Sayısı: 1790
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Erhan

    31.10.2020 15:54:42

    Bizim hükümetimizin, önce oturup dünya şartlarını öğrenmesi gerekiyor.

  • Eddai

    30.10.2020 19:16:29

    Yine istikamet niteliginde bir yazi, tebrik ediyorum. "Risale-i Nur'lar bu asrin idrakine tam kafi geliyor." Temennimiz o ki etki gücüne sahip mercilerin enaniyetlerini birakip istifade etmeleri. Tarih laboratuarinda dogru tahliller yapamayanlar icin, Tarih tekerrür eder. Tahrihini dogru bilen ve okuyan Allah'in izniyle gelecegini de bu gercekler üzere insa edecektir.

  • Niyazi N.

    30.10.2020 15:24:05

    Tebrikler Hocam.., hakkın ve hakikatin hatırını âli tutan tam isabetli cesur analiziniz için... 😊👍🌷 “Tayyip Erdoğan veya AKP’nin İslâm anlamına gelmediğini, ....” kısmı, tam doğru teşhis ile ayrı bir güzellik arz ediyor.

  • Nura

    30.10.2020 14:52:14

    Bin bir ayıp ile dünyaya mizam verenler, bizi maskaralaştırırlar.

  • Abdulkadir

    30.10.2020 14:44:42

    Nice Macronlar,Sarkozyler,Hitler,Lenin ve Mussoliniler geldi geçti bu dünyadan.Fransa da batacak,ekonomisi de batacak,onu yöneten;daha doğrusu yönetemeyen de batacak.İslâm dinine kim zarar vermeye kalkarsa,kendisi tahrip olmaya namzet olur.Ama bize düşen de;Fransa başta olmak üzere;İsrail,ABD ve diğer İslâm karşıtı ülkelere karşı sessiz kalmamaktır.Yekvücut olarak,Allah'ın izniyle,zalimlere karşı galip gelecektir;İslâm medeniyeti...

  • Selim

    30.10.2020 14:34:25

    Önemli bir agrıntı. Rotşild ile AB nin savaşı.Her kes bilmeli

  • Hayati

    30.10.2020 14:19:53

    İşte Müslümanların bu dengeli duruşa ihtiyaçları var. Radikallikler bize büyük zarar veriyor.

  • Osman

    30.10.2020 12:40:32

    Birileri halkları birbirine düşürmek istiyor görevli siyasetçiler buna çanak tutuyor bizlerin görevi çağın sahibinden aldığımız dersle bunlara mani olup Sulhu umumiyi sağlamak tır. Ve inşallah bunu başaracağız. Birinci avrupa yla beraber global çetelerin oyunlarını bozacağız

  • burhan

    30.10.2020 12:10:05

    çok yerinde bir yazı olmuş,artık hamaset politikaları güdenleri değil,gerçekler ışığında hürriyetçi ve özgürlükçü politika güdenleri ve fikir insanlarını görmek istiyoruz.

  • Ahmet Danışmaz

    30.10.2020 11:58:02

    Kaleminize sağlık, Tebrik ediyorum. Selamlar

  • Said Yazar

    30.10.2020 11:21:36

    Değerli Ağabeyim.Yine ufuk açıcı harika bir yazı olmuş.Kaleminize sağlık

  • Bilgin Alpay

    30.10.2020 11:12:06

    Melbourneden Selam ve Dua ile Yazinizda dile getirdiginiz hususlari anlayan Bir Devlet Reisimize Gazetecilerimize ve genis akil sahiplerine gercekten ihtiyacimiz cok. Receteyi sundunuz hastalarimiz insallah Gerekli ilaclari alir lar ve Insanlik Huzur sukun ve sifaye erisir

  • Abdullah

    30.10.2020 11:02:21

    Yazı gündeme çok muvafık, isabetli olmuş Risale-i Nur cihetiyle. Evet kısacası, Risale-i Nur ile bakılmazsa dünyaya, Avrupa’ya, Amerika’ya ve siyasete çok yanlış manalar çıkacağını gördük bu yazıda. İstifadeye medar olmuş. Ellerinize sağlık Şükrü ağabey.

  • sefer hoca

    30.10.2020 10:55:56

    Toptancı yaklaşım hata verir.Şap ile şeker karışır. İnce ayrıntılar önemli.

  • Şahin

    30.10.2020 09:54:09

    iman ve hakikat noktasında bu çeşit merakların büyük zararları var. Çünki gaflet verecek ve dünyaya boğduracak ve hakikî vazife-i insaniyeti ve âhireti unutturacak olan en geniş daire ise, siyaset dairesidir. Hususan böyle umumî ve mücadele suretindeki hâdiseler, kalbi de boğuyor. Emirdağ Lâhikası 1 - 57

  • Zeliha

    30.10.2020 09:46:41

    Herşeyin bir mevsimi mi var acaba, dünyamızın, insanlığın ve yaradılışın yani fıtratın bu gidişata mutlaka engel olduğunu düşünüyorum. Çünkü her seferinde başka bir hile ve fırıldak cevirildigine göre demek ki diyorum başarılı olamıyorlar . Her seferinde yeniden deniyorlar. İnşaallah bunlar her hilelerin de batacak ve insaniyet her seferinde uyanacak fıtri kabiliyetleri açığa çıkacak. Ve kazanan insanlık olacak. Hala Risale-i Nur ortada iken başka ne olabilir. Yazılarınızla kuvvet veriyorsunuz. Allah razı olsun.

  • Bülent Bektaş

    30.10.2020 09:45:27

    Allah razı olsun Şükrü abi çok güzel bir yazı olmuş Hayırlı cumalar dilerim

  • Zübeyir

    30.10.2020 07:01:06

    Derli-toplu yazınız için teşekkür ederim abi. Kaleminize sağlık. Vurgular güzel. Bir de müslümanların, Peygamberimiz’in asm “bilmiyorlar” kapsamında kendisine yapılan bed muameleler karşısında nasıl davrandığını çok iyi analiz etmeleri gerekiyor.

  • Oğuz Yiğiter

    30.10.2020 03:14:09

    Hakikat-ı halin özeti makalenin başlığının tâ kendisidir. Tabakat-ı beşer muharebesinde, eninde sonunda galip gelecek olan ; dünya barışı ve insanlığın sulhü için, geniş bir vizyonla çalışan ve kaderden bu misyonla görevlendirilmiş ; AB'nin şahs-ı mânevîsidir. Aksini düşünmek, erken bir kıyamet demektir. Elimize verilen ve şimdiye kadar ahir zaman hadiselerinin mahiyetlerini bir röntgen şuaı gibi okutturan, ve teşhisleri hep doğru çıkan radyumvari cihaz ; kalan yolun kilometre levhalarında yazan işaretlerin de, finali AB ve onun temsil temsil ettiği misyonun kazanacağını gösteriyor. Sadık ahmak itâbına mâsadak dostlar ve şuurlu tahribatçı ekibin gayretlerine rağmen...

  • Hüseyin

    30.10.2020 02:39:40

    Gündem o kadar hızlı değişiyor/ değiştiriliyor ki takip etmek kolay olmuyor.. Oysa değişmeyen, üzerinde her daim durulması gereken gündem maddeleri bellidir.. Covid19,ekonomi,ahlak,adalet, demokrasi,küresel ısınma,gıda,mülteci yasaları, sosyal hizmetler,insan hakları,iklim ...... Milletler ve milletlerarası problemleri diyalog ve müzakere ile çözmek esastır .

  • Veli Kul

    30.10.2020 01:03:57

    1) Yorum yazmayi tatil etmeme ragmen bu kez gayet mühim ve asrin gidisatinda gayet hakkaniyetle tefrik edilmesi gereken, hissiyata maglup olunmamasi acisindan önemli meselelerin bu makalede gayet isabetli zikredilmesinin altini cizmek ve desteklemek mahiyetinde bir katkida bulunmayi mühim buluyorum.

  • Veli Kul

    30.10.2020 01:03:32

    2)Macron ve Sarkozy gibi zevati Fransa ve vatandaslarinin basina getiren odaklarin niyetleri ile FRANSIZ HALKININ CEZALANDIRILMASI DOGRU OLMAZ. Bizzat yasadigimiz ve tecrübelerle gördükki Fransizlar arasinda büyük bir kitle Müslümandir ve bunlarin arasinda ihtida edenler hic de az degildir. Yaraticinin ve RAHMAN'in bir olduguna inanan halk arasinda onun gönderdigi peygamberlerine hicbiri hakaret etmez etmek bile istemez.

  • Veli Kul

    30.10.2020 01:03:06

    3)Ancak bir dinsize yakisan nefretle Rahman'in Nebisi hakkinda suizann ve sui edepte bulunanlar ile bunu asla tasvib etmeyen kahir cogunlugu bir kefeye koyamayiz. Boykot konusuna gelince Basta PEYGAMBERIMIZ ASM VE SAHABELER gaddarca BOYKOTUN MEZALIMINI GÖRMÜS memleketlerinden defalarca hicret etmek zorunda kalmislardir. Bir Macron'u veya Sarkozy'i cezalandirma ile arkasindaki ser odaklarindan ziyade Fransiz halkinin bugün Islam ve hakkaniyetle barisik cogunluguna haksizlik etmis oluruz.

  • Veli Kul

    30.10.2020 01:02:47

    4)Fransa ile mücadele etmek istiyorsak onlardan daha kaliteli ve hesapli ürünleri biz üretelim, sanayimiz, üniversitelerimiz daha kaliteli olsun, Fransizlardan fazla kitap yazalim okuyalim. Beynimizi paslandiran günlük gazeteleri bile okumamadan mesafe alalim ve kendi basinimizi destekleyelim. Müstehzi, edepsiz mizah dergilerinden daha fazla destegi ediblerin edebli yazilariyla bulusan GAZETELERIMIZE ve DERGILERIMIZE verelim.

  • Veli Kul

    30.10.2020 01:02:26

    5) Konusan insanlarimizin okumamanin neticesi olarak kendilerini ifade edememesi ve on-onbes kelimeyi gecmeyen belirsiz (yani, aynen, SIKINTI YOK vb.) lafizlarla yetinmeleri icler acisi. Gelin topyekun bu konularda geliserek Fransizlari gecelim. Victor Hugo'nun tugla kalinligindaki Sefillerine nazire olacak ne cok romanlar ne hakikatdar hikayeler hakkinda makaleler var. Namik Kemal'in RÜYAsini bu devirde görüp tasvir etme gayretleri genc kalemlere niye ilham kaynagi olamiyor. Bunlara meyelan ayni zamanda makalede tasvir edilen insanligin düsmani bir cepheyle mücadele icin hayatî önemle pek elzemdir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı