"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Cüz’î irade meselesi

Süleyman KÖSMENE
17 Ocak 2022, Pazartesi
Ali Vapurlu: “Maturidi ve Eş’ari’de cüz’î irade emr-i itibari midir? Kader Risalesi ikinci mebhastaki sıra cüz’î irade, meyelan ve tasarruf şeklinde değil midir? Meyelanın cüz’î iradeden önce olduğunu söyleyenler var.”

Meyildeki Tasarruf

Bedîüzzaman Hazretleri Kader Risâlesinde, kader ile kulun iradesinin, kulun irâdî fiillerinde nasıl birleştikleri sorusuna cevap veriyor. Buna göre, cüz’-î ihtiyarînin icada kabiliyeti yoktur. Ürettiği kisb emr-i itibarîdir. 1 Seyyiatı istediği için de mesuliyet ona aittir. 2 Eş’ariye cüz’î iradeyi Allah’ın yarattığını, ancak cüz’î iradenin kullandığı “tasarrufun” emr-i itibarî olduğunu, kula ait bulunduğunu söyler. Mâturidiye ise cüz’î iradeyi Allah’ın yaratmadığını, emr-i itibarî olduğunu, bu sebeple meyelanın da, cüz’î iradenin de kula ait bulunduğunu söyler.3 

Cüz’î irâdenin (kulun iradesinin) özü “meyelân”dan ibârettir. Yani cüz’î irâde, fiillerimiz öncesinde bilincimizde meydana gelen bir meylin tercihidir. Biz bir şeye meylederiz, bizim meylimizin ve ortaya koyduğumuz iradenin hemen ardından, Cenab-ı Hak irade ettiğimiz fiili yaratır. Ancak meyil ve irade bize ait olduğundan sorumluluk da bize aittir; Yaratıcı sorumlu değildir.  

İki Mezhep Nerede Birleşiyor?  

Bedîüzzaman Hazretleri burada her iki mezhebi birleştirir. Ona göre ister meyelan olsun, ister meyelandaki tasarruf olsun; her ikisi de nisbî bir emirdir, hakîkî bir vücudu yoktur. Yani bu meyelan veya bu meyelandaki tasarruf bir varsayımdan ibârettir. Varsayım ise, tam bir illet istemez. Dolayısıyla küllî irâde, yani Allah’ın irâdesi kulun irâdesini ortadan kaldırmaz. 

Öyleyse, o farazî emir nasıl bir hareket yapar ki, hemen arkasından dilediği şey İlâhî kudret tarafından yaratılır ve sorumluluk kula ait olur?  

Saîd Nursî Hazretleri’ne göre, meyelan denilen bu emr-i itibârî bir rüçhâniyet kazansa, yani herhangi bir şey içimizde binlerce tercihler içinden bir tercih olarak doğsa ve öne çıksa, onu fiiliyâta geçirebiliriz. O anda onu terk edebilir veya yapabiliriz. İşte tercih ettiğimiz şey kötü bir fiilse, yani meylettiğimiz ve yöneldiğimiz şey çirkin bir iş ise, Kur’ân o anda insana diyor ki: “Yapma! Şerdir! Haramdır!” 4  

Mutezile’nin Görüşü

Mutezile ise diyor ki: “Kul kendi fiillerinin yaratıcısıdır.” Bu söz yanlıştır. Çünkü eğer kul kendi fiillerinin yaratıcısı olsaydı ve îcada gücü yetseydi, o vakit kulun irâdesi ortadan kalkacaktı. Çünkü bir şey vacip olmazsa vücuda gelmez. Bir şeyin vacip olması ise kudret-i İlâhiyenin tecellisi ve Allah’ın yaratması ile olur. 

Eğer kul, Allah’a mahsus yaratma sıfatıyla kendi fiillerini yaratsaydı, bu defa iradesini kaybedecekti. Çünkü Allah’a ait bir sıfatı kullanırken bu defa kendi iradesi yerine Allah’ın iradesini esas alacaktı. 

Oysa irâdemiz her saniye başı defalarca tercihler yapıyor ve hepsinde de bağımsız hareket ediyor. Öyleyse irâdemiz, yaptığı tercihlerden ve tasarrufta bulunduğu meyillerden sorumludur. Demek, fiillerimizin yaratıcısı Cenab-ı Allah, sorumlusu ise biziz!

Katil Neden Biziz?

Burada Bedîüzzaman: “Madem katli yaratan Cenab-ı Hak’tır; niçin bana kâtil denilir?” sorusunu sorar ve cevaplar: Sarf İlmi kâidesince ism-i fâil, nisbî bir emir olan masdardan doğmaktadır. Yani kâtil ismi, “katl” mastarından doğmaktadır. Halbuki katli yaratmak hâsıl-ı bilmasdardır; yani katli yaratma fiili, katl mastarıyla ilgili gibi gözükse de, gerçekte katl mastarı ile ilgisi yoktur. 

Yani katl ayrıdır, katli yaratmak ayrıdır. Öyleyse kâtil ayrıdır, Hâlık ayrıdır. Katlin, yani ölümün Cenab-ı Hakk’ın yarattığı bir mahlûk olması, kâtili sorumluluktan kurtarmaz. Çünkü masdar, yani katl işi, yani öldürme fiili bizim kisbimizdir. Yani katli biz yaparız. Kâtil unvânını da biz alırız.5

Dipnotlar:

1- Sözler, s. 526. 2- Sözler, s. 525. 3- İzmirli İsmail Hakkı, Yeni İlm-i Kelâm, s. 72. 4- Sözler, s. 529. 5- Sözler, s. 529.

Okunma Sayısı: 1766
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı