"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İçtimaî felâkete sürüklenmeden

Süleyman KÖSMENE
03 Aralık 2019, Salı
Bilal Tunç: “Birkaç yıldır kamuoyunda tartışılan İstanbul Sözleşmesi nedir? Aile yapımıza ne getirip ne götürüyor?”

İkinci Avrupa’nın Eseri

Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde, 24 Kasım 2011’de TBMM’de müzakeresiz, şartsız kabul edilen, 1 Ağustos 2014’te yürürlüğe sokulan ve İstanbul’da yapıldığı için adına İstanbul Sözleşmesi denen bir sözleşme.

Avrupa Birliği’nin, bu sözleşmeye kadar, toplumların dinini ve örfünü çiğneyen bir yasası olmamıştı. Bu sözleşme kabul edilemez! Bu, olsa olsa İkinci Avrupa’nın eseridir.

Vahşî Batı değerlerini sefahetiyle birlikte topyekûn kabul etmek Türk milletinin dinine ve örfüne uymaz. Bir ihtiyar hocaya, tango kadın libası gitmez! 1 Seçici olma hakkımızı elden bırakmamalıyız. Bu yüzden Said Nursî Hazretleri Avrupa’yı ikiye ayırıyor:

Birinci Avrupa: İsevîlik din-i hakikîsinden aldığı feyz ile hayat-ı içtimaîye-i beşeriyeye nâfi’ san’atları ve adalet ve hakkaniyete hizmet eden fünunları takib eden Avrupa.

İkinci Avrupa: Felsefe-i tabiiyenin zulmetiyle, medeniyetin seyyiatını mehasin zannederek, beşeri sefahete ve dalâlete sevk eden, bozulmuş 2. Avrupa!

Sözleşmenin tam adı: “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi.” Adına bakarsanız ne kadar da masum! Ne var bunda dedirtecek cinsten? Savunduğu kavramlar ise, sağ gösterip sol vuruyor.

LGBTİ Mücadelesi

1969 yılında New York’ta Stonewall Inn adlı barda eğlenen eşcinseller, polis baskını üzerine ayaklanmışlar, baskı, şiddet ve ayrımcılığa uğradıklarını iddia ederek protestolarla polisi bara hapsetmişler, sokaklarda eylemler yapmışlardı. Bu ayaklanmanın yıl dönümü olan Haziran ayının son haftasında her yıl Avrupa’da Onur Yürüyüşü yapılır. Son yıllarda bu yürüyüş İstanbul Sözleşmesi’nden cesaret alarak ülkemizde de yapılmaya başlandı.

Bu yürüyüş, LGBTİ mücadelesi adına yapılıyor. LGBTİ - açılımını yazmaya hayâ ediyorum- eşcinselliğin çeşitli biçimlerinin açılımı oluyor. Açılımını yazamıyorlar; harflerle ifade ediyorlar. Anlayın!

Bu mücadeleyi toplumların dinî ve ahlâkî kurallarına ve kutsallarına karşı yapıyorlar. Çünkü sadece Müslümanlıkta değil; ister Hıristiyanlıkta, ister Yahudilikte, isterse ilkel mahallî dinlerde olsun eşcinselliği onur sayan bir anlayış dünyada yoktur. Toplumlar dinlerinden aldıkları ar, hayâ ve namus damarıyla eşcinseller üzerinde manevî baskı kuruyorlar. Adamlar bu baskıya isyan ediyorlar.

Bu asrın yüzsüz yüzünün meşrûlaştırmaya çalıştığı bu menhus fiiller, Lut kavmini helâk etmiştir.

Bu sözleşmeyle eşcinseller, kadınlara hürriyet yutturmacasıyla kendilerine şahane bir hürriyet alanı açtılar. Ateist felsefeye yaslanan ve kadın hürriyetini ağzında sakız yapan Feminizm, bütün dinlerle kavgalıdır. Dinsizce ve densizce bir harekettir.

Kadınlara baskı ve şiddetten kast edilen budur. Kitleleri aile hayatından koparmak ve partnerli hayatı gündemimize sokmaktır. Aile içi şiddet bu işin bahanesidir. Ona tedbir almanın şekli de başkadır.

Bu Sözleşme Durdurulmalıdır

2014 yılında bu sözleşme kamuoyunda tartışılmadan, TBMM’de görüşülmeden, hiç kimsenin haberi olmadan yürürlüğe girdikten sonra, devletimiz kolları sıvadı. Adalet Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, YÖK, Türk Tabipler Birliği, Diyanet İşleri Başkanlığı, KADEM (Kadın ve Demokrasi Derneği) farklı kollardan çalışmalar yapmakta gecikmedi. Millî Eğitim Bakanlığı, ETCEP (Eğitimde Cinsiyet Eşitliği Projesi) hazırladı. Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Duyarlı Okul Standartları Kılavuzu yayınladı. Bu kılavuzun amacı, “Veliler arasında cinsel yönelim açısından hiçbir ayrım yapılmayan bir ortam oluşturmak” olarak özetlendi.

Diyanet İşleri Başkanlığı, imam-hatip, müezzin, kayyım, vaiz, vaize ve Kur’ân kursu öğreticilerine cinsiyet eşitliği eğitimleri verdi.

Allah aşkına; “veliler arasında cinsel yönelim açısından hiçbir ayırım yapılmaması” ne demektir? Bu bozuk Türkçe ile kast edileni izah edebilecek kimse var mı?

Her ne kadar, tepkiler karşısında Millî Eğitim Bakanlığı çalışmaları durdurdu, diğer bazı kurumlar geri adım attı iseler de, bunlar yetmez.

Müslüman Türkiye’ye bu sözleşme yakışmaz. Hükümetten beklenen bu yanlıştan derhal dönmesi ve bu sözleşmeyi durdurmasıdır. Kadına şiddet konusunu ise dinî, sosyolojik ve psikolojik argümanlar çerçevesinde yeniden ele almasıdır.

Okunma Sayısı: 2168
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı