"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Pişmanlık mü’minde olur, münafıkta olmaz

Süleyman KÖSMENE
10 Nisan 2019, Çarşamba
Fatih Uğurata: “Üstad Hazretleri’nin münafıkun tariflerini okuyunca kendimden korktum. İnsan farkında olmadan münafık olabilir mi?”

GERÇEK TÖVBE HALİ   

Farkında olarak veya olmayarak, günah işlediğimizi ve günahımızın münafıklık boyutunda olduğunu anladığımız an, tövbeden başka çıkış çaremiz yoktur.

İnsan günah işler. Ama mü’min pişman olur. Münafık pişman olmaz ve bilâkis günahıyla iftihar eder, günahını savunur. Münafığın bu durumu günahı günah saymadığındandır, âyeti ve hadisi hafife aldığındandır. Bu sebeple o kendisini değil, vahyi eleştirir. Kendisinde değil, âyet ve hadislerde eksiklik arar.

Mü’min ise günahtan dolayı Allah’ı eleştirmez. Günahı işlemişse kabul eder, kendini eleştirir, günahını itiraf eder ve derhal tövbeye yönelir.

Tövbe adımı günahın kendini sıkmasıyla başlar. Günahtan dolayı kendini kınar, levm eder. Kendinden utanır. Yaptığına pişman olur. Kendini Allah’a el açmaya yüz bulamaz durumda hisseder. Ardından gözyaşı gelir. Helâlleşmesi, özür dilemesi gereken durum varsa özür dilemekten ve helâlleşmekten kaçınmaz. Kendini münafıklıkla itham etmekten çekinmez. Kendine karşı acımasızdır.

Günah işlemiş kişinin yaşadığı bu süreçler gerçek tövbe halidir.

TAKVA İÇİNDE AMEL-İ SALİH VARDIR   

Tövbe esnasında bir daha günah işlememeye yemin etmesi gerekmez. Hatta bu sakıncalı olur. Çünkü yemin etmekle kendini gereksiz bir yükün altına daha almış olur. Yeminli olma gerekçesi, Allah’ın haram kılması gerekçesinin önüne geçerse takva zafiyete uğrar. Haram olduğu için günahtan sakınmak, yeminli olduğu için günahtan sakınmaktan daha efdaldir. Birincisi takvadır ve bu niyetle bir haramın terki yüz vacip işlemiş hükmünde sevap kazandırır. Ve bu terk aynı zamanda amel-i salih hükmündedir.

Bediüzzaman diyor ki: “Takva içinde bir nevi amel-i salih var. Çünkü bir haramın terki vaciptir; bir vacibi işlemek çok sünnetlere mukabil sevabı var. Takva böyle zamanlarda, binler günahın tehacümünde bir tek içtinâb, az bir amelle, yüzer günah terkiyle, yüzer vacip işlenmiş olur. Bu ehemmiyetli nokta, niyetle, takva namıyla ve günahtan kaçınmak kastıyla, menfi ibadetten gelen ehemmiyetli a’mal-i salihadır.”  1

Bu zamanın kurtuluş reçetesini Bediüzzaman şöyle formüle etmiştir:

“Farzlarını yapan, kebireleri işlemeyen kurtulur.”

Ama hemen ardından uyarmaktan da geri kalmaz Bediüzzaman:

“Böyle kebair-i azîme içinde, amel-i salihin ihlâsla muvaffakıyeti pek azdır.”

Ardından o beklenen müjdesini gençlerin tövbeye ne kadar yakın durduklarını tesbit sadedinde zikreder:

“Az bir amel-i salih, bu ağır şerait içinde çok hükmündedir.” 2

SİZ MÜ’MİN MİSİNİZ? 

Asır dehşetlidir. Şeytan azgındır. İnsan fitnekârdır. Zaman ahir zamandır. Fitnesi, günahı, belâsı geçmiş asırlardan daha şiddetlidir. Böyle bir zamanda bir küçük sakınma gayretinde, eski zamanlara nispeten Allah’ın rızasını kazanma fırsatı daha yüksektir. Bu gün günahtan sakınan bir genç bir veli makamındadır.

Üstad Hazretleri tövbe sürecini şöyle vecizeleştirmiştir:

“Nefsini ittiham eden, kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, istiğfar eder. İstiğfar eden, istiaze eder. İstiaze eden, şeytanın şerrinden kurtulur. Kusurunu görmemek, o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır. Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar. İtiraf etse, affa müstahak olur.” 3

Ama insan affedildiğini bilmez. Kendini günahkâr bilmeye devam eder. Bu iyidir. Bu, günahlara karşı kalkandır. Riyadan da korur.

Münafık ise bütün bu süreçlerden bir şey beklemeyen, aslında inancı olmayan kişidir. Aslında kâfir kişidir. Bu sebeple günahı günah saymaz. Özünde Allah’a iman etmez. Cehennem’den korkmaz. Çünkü inanmaz. Ama halk içinde inanıyormuş gibi davranır.

Günahtan korkan insan münafık olmaz. Münafık da günahtan korkmaz, günaha devam eder. Dolayısıyla günahtan korkunuz varsa, size müjde: Siz Mü’minsiniz!

Dipnotlar:

1- Kastamonu Lâhikası, s. 206. 2- Kastamonu Lâhikası, s. 205. 3- Lem’alar, s. 240.

Okunma Sayısı: 2234
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı