"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Vatan Gazetesi’nin yalanlarına verilen cevaplar

Abdülbakî ÇİMİÇ
06 Mayıs 2021, Perşembe 00:09
Bediüzzaman’ın Hayatı’ndan Tesbitler-95

Vatan Gazetesi’nde 1 Ocak 1953 senesinde çıkan bir haberde Bediüzzaman Hazretleri ile ilgili yalan-yanlış hatta iftira niteliğinde haberler çıkar. Bu haberler içinde 31 Mart hadisesi ile ilgili iftiralar da olduğu için seri yazılarımıza bir tetimme olması hasebiyle ilgili mektupları yayınlamak istedik. Mektupları Bediüzzaman’ın Talebeleri kaleme almış olup ilgili yalan ve iftiralara Üstad’dan aldıkları cevapları da yazmışlar. Tarihe bir belge niteliği taşıyan bu mektuplar o günün şartlarında münteşir lâhikalara girememiş, belli şahıslarda saklı kalmıştır. İlgili mektupların birisi Emirdağ Lâhikası-II Gayr-ı Münteşir mektuplar içinde, diğeri ise Afyon Hapis Mektupları içinde olup, elimizde bulunan Risale-i Nur Külliyatı programında mevcuttur. İlgili mektupları birer resim ile takdim ediyoruz.


Vatan Gazetesi’nde çıkan habere karşı yazılan tekzip niteliğindeki mektup

“Vatan Gazetesi’nin 1 Ocak 1953 tarihli nüshasında, hasta olan Üstadımız hakkında hiç münasebetsiz, sırf yalan ve garazlarla bahsetmesi biz Nur Talebelerine çok sıkıntı verdi. Üstadımız otuz beş seneden beri siyaseti terk ettiği ve çok hasta olduğu için böyle sıkıntılı haberleri ona duyurmak istemiyorduk.

O dönme gazetesi demiş ki: “Said, İzmir’de i’dadiye mektebinde Arabiye muallimliği yapmış ve Mart hâdisesinde Derviş Vahdeddin’in baş yardakçılığını ve Mart hâdisesinin ihtilâlini çıkarmış” diye beş vecihle yalan ve iftiralarını okuduk.

Bu yalanlardan birincisi: Biz Üstadımıza sorduk: “Hiç İzmir’e gittiniz mi?” 

Dedi: “Bütün eski ve yeni dostlarım biliyorlar ki, tek bir defa Şam’dan gelirken vapur ile geçmişim.”

İkinci yalan: Üstadımız hiçbir vakit mektep muallimliği yapmamış. Belki Van’da medresede müderrislik etmiştir.

Üçüncü yalan: Hiçbir vakit i’dadî mektebine ne girmiş, ne muallim olmuş, ne de Arabî ders vermiştir.

Dördüncü dehşetli yalan: 31 Mart hâdisesinin baş yardakçısı namını vermesi ne kadar asılsız yalan ve iftiradır ki, kırk beş sene evvel Divan-ı Harb-i Örfî’de bir ay zarfında, Üstadımız memleketine gittiğinden sonra “İki Mekteb-i Musîbet Şehadetnamesi”ni Ahmed Ramiz iki defa rağbet-i umûmiyeye binaen tab’ettirmiş. O zaman o kadar şerîat aleyhinde desiseler olduğu halde, Divan-ı Harb-i Örfî ittifakla beraet kararı vererek o “İki Mekteb-i Musîbet Şehadetnamesi” şimdiki bu dönme muharririn yalan ve iftirasını esasıyla keser. Çünkü hem Divan-ı Harb-i Örfî, hem Hareket Ordusu kuvvetli delillerle anlamış ki, ihtilâli çıkaranlar başkasıdır. Üstad ise o ihtilâli kısmen bastırmış ve çok taburları itaate getirmiş ve itaat-ı askeriyeye çok hizmet etmiştir.

İşte böyle bir vatanperver ve İslâmiyetperver ve asayiş teminine çalışan ve herkesin kalbinde iman ve Kur’ân dersiyle bir yasakçıyı bırakan, asayişe ilişmeyiniz diyen Üstadımıza böyle siyasî iftira ile efkâr-ı umûmiyeyi bulandırdığı için, efkâr-ı umûmiye namına protesto ederiz.

Hattâ Üstadımıza dedik: “Avukatınız vasıtasıyla bu yalancı ve iftiracı muharriri mahkemeye verelim.”

Üstadımız dedi: “Ben böyle yalan ve iftiracılarla alâkadar olmak istemem.” 1   

Görüldüğü üzere Vatan Gazetesi’nin bu çarpıtma ve hezeyan dolu haberine karşı Bediüzzaman’ın talebeleri bigâne kalmamışlar ve tekzip niteliğinde bu mektubu kaleme alarak tarihe bir not düşmeyi ihmal etmemişler. Aradan kırk sene geçtiği halde 31 Mart hâdisesi ile ilgili yalan-yanlış iftira ve hezeyanları cevapsız bırakmayarak safi zihinlerde bırakılmak istenen menfî izleri izale etmişler.

Yine aynı Vatan Gazetesi’nin hezeyan dolu yayınlarına karşı Bediüzzaman’ın talebeleri 2 bir başka mektupta şu açıklamaları yapmışlar.


Vatan Gazetesi’ne yazılan başka bir mektup:

Vatan Gazetesi’nde çıkan 31 Mart ile ilgili habere karşı yazılan mektup:

Vatan Gazetesi Üstadımıza kırk sene evvel olan 31 Mart hâdisesinde bir inkılâpçı nazarıyla bakmış. Onun o hâdisedeki mahiyetine dört-beş not olarak hem matbu’ Tarihçe-i Hayatı’na, hem bir haftada iki defa basılan meşhur Divan-ı Harb-i Örfî ve Said-ül Kürdî namıyla olan müdafaatına ve o zaman İstanbul’da bulunanların malûmatlarına istinaden deriz:

Birinci Nokta: O hâdise İtilâfçı-İttihatçıların bir müsademesidir. İttihad-ı Muhammedî Cemâati ekseriyet-i mutlaka itibariyle karışmadı. Belki teskinine çalıştı. Hattâ Üstadımız Bâb-ı Seraskerî’de isyan eden sekiz taburu bir nutukla itaata getirdi. Yüzer zabitleri kurtardı.

İkinci Nokta: Üstadımız o vakit İstanbul’da bütün kuvvetiyle ihtilâli yatıştırmağa tesirli çalıştı. Ve İttihâd-ı Muhammedî (asm) yani İttihâd-ı İslâm Cem’iyeti’ne dair hiç emsali vuku’ bulmamış Ayasofya’da elli bin adama okuduğu nutkunu umumuna kabul ettirmiş. Ve Volkan Gazetesi’ne verdiği bir makale ile İzmit ve sair taraflarda otuz bin kişinin o makale hakkaniyetine karşı o cem’iyete dâhil oldukları ilân edildi.3

Dipnotlar:

1- Gayr-i Münteşir>Muhtelif Lâhikalar> Emirdağ Lâhikası-2 Mektupları [Talebeler]> GAYR-i MÜNTEŞİR > Muhtelif Lâhikalar > Emirdağ-2 Mektupları [Talebeler] >

2- Ahmed Nazif, Hüseyin, Tabancalı, Salahaddin, Ahmed Feyzi, Zübeyr, Ceylan.

3- Gayr-i Münteşir>Hapis Mektupları>Afyon Hapis Mektupları>

Okunma Sayısı: 3597
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Özdemiroğlu

    6.5.2021 11:54:11

    Bu gün de bu kadar aleni yalan söyleyemiyorlar. Ancak FETÖ vb. kılıflarla O Aziz Üstad'ı ve cemaatlarını karalamaya çalışma hadsizliğinde bulunuyorlar.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı