“Önümüzdeki beş yılın siyasi formülünü şu şekilde ifade ediyorum: Yürütmede Erdoğan, yasamada MHP; Türkiye’de Cumhur İttifakı, Dünyada Türk asrı.”
Bahçeli’nin bu cümlelerindeki “yürütme” kelimesinin sonunda ünlem olup olmadığını bilemiyoruz. Yakışır. Zira kendisi ve ekibi bir zamanlar Erdoğan’ı ve AKP’yi hırsızlıkla yolsuzlukla suçlamıştı, malum. Geçelim.
Eğer kast edilen; görünen devletin bilinen üç kuvveti anlamındaki “yasama, yürütme ve yargı”nın yürütmesi ise onu ayrıca değerlendirmek lazım.
Cümleleri buna göre izah edelim:
1. Yürütmede Erdoğan:
Cumhurbaşkanı yürütmenin başıdır ve vazifesi kanunlara uygun olarak icraat yapmaktır. O halde kanunları yürütme görevi Erdoğan’a ve ekibine ait olacak ya da öyle görünecek.
Öyle görünecek diyoruz, zira MHP bu vatanın imtiyazlı partisidir. Kurumsallaşmasını tamamlamıştır. Lideri değişse de ilkeleri baki kalır. Ankara üzerinden siyasete, topluma ve devlete tesiri bazen artar bazen azalır ama etki yönü değişmez. İçinden çıkan yavrular dahi aynı ana amaca hizmet eder.
2. Yasamada MHP:
Yani Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), bizim de uzun zamandır yazdığımız üzere, artık Türkiye Büyük Devlet Meclisi’dir (TBDM). Ve o Devlet bu Devlet’tir!
Yürütme yasamanın kanunlarını icra etmekle vazifeli olduğuna göre, bu formülde, AKP MHP’nin “emir kulu” olmaya devam edecek.
Bahçeli açıkça demiş oluyor ki “MHP olarak biz çalacağız AKP oynayacak”. Ya da “Davul onların boynunda ama tokmak bizim elimizde olacak”. Daha vecizi; “Biz hangi telden çalarsak davul o sesi çıkaracak.”
Al sana davullu zurnalı Türk asrı!
3. Türkiye’de Cumhur İttifakı:
Yasama yürütme ve yargıdan üçüncüsü yargı olduğuna göre bu üçüncü cümledeki “Türkiye” aslında “yargı” manasındadır.
Ve yargının bağımsızlığının üzerinden on beş senedir dozerlerle geçilip mevta gömüldüğüne göre “yargı = MHP+AKP”dir. Ya da bizim kısaltmamızla AKMHP’dir.
Nitekim siyasete taalluk eden yargı operasyonları MHP’ye ve AKP’ye ve hatta bunların mafyalarına bile dokunmuyor ama başta CHP’li ve Yeni Partili muhalifler olmak üzere başka herkese dokunuyor.
4. Dünyada Türk asrı:
Bununla kast edilen, elbette MHP’nin dokundurtmadığı “Atatürk Milliyetçiliği” ülküsü etrafındaki bir Türklük ve Türk asrı.
Demokrasisiz Atatürkçü Türk Milliyetçiliğiyle ve “Türk’e Türk Propagandası” ile Dünyada nereye kadar gidilebileceğini Türkiye’nin yüz yıllık hikâyesi gösteriyor. Ulus devletleri başımıza bela edenlerin torunları bu belayı nimet saymakla ve saydırmakla meşguller.
Basitçe söyleyelim: Farsları ve İran’ı, daha doğrusu Şii dünyasını dışarıda bırakan bir Arap-Kürt-Türk ittifakından dünyamıza da ahiretimize de hayır gelmez. İttihad-ı İslamı reddeden bir “Türk asrı”nı reddetmek boynumuzun borcudur.
Özeti şu: MHP Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemiyle tahterevalli siyasetini yerleştirmeye çalışıyor. Parlamenter sisteme dönülmediği sürece de hep muktedir kalacak.
Bkz: https://www.yeniasya.com.tr/ahmet-battal/tahterevallinin-merkezinde-duranlar_465723
Zira bu yolla evvela dört ana akımdan Kürt siyasetini kriminalize etmek ve bu siyasete gerektikçe-makul ölçülerde meşruiyet alanı açarak kendi ideolojisini muhafaza etmek imkânını bulmuş oluyor.
Hem bu sayede tahterevallinin daima tam ortasında durmuş ve istediği tarafa ayağını uzatarak o tarafı iktidar etme (iktidarda gösterme) oyunu oynama imkânı da elde etmiş oluyor.
Şeklî iktidarın kimde olacağını belirleyebilen parti Devlet Partisidir. Demokrasinin ruhuna da Fatiha...
2002’deki AKP’yi halen de iktidarda sanan -Ayasofya’ya doldurulup başörtüsüyle gözleri kapatılmış- bir kısım samimi dostlara soralım:
Bu siyasî tablodan ve gidişattan memnun musunuz?