Geçen hafta İstanbul / Taksim AKM’de, İstanbul İlim ve Kültür Vakfı tarafından 37 ülkeden akademisyenlerin katıldığı “Küresel Krizlere Kur’ân’dan Çözümler” konulu, 13.Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu düzenlendi.
Vatandaşlarının %99’u Müslüman olan bir ülkede dinî cemaatlerin kökünü kazımaya azimli, her İslâmî tezahürü ‘laiklik’e aykırı ve tehlikeli bir irtica faaliyeti sayan Kemalist sol güçler, Bediüzzaman isminden dolayı sempozyumu karanlık gazetelerinde manşete çekerek topa tuttular.
Bazıları, sempozyumda sadece Bediüzzaman’ın ismi çevresinde konuşmalar yapıldığını, onun fikirlerinden pek bahsedilmediğini, dolayısıyla bu faaliyetin iyi bir hizmet sayılmayacağını sosyal medyada dile getirdiler.
Bir olay ve faaliyet hakkında hüküm verirken, hakperestliğin gereği olarak, artı ve eksilerini birlikte değerlendirmek gerekir. Eğer onun artıları çok, eksileri az olursa onu iyi olarak kabul etmek lazımdır.
Ahirzamanın peygamber varisi Bediüzzaman’ın, küresel krizlere dair ortaya koyduğu Kur’anî çözümlerin müzakere edildiği önemli bir sempozyuma -siyasîler dâhil- her cenahtan fikir sahipleri iştirak edebilir.
Ancak iktidar kanadından önde gelen bazı siyasîlerin konuşmacı olarak katılıp, toplantının konusu dışına çıkarak, siyasî faaliyetlerinin propagandasını yapmaları doğru olmasa gerektir. İlmî bir toplantıya siyasetin gölgenin düşmesi, onun toplum nezdindeki tesirini azaltacağı açıktır.
Sempozyumun önemli artı bir faydası; Bediüzzaman ve Risale-i Nur’un, herkese açık bir platformda 37 ülkeden gelen akademisyenler tarafından, ulusal ve mahallî medya ve kalabalık bir topluluğun huzurunda gündeme getirilmesi ve Risale-i Nur Külliyatı ekseninde küresel krizlere Kur’ân’î çözümlerin müzakere edilmesidir.

Zındıka komitesine alet olan ve Müslüman ilim adamı kimliği taşıyan medyatik bazı şahısların, sosyal medyada İslâmî meselelerde toplumun kafasını karıştıran absürt fikirleri yaydıkları bir zamanda, Bediüzzaman ve Risale-i Nurların çözümlerini gündeme getirmek, doğru İslâm’ı ve İslâm’a layık doğruluğu göstermek demektir.
Sempozyum sebebiyle Üstad Said Nursî’ye hücum eden karanlık grupların, dolaylı bir şekilde Nurlar’a hizmet ettiği söylenebilir. Bunu duyan ve meseleden haberdar olmayan çok kimsenin merak duygusuyla araştırıp, Risale-i Nur’un beyan ettiği iman ve Kur’an hakikatleriyle buluşması ve hidayete ermesi kuvvetle muhtemeldir.
Üstad Bediüzzaman bir eserinde, bu zamanda iman hizmetinin, her tarafta ilan edilmesiyle ve muhtaç olanların dikkatlerinin çekilmesiyle olacağını beyan etmiştir. 1
Adı geçen sempozyuma biz de Yeni Asya adına iştirak ettik. Ertesi gün ve bir sonraki gün İstanbul / Yenibosna’daki Pulman Hotel’de düzenlenen masa çalışmalarına dinleyici olarak katıldık, akademisyenlerin bildirilerini dinledik. Her biri Türkçe, Arapça ve İngilizce olarak kendi ihtisas sahası penceresinden Üstad Bediüzzaman’ın ortaya koyduğu hal çarelerini bir slayt şeklinde takdim ettiler, istifade ettik.
Yeni Asya olarak başta Suriye Hükümetinin değerli Vakıflar Bakanı Muhammed Ebu’l-Hayr ve Dünya Müslüman Âlimleri Birliği Başkanı muhterem Ali Muhittin Karadağî olmak üzere çok sayıda akademisyen ile Bediüzzaman ve getirdiği çözümler üzerine röportajlar yaptık, sohbet ettik.
Üzerine siyaset gölgesi düşmeseydi sempozyum daha güzel, içte ve dışta daha etkili olması kuvvetle muhtemeldi. Buna rağmen onu düzenleyen İİKV ve idarecilerine teşekkür ederken, sempozyumun hayırlı sonuçlara vesile olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ederiz.
Dipnotlar:
1- Lem’alar, 26. Lem’a, 16. Rica.