Geçen hafta, “…öcü davaları”nda “AİHM’e yakın” duran Anayasa Mahkemesi ile “Hükümet’e yakın” duran Yargıtay arasındaki gerilimi yazdık.
Bugün de “arada duran” ama AİHM tarafına meyleden duruşlar ve yansımaları hakkında yazalım.
“hukukihaber.net” adlı web sitesinde önceki gün bir makale yayınlandı.
Başlığı: “FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü Yargılamalarında Esaslı/Kastı Kaldıran Hata ile ‘Suçta ve Cezada Kanunilik’ İlkesi.”
Yazarları: Prof. Dr. Ersan Şen, Dr. Erkan Duymaz ve Av. Buğra Şahin.
Linki:
https://www.hukukihaber.net/fetopdy-silahli-teror-orgutu-yargilamalarinda-esaslikasti-kaldiran-hata-ile-sucta-ve-cezada-kanunilik-ilkesi
Çok önemli konulara temas eden ve görebildiğimiz kadarıyla bizim bu köşeden altı yedi senedir yazdıklarımızı bize yakın netlikte ifade eden bir uzman incelemesi yazısı.
Tartışılabilir hükümler barındıran ve bazı yönlerden eksik kalan sonuç kısmı aynen şöyle:
“Hiç kuşku yok ki, teröre etkili şekilde müdahale edilmesi herkesin yararınadır. Keza, darbe teşebbüsünün ve işlenen diğer suçların faillerinin tespit edilip cezalandırılması herkes için hayati önemdedir. Ancak bunun yolu, farazi değerlendirmelerle ve toptancı bir yaklaşımla kişileri mahkum etmek olmamalıdır. ‘Suçta ve cezada kanunilik’ ilkesi, olağanüstü hallerde hatta savaş durumunda dahi ihlal edilemeyecek temel bir güvencedir. Ulusal mahkemelerin karşı karşıya kaldığı iş yükü ve FETÖ/PYD’nin kendine has ve gelenekçi olmayan gizli yapılanması, ‘suçta ve cezada kanunilik’ ilkesinin sağladığı güvencelerin gözardı edilmesini(n) bir mazereti olarak görülmemelidir. ‘Hukuk devleti’ ilkesi, hukuk güvenliği hakkında(n) herkesin eşit şekilde yararlanması ile vücut bulur. Ülkemizin geleneksel olmayan ve geçmişte özel koruma gören çok ciddi bir illegal yapılanmayla karşı karşıya kaldığı gerçektir. Ancak bu durum, hukukun evrensel ilke ve esaslarının gözardı edilmesine dayanak teşkil etmez.”
Sonuçta değil ama metinde; bizim de yıllardır vurguladığımız ve Yargıtay’ın ve Anayasa Mahkemesinin kararlarında artık dolaylı olarak da olsa ifade etmeye başladığı bazı bilgi ve yorumlar da var. Şöyle özetleyebiliriz:
“Cemaat eşittir terör örgütü formülü, toptancılığı sebebiyle aslında hatalı bir formüldür. Suçta ve cezada kanunilik ilkesinin en önemli alt ilkelerinden olan ‘öngörülebilirlik’ ilkesi, ‘cemaate mensup’ olduğunu zannedene ‘sen bilmiyor olsan da o bir terör örgütüydü’ denilerek ceza verilmesini engeller. Bizzat kendisi suç olmayan eylemler, mesela ‘bankamızı destekleyin’ daveti (ya da talimatı) üzerine de olsa legal bir bankaya para yatırmak gibi davranışlar sebebiyle kişiler ‘terör örgütüne üye’ sayılamaz. Kişinin suçlanabilmesi için ya üst düzey ve kıdemli yönetici olması ya da yapının ortak yararı adına somut suç işlemiş olması gerekir.”
Bir ceza hukuku uzmanı olarak Ersan Şen’in de bu davalardaki görüşünü nihayet bu biçimde ve net olarak ifade etmiş olması önemli. (Diğer birçok ceza hukuku hocasının da son yıllarda cılız da olsa ses vermeye başladığını görüyor ve ceza hukuku hocası olmayan bir hoca-hukukçu olarak adalet namına seviniyoruz).
Ama daha önemlisi bu görüşleri ve AYM’nin yaklaşımını “hayır daha fazla kişiye ceza verilmeliydi” diyerek eleştiren bir tek ceza hukuku hocasının halen de olmaması. (Bundan sonra da olması elbette beklenmez.)
Bu durum bu davaların gidişatı hakkında esaslı bir ipucu veriyor: Artık yol açıldı ve bağımsız hukukçular ve akademisyenler konuyu kendi meselesi olarak görmeye ve sahip çıkmaya başladı.
Bu noktadan sonra bizim asıl meselemiz ise şu: Başta bizim köşe yazılarımızda, -sayıca daha az da olsa daha çok okunan biçimde- Genel Yayın Yönetmeni Kazım Güleçyüz’ün köşe yazılarında ve diğer Yeni Asya yazarlarının konuyla ilgili yazılarında yıllardır yukarıdaki yaklaşım ortaya konuluyordu.
Bazı internet okuyucuları, bu yazıları ve yaklaşımı, sekiz on senedir -giderek azalan bir şiddette de olsa- “siz …öcülere yardımcı oluyorsunuz, demek siz de …öcüsünüz” diyerek, kıyasıya eleştirdiler. Üstelik bunu siyaset hatırına ve korkutucu Sabah, Akit ya da Yeni Şafak vb. ağzıyla yaptılar. Böylece bilerek ya da bilmeyerek fitne çıkardılar ya da fitneye alet oldular. Biz onlardan özür beklemiyoruz ama iyi niyetlilerse masumların hukuku onlardan tövbe istiğfar bekliyor.
Heeeey, siz! Hangi kuytulardasınız? Kışınız bitmedi mi? Samimiyseniz samimi ses veriniz.