Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, geçen günlerde, kurup kapattığı partisinin adını da vererek, eski başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu hakkında cumhurbaşkanına hakaretten soruşturma başlatıldığını duyurdu.
Yani Savcılık, Davutoğlu’nun, AKP döneminde eski bakan ve eski Başbakan olduğunu görmezden geldi veya bizce gizledi. Bu, işin bir tarafı.
Ama asıl mesele başka:
Bu soruşturmanın anlamı şu: Bu ve benzeri soruşturmalar Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve ailesinin ve yakın çevresinin kayıt dışı servet sahibi olduğunu ve bu çevrenin yolsuzluk yaparak iktidarda kaldığını iddia eden herkesin cumhurbaşkanına hakaretten sorgulanıp yargılanacağını ve mahkûm edilebileceğini işaret ediyor.
Çevre eşittir merkez, merkez eşittir lider, lider eşittir kutsiyet ve dokunulmazlık…
Ama kim için? Elbette muhalefete ayar vermekle görevlendirilmiş yargı aparatları için. Kamu vicdanı için ise asla değil.
Nitekim bu söylem muhalefetin AKP’ye ve liderine yönelik yirmi beş yıllık söylemi.
Öte yandan AKP’ye oy vermiş ve vermekte olan seçmenin dahi en az yarısı “çalıyor ama çalışıyor” modunda.
Dolayısıyla yargılama süreci satha yayılır ve ilerlerse memleketin yarısı hapse girer. (“Zaten memleket olmuş tımarhane, bir de olsun hapishane” diyebilirsiniz ama demeyiniz. Enseyi karartmayınız.).
Mesela, o günlerde belediye işçilerinin sohbetine kulak misafiri olduk. Hepsi, “yerin kulağı vardır, dikkat edelim” modunda ama “böyle rezillik mi olur kardeşim” diyor.
Elbette bu sebeple yargılanacak olanlar beraat de edebilir ama kolay değil.
Elbette bu işin istinafı-Yargıtay’ı, AYM’si vardır ama onlar da kolay değil.
İlginç olan da şu: Bugünün iktidar ortağı Devlet Bahçeli ve bugünün TBMM Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş da dahil olmak üzere her pasif muktedirin, bir zamanlar aktif muhalif iken Erdoğan hakkında benzer şeyleri ve daha ağır bir üslupla söylediğini herkes biliyor.
Daha da ilginci, millet, iktidar partisi milletvekillerinin dahi, düğün ve cenazelerdeki hususi ortamlarda benzer şeyler söylediğini bizzat görüyor.
Yani muhalifken muvafık olan, sorgudan paçayı azıcık da olsa yırtıyor. Ama muvafık iken muhalif olan paçayı her an kaptırabilir. Ne hukuk ama!
Ve herkes merak ediyor:
Hukuk sistemi nasıl oldu da bu şekilde ve bu ölçüde siyasetin oyuncağı oldu?
Cevap bizce belli:
Sessizler konuşanları da susturdu.
Cesaret bulaşıcıdır derler. Doğrudur. Ama bünye uygunsa korku da bulaşıcı olabilir.
Konuşanların bazılarının hakarete varan üslupsuzluğu da işin tuzu biberi oldu. Ve bugüne geldik.
Bundan sonra ne olur?
Erdoğan iktidardan gidinceye kadar bu utandırıcı dalgalanmalar devam eder.
Eğer bu “yeni hukuk” yaklaşımı içtihatlarla desteklenir ve istikrar kazanırsa Erdoğan indikten sonra kim kime dum duma.