Önceki akşam geç saatte ilân edilen iki günlük sokağa çıkma yasağının sosyal medyadaki yankısını muhtemelen hepiniz biliyorsunuz.
Zira bu yazıyı da zaten basılı gazeteden değil internetten ya da sosyal medya üzerinden okuyorsunuz.
Gerçi yasak sürpriz değildi. Zira “ha oldu ha olacak” durumu vardı.
Ama yine de insanların önemli bir kısmının ansızın yakalandığı bu uygulama, haklı olarak, herkes tarafından eleştiriliyor.
Sokağa çıkma yasağı için “iyi oldu, geç bile kalınmıştı” diyenler bile neden bu şekilde geç saatte ilân edildiğini anlamakta zorlanıyorlar. İki saatlik hazırlık sürecinin anlamlı olmadığı söyleniyor.
“Ya daha uzun süre verilmeliydi, ya da tamamen ansızın olmalıydı ki insanlar ihtiyaç gidermek için sokaklara çıkmasın, yığılmasın” denildi.
“Fırınların açık kalacağının iyi duyurulmaması eksiklik oldu” dendi.
İki Bakanlığın birbirinden habersiz olduğunu yazıp çizenler var.
Hatta salgınla mücadele açısından faydadan çok zararının olduğunu iddia edenler oldu.
Muhtemelen bunların hepsi doğru.
Aynı akşam bir yalan haber sosyal medyada dolaşıma sokuldu.
Güya Meclisten geçmek üzere olan bir kanun sebebiyle WhatsApp gruplarının güvenliği ile ilgili olarak tedbiren bütün grupların kapatılıp yeniden açılmasının gerekliliğini anlatan bir prova/proje ses kaydı virüs gibi yayıldı.
Dolaşıma girdikten bir süre sonra ciddiyetini kaybetti. Ama deneyenler notlarını aldı.
Biz bütün bunların ötesinde başka bir olguyu gözlemliyoruz.
Bu tür olaylar da gösteriyor ki toplumsal muhalefet birikiyor, toparlanıyor ve sosyal medya üzerinden açığa çıkıyor.
Sosyal medya muhalefete katkı yapıyor, ama güvenilir değil. “Meşrû ve samimî bir muvazene-i adalet unsuru” olup olmadığı tartışılır.
Asıl önemli olan şu:
Siyasî muhalefet ne yapıyor?
Organize olmayı başarabiliyor mu?
Bütün bu olan bitenden sonuç çıkarabilecek mi?
Bir alternatif yönetim modeli ve ekibi ortaya çıkarabilecek mi?
Galiba birileri de bu soruların cevabını deniyor.
Ne de olsa eninde sonunda önümüze sandık gelecek ve o sanal değil.