Hakikatin sesi baskıyla kısılamaz, kalemler korkuyla durdurulamaz.
Basın, bir toplumun gözü, kulağı ve vicdanıdır. Milletin sesini duyurmak, yanlışları göstermek, doğruları savunmak ve kamuoyunu aydınlatmak gibi önemli bir vazifeyi yerine getirir. Bu vazife, ancak hür bir ortamda hakkıyla yapılabilir. Çünkü hakikatin konuşulamadığı yerde yanlışlar büyür, adalet zayıflar, toplumun güveni sarsılır.
Basın hürdür ve susturulamaz. Zira hakikat, onu dile getiren kalemlerden daha büyüktür. Bir gazetecinin sesini kısmakla bir gerçeği ortadan kaldırmak mümkün değildir. Bir gazetenin manşetini, haberini engellemekle toplumun vicdanındaki soruları yok edemezsiniz. Baskı, geçici bir sessizlik meydana getirebilir; fakat hakikatin arayışını sona erdiremez.
Elbette basın özgürlüğü, sorumsuzluk anlamına gelmez. Gazetecilik; doğruluk, tarafsızlık, hakkaniyet ve meslek ahlâkı üzerine kurulmalıdır. İftira, yalan ve kişilik haklarına saldırı özgürlük olarak görülemez. Ancak eleştiri ile hakaret, haber ile iftira birbirinden ayrılmalıdır. Yanlış bir haberin cevabı baskı değil, doğru bilgi ve hukuk olmalıdır.
Demokratik toplumlarda basının görevi, yalnızca güçlülerin söylediklerini aktarmak değildir. Asıl vazife, gerektiğinde güçlüleri de sorgulayabilmek; kamu adına sorular sormak ve milletin bilme hakkını savunmaktır. Eleştiriden korkanlar, hakikatin ortaya çıkmasından değil, kendi yanlışlarının görülmesinden endişe etmelidir.
Unutulmamalıdır ki basın özgürlüğü, yalnız gazetecilerin değil, bütün toplumun meselesidir. Çünkü hür basın varsa vatandaş bilgiye ulaşır, yanlışları sorgular ve geleceği hakkında daha sağlıklı kararlar verir. Basının susturulduğu yerde ise bilgi eksilir, şüphe çoğalır ve hakikat karanlıkta bırakılır.
Bediüzzaman Said Nursî’nin fikir dünyasında da hak, adalet ve hürriyetin önemli bir yeri vardır. Fikirlerin baskıyla değil, delil ve ikna yoluyla karşılanması, sağlıklı bir toplum hayatının temel şartlarındandır. Farklı düşüncelerin konuşulabildiği bir ortam, toplumu zayıflatmaz; bilakis güçlendirir.
Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, susan kalemler değil, sorumluluk bilinciyle yazan gazeteciler; eleştiriden korkan yöneticiler değil, hakikati dinleyebilen idarecilerdir.
Çünkü kalem kırılabilir, gazete kapatılabilir, sesler geçici olarak kesilebilir. Fakat hakikate duyulan ihtiyaç ortadan kaldırılamaz.
Basın hürdür, susturulamaz! Hakikat konuşmalı, adalet yaşamalı, hürriyet korunmalıdır.