"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Korkuyu yüreklerinden atmışlardı

Misbah ERATİLLA
25 Ekim 2026, Pazar
Risale-i Nur eserleri1946 yılına kadar elle çoğaltılırdı.

Hizmetler bu şekilde aralıksız yürütülürken, Nafiz Çelebi’nin oğlu Selahattin Çelebi İstanbul’da dükkânına mal almaya giderken bir iş yerinde teksir makinası görür. Makinanın bir dakikada yüz sahife bastığını öğrenince hemen makinayı satın alarak İnebolu’ya getirir. İlk defa, Yedinci Şua olan Ayetü’l-Kübra Risalesini teksir makinesiyle basarak çoğaltır. Ardından Selahattin Çelebi ilk baskıyı Bediüzzaman’a götürür. Bu duruma çok sevinen Bediüzzaman eserin sonuna, “Ya Rabbi! Bir kalemle beş yüz nüsha yazan Nazif Çelebi ve mübarek yardımcılarını Cennetü’l-Firdevs’te mes’ûd kıl” diye yazar.

Daha sonra Tahiri Mutlu Isparta’nın Sav köyüne teksir makinesi getirir. Sonraki yıllarda Abdulkadir Badıllı Urfa’ya teksir makinesi kazandırır.

Selahattin Çelebi teksir makinesini İnebolu’ya getirdiği zaman Nur talebeleri teksir işini büyük bir tedbir ve gizlilik içinde yaparlar. 

Bu gizlilik devam ederken bir gün risalelerin ismini duyan Nafiz Çelebi’nin bir dostu yanına gelir, bir risale alıp okumak ister. O sırada teksir kâğıtları evin her tarafına yayılmış olduğundan kendisine: “Kardeşim seni şimdi içeri alamam, ev müsait değil” der. Dostu risaleleri daha da merak eder: “Ben de okumak istiyorum” diye ısrar edince Nafiz Çelebi adama önce abdest aldırır sonra gördüklerini kimseye söylemeyeceğine dair Kur ’ana el bastırıp, yemin ettirir. Ardından onu içeri alır. İçeriye giren adam teksir edilmiş risalelerin odanın her yerini kapladığını görünce hayret içinde kalır.

Yine bir gün elektrik sayacını okumaya gelen belediye memuru Nafiz Çelebi’nin evinin zilini çalar. Evin içi nde teksir edilmiş kâğıtlar ve cilde hazırlanmış risaleler vardı. Memur: “Ben sayacı okumadan gitmem” deyince Nafiz Çelebi, “Bir şartla seni içeri alırım” der. Memur: “Şartın nedir” diye sorunca Nazif Çelebi, “Abdest alıp Kur ’ana el basacaksın, gördüğünü kimseye söylemeyeceksin” der. Böylece memuru içeri alır ve sayacı okutur.

Nafiz, oğlu Selahattin Çelebi ve diğer Nur talebeleri gece gündüz demeden teksir baskısından sonra kitap kitap ayırarak iple bağlarlar. Ciltlenmek üzere elma, ceviz ve meyve sandıklarının altına yerleştirerek İstanbul’a gönderirler. İstanbul’da cilt işlemi yapıldıktan sonra Anadolu’nun her köşesine risaleler gönderilirdi.

Yine bir gün teksir edilen risaleler cilde gönderilmek üzere gemiye yüklenir. Biri Nafiz Çelebi’yi saat, ayna, kapı kolu gibi kaçak mal götürüyor diye şikâyet eder. Kaymakam, emniyet müdürü ve gümrük müdürü gözetiminde sandıklar açılır. İçinde şikâyet edilen türde bir şey bulunmaz, cilde gidecek eserler çıkar. Gümrük müdürü kitapların üzerinde Mesnevî-i Nuriye yazılı kitabı görünce, Mevlana’nın Mesnevî’si sanarak kaymakam ve emniyet amirine “Yahu benim babam Mesnevî’yi okurdu. Bunlarda suç yok” deyince sandıklar tekrar kapatılıp gitmesine izin verilir.

Karanlık ve zor günlerde risaleleri bulundurmak, matbaada basmak, postayla göndermek suç ve yasaktı. Bediüzzaman ve Nur talebelerinin etrafları kuşatmıştı. Hapishaneler, karakollar Nur talebelerinin uğrak yeri olmuştu. Tüm sıkıntı ve zorluklara rağmen hiçbir Nur talebesi geri adım atmadan üstatları gibi korkuyu yüreklerinde atarak hizmet etmişlerdi.

Kaynak: 

1- https://sakev.org/risale-i-nurlarin-teksirle-cogaltilmasi-tr-537.html

Okunma Sayısı: 210
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı