Geçtiğimiz günlerde Güney Avrupa genelinde artan yaşama maliyetleri, barınma krizi nedeniyle 7 ülkede geniş çaplı protestolar yapıldı.
Fransa’daki olaylar çok daha etkili oldu. Öyle ki, Paris’te dünyaca ünlü lüks mağazalar yağmalandı. 2018’de sosyal adaletsizliğe karşı doğan ‘Sarı Yelekliler’ hareketinin çağrısıyla toplanan kalabalıklar, taşkınlıkları sebebiyle Fransa’da dört şehirde sokağa çıkma yasağı uygulanmaya başlandı.
Dünya genelindeki gelir dağılımının bozukluğu bu tarz problemlerin ortaya çıkamsına neden olmaktadır. Said Nursî Hazretleri bu konu ile ilgili olarak gelir dağılımının bozukluğunu yılanın yuvasına benzetiyor. İşte bu gelir dağılımın bozukluğu hased bağırtıları sonucunu vermiştir.
Said Nursî, toplumlardaki kargaşaları önlemenin iki ilacı olduğundan bahsetmektedir. Bir; zekat emrinin yerine getirilmesi. İki; faiz yasağının uygulanması. İşârâtü’l-İ’caz’da ise şunları söylemektedir: “Evet, eğer tarihi bir nazarla sahife-i âleme bakacak olursan ve o sahifeyi lekelendiren beşerin mesavisine, hatalarına dikkat edersen heyet-i içtimaiyede görünen ihtilaller, fesatlar ve bütün ahlâk-ı rezilenin iki kelimeden doğduğunu görürsün. Birisi: Ben tok olayım da, başkası açlığından ölürse ölsün. bana ne. İkincisi: ‘Sen zahmetler içinde boğul ki, ben lezzetler içinde rahat edeyim.”
Evet, toplumlarda asayişi muhafaza için iki ilahi emire insanlık uymak zorundadır. Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, zenginlerin ve lüks içinde yaşayanların rahatı kaçacak gibi. Doğru yol olan Kur’ân’ın bu iki esasına uymaya mecbur kalacaklar gibi görünüyor. Çünkü bu hased bağırtılarını susturulması mümkün değildir. Avrupa medeniyetinin gayr-ı zarurî olan ihtiyaçları zaruri hükmüne getirmesiyle, maaşlar geçinmeye yetmeyince haram-helal düşüncesi olmayanların başkalarının mallarını yağmalamaya sürüklemiştir. Batı medeniyetine bir tokattır.