İzmir şehri, modernitenin ve dünyevî Batı medeniyetinin hayat anlayışının yoğun şekilde hissedildiği bir şehir.
Aynı zamanda, dinî kavramların Batı ile Doğu arasındaki manevî mücadelede henüz kendine tam anlamıyla yer bulamadığı, modern fakat geçmişten yeterince ders çıkaramamış bir toplum görünümü ne sahip bir şehir özelliği de taşıyor. Tabiî, böyle bir ortamda mesleğimizin manevî ihtiyaçlarını karşılamada da zorlanabiliriz. Orada öyle büyük mücadeleler verilmiş, maddî ve manevî bakımdan öyle büyük hizmetler yapılmış olmalıydı ki, bunlar ülkemizin olumlu yönde gelişmesine, İzmir’in ayağa kalkmasına ve Yeni Asya’nın pilot şehri hâline gelmesine vesile olmuştur.
Ve öyle de oldu. "İzmir kahramanları" başlığı altında toplanabilecek fedakârlıkların şahsî veya ferdî olarak öne çıkarılması oldukça zordur. Zira onlar, şahsiyetlerini bu manevî havuzda eriterek hizmet etmeye başlamışlardır. Bu sebeple meseleyi yalnızca şahsî gayret veya girişimcilik çerçevesinde değerlendirmek yeterli olmaz.
Binaenaleyh, hayat tarzı itibarıyla örnek teşkil eden bir zatın bulunması elbette önemliydi ve bu durum hizmet erlerinin yetişmesine de zemin hazırladı.
Hasan Şen Ağabey, İzmir’i hizmette öne çıkan illerden biri hâline getirmede önemli rol oynamış, kendisini vakfettiği bu hizmette sonraki nesillerin onu örnek almasına vesile olmuştur. Bunu, Risale-i Nur hizmetine bağlılığı ve hayatını o perspektifle şekillendirmesiyle açıklayabiliriz.
Hasan Şen Ağabey, hizmet noktasındaki tavizsiz çizgisiyle Yeni Asya Yönetim Kurulu üyeliğinde bulundu. Bu vazifesi sırasında İzmir’de büyük hizmetlere de imza atmış bir ağabeydi. Bıraktığı izlerle daima hatırlanacaktır. O, bu hizmetin Zübeyir Gündüzalp ve Mehmet Kutlular ağabeyler gibi fedakârları arasındaydı.
Belki de böyle zatların varlığı, manevî bakımdan yaşanabilecek buhranların önünü kesmiş; bu hizmetin ne derece kabul gördüğünü de göstermiştir. Böylece büyük bir hizmet ağacının yeşermesine vesile olmuşlar; bu yönleriyle de daima hayırla yâd edileceklerdir, biiznillah...