"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Serçe, güvercin ve hüd hüd kuşunun lâtif cilveleri

Cenk ÇALIK
01 Ekim 2020, Perşembe
Risale-i Nur’da serçe, güvercin ve hüdhüd kuşları genellikle müjde, tebrik ve keramet şeklinde tezahür eden vazifelerle yâd ediliyor.

Bir Berat Gecesi’nde güvercinle ilgili bereketli ve kerametli hatırasını bizzat Üstad Hazretleri’nden dinleyelim: “Bu sene, Berat Gecesi, Nurcular hakkında çok bereketli ve kerametli olduğuna bir emaresini hayretle gördük. Şöyle ki: Ben, Berat Gecesi’nden az evvel Asâ-yı Mûsâ tashihiyle meşgulken, bir güvercin pencereye geldi, bana baktı. Ben dedim: “Müjde mi getirdin?” İçeriye girdi, güya eskiden dost idik gibi, hiç ürkmedi. Asâ-yı Mûsâ üstüne çıktı, üç saat oturdu. Ekmek, pirinç verdim, yemedi. Tâ akşama kaldı, sonra gitti, tekrar geldi. Berât Gecesi’nde, tâ sabaha kadar yanımda kaldı. Ben yatarken başıma geldi, Allahaısmarladık nevinden başımı okşadı, sonra çıktı gitti. İkinci gün, ben teessüf ederken, yine geldi, bir gece daha kaldı. Demek bu mübarek kuş, hem Asâ-yı Mûsâ’yı, hem Berâtımızı tebrik etmek istedi.”  (Emirdağ Lâhikası, s. 202)

Güvercinin ürkmemesi, Üstadın güvercinle diyaloğu, Asâ-yı Mûsâ’yı ve Berâtı tebrik etmesi gerçekten hayret verici hadiseler. Bu durum aynı zamanda Risale-i Nur hizmetinin makbuliyetine işaret eden Nurlu bir vakıadır.

Serçe ve Kuddüs kuşları da, Risale-i Nur hizmetinin makbuliyetine kerametvari bir suretleri şu şekilde ifade edilmektedir: “Ve en lâtif bir emâre şudur ki: Dün, birdenbire bir serçe kuşu pencereye geldi, pencereye vurdu. Biz, uçurmak için işaret ettik, gitmedi.

Mecbur olduk, dedim: “Pencereyi aç; o ne diyecek?”

Girdi, durdu, tâ bu sabaha kadar... Sonra o odayı ona bıraktık, yatak odama geldim. Bu sabah çıktım, kapıyı açtım, yarım dakikada döndüm, baktım, “Kuddüs, Kuddüs” zikrini yapan bir kuş odamda gördüm. Gülerek dedim: “Bu misafir niçin geldi?” Tam bir saat bana baktı, uçmadı, ürkmedi. Ben de okuyordum; bir saat bana baktı; ekmek bıraktım, yemedi. Yine kapıyı açtım, çıktım, yarım dakikada geldim, o misafir de kayboldu.

Sonra bana hizmet eden çocuk geldi, dedi ki: “Ben bu gece gördüm ki, merhum Hafız Ali’nin (rh) kardeşi yanımıza gelmiş.” 

Ben de dedim: “Hafız Ali ve Hüsrev gibi bir kardeşimiz buraya gelecek.”

Aynı günde, iki saat sonra çocuk geldi, dedi: Hafız Mustafa geldi; hem Risale-i Nur’un serbestiyetinin müjdesini, hem mahkemedeki kitaplarımı da kısmen getirdi; hem serçe kuşunun ve benim rüyamın, hem kuddüs kuşunun tâbirini ispat etti-ki, tesadüf olmadığını gösterdi.” (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 241-242)

Bunlar elbette tesadüf olamaz. Serçe ve Kuddüs kuşlarının her hareketleri Risale-i Nur hizmetinde vazifelerini bedihi olarak göstermektedir.

Hüdhüd kuşu da özellikle Neml Sûresi’nin yirmibeşinci âyetiyle bağlantı kurularak tefsir edilmektedir. Hayvan ve kuş âleminin arifi olduğu, Hazret-i Süleyman Aleyhisselâma su bulmada yardım etmesi ve çıkarması, vazifedar ve mübarek olması, kendi sanatının ölçüsüyle Rabbimize ibadet edilmesi gerektiğini ders vermesi gibi birçok vazifesi 28. Lem’a şu şekilde haber veriliyor:

“Geçmiş nükteden bahsederken hüdhüd-ü Süleyman’dan bahis açıldı. Israrcı ve sualci bir kardeşimiz: [HÂŞİYE: Sual etmekte çalışkan, yazmakta tembellik eden Re’fet’tir.] 'Hüdhüdün, Cenâb-ı Hakk'ı tavsifte 'Göklerde ve yerdeki bütün gizlilikleri meydana çıkaran.' (Neml Sûresi: 25.) diyerek mühim makamda, mühim evsâf-ı İlâhiye içinde, nisbeten hafif bu vasfın zikrine sebep nedir?”

Elcevap: Beliğ bir kelâmın bir meziyeti şudur ki, söyleyenin ziyade meşgul olduğu san’atını, meşgalesini ihsâs etsin. Hüdhüd-ü Süleymanî ise, suyu az olan sahrâ-yı Ceziretü’l-Arabda gizli su yerlerini ferâsetle, kerâmetvâri keşfeden bedevî arîfleri gibi, hayvan ve tuyûrun arîfi olarak ve Hazret-i Süleyman Aleyhisselâma küngânlık eden ve su buldurup çıkarttıran mübârek ve vazifedar bir kuş olmakla, kendi san’atının mikyasçığıyla Cenâb-ı Hakk’ın semâvât ve arzdaki mahfiyâtı çıkarmakla mâbûdiyetini ve mescûdiyetini ispat ettiğini, kendi san’atçığıyla bilip ifade ediyor.

Evet, hüdhüd pek güzel görmüş. Çünkü, toprak altındaki had ve hesaba gelmeyen tohumların, çekirdeklerin, mâdenlerin muktezâ-yı fıtrîsi, aşağıdan yukarıya çıkmak değildir. Çünkü ecsâm-ı sakîle ihtiyarsız, ruhsuz olduğu için, kendi yukarıya çıkamaz; yukarıdan kendi kendine aşağıya düşebilir.

Aşağıdan, hususan toprak sıkleti altında gizlenen bir cisim, câmid omuzundaki ağır yükü silkip çıkmak, kat’iyyen kendi kendine olamaz. Demek bir kudret-i hârika ile çıkarılıyor.

İşte, hüdhüd, berâhîn-i mâbûdiyet ve mescûdiyetin en gizlisini ve en mühimmini kendi arîfliğiyle bilmiş, bulmuş; Kur’ân-ı Hakîm onun hakkındaki ifadesine bir i’câz vermiştir.” 

(Lem’alar, s. 426-427)

Okunma Sayısı: 934
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ata

    1.10.2020 15:19:36

    Kuddüs kuşu hangi kuş?

  • Said Yüksekdağ

    1.10.2020 15:12:44

    Bu mübarek hayvanların ürkmemesi dediğin gibi "Üstadın güvercinle diyaloğu, Asâ-yı Mûsâ’yı ve Berâtı tebrik etmesi gerçekten hayret verici hadiseler. Bu durum aynı zamanda Risale-i Nur hizmetinin makbuliyetine işaret eden Nurlu bir vakıadır." Bu nurlu vakıaları akıcı ve güzel bir üslupla bizlere aktardığın için Allah razı olsun Cenk Ağabeyim..

  • Cenk çalık

    1.10.2020 04:02:33

    Konunun detayını Yeni Asya ve Euronurda yayınlanan "Serçe, güvercin ve hüd hüd kuşunun lâtif cilveleri" adlı video dersimizi izleyebilirsiniz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı