"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Zekâtlarımız şûristana gitmesin

14 Mayıs 2020, Perşembe
Kalplerin yumuşadığı, ruhumuzun ve diğer ma-nevî lâtifelerimizin dünyadan çok ahirete müteveccih olduğu Recep ve Şaban ayları ve içinde bulundurdukları, Regaip, Mi’rac ve Berat geceleri gibi mübarek zamanları bizlere ihsan eden Cenab-ı Allah, içinde bir ömür kadar, gecesiyle ve Kur’ân’ın bir harfine otuz bin hasenatın verildiği Ramazan ayına kavuşturdu.

Zekât, fitre, sadâka ve sair yardımların, yumuşayan kalplerle birlikte malımızı çoğaltacak bereketli günler bizleri bekliyor.

İşte bundan sonra, “acaba bu yardımlarımızı nerelere ve kimlere verelim?” sorusu her daim sorulmakta. 

Bu soruların cevaplarını en doğru şekilde asrın imamı Bediüzzaman’dan dinleyelim:

SUAL: Biz kuvvetimizi nasıl toplayıp namus-i İslâmiye-i milliyeyi muhafaza edeceğiz? (HAŞİYE; Kırk beş sene evvel bedevi aşaire olan bu dersler, şimdi nurun şakirtlerine de bir ders olabilir diye kalbime ihtar edildi)

CEVAP: Fikr-i milliyet ile milletin cefvinde (göğsünde) havz-ı Kevser gibi bir havz-ı marifet ve muhabbet (eğitim ve sevgi havuzu) yapınız, altındaki suyunu çeken delikleri maarif (ilim) ile kapatınız, içine su akıtan yukarıdaki mecraları fazilet-i İslâmiye ile açınız. Büyük bir çeşme var; şimdiye kadar suiistimal (kötü kullanılıp) ile şûristana (verimsiz toprak, çorak yer, çöl) dağılıp bazı seele ve acezeye (dilenciye) neşvünema verdi. Bu çeşmeye güzel bir mecra yapınız, mesai-yi şer’iye ile (şeriatın emirleri) şu havuza dökünüz, sonra da bostan-ı kemalatınıza (mükemmellik bahçesine) su veriniz. Bu, hiç bitmez ve tükenmez bir membadır.

SUAL: Nedir o çeşme?

CEVAP: Zekât. Sizler Hanefi ve Şafiisiniz. Eğer ezkiya (zekiler) zekâvetlerinin zekâtını ve ağniya (zenginler) velev zekâtın zekâtını milletin menfaatine sarf etseler, milletimiz de başka milletlere yolda karışabilir. 1

Cenab-ı Allah âyet-i kerimede şöyle buyuruyor; “Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda bağışta bulunurlar” 2

“Sadâkanın kabul şartları; “ 1. Sadâkaya muhtaç olmamak derecede vermektir. 2. Ali’den alıp, Veli’ye vermek değil, size rızık olandan vermektir. 3. Minnet etmemektir, Ben size rızkı veriyorum. Benim malımdan Benim abdime vermekte minnetiniz yoktur. 4. Öyle adama veresin ki, nafakasına sarf etsin. Yoksa sefahatine sarf edenlere sadâka makbul olmaz. 5. Allah namına vermektir. Mal Benimdir Benim namımla vermelisiniz.” 3

Bu gün dünyanın çektiği ve çözüm bulamadığı fakirlik sıkıntısının yegâne çaresi zekât müessesesinin çalışmasıdır.

Bizler de bu Müslüman ülkede yaşayanlar olarak zekâtlarımızı şûristana, yani çorak, verimsiz araziler yerine, marziyat-ı İlâhiye’nin istekleri doğrultusunda verimli yerlere verelim.

Nereleridir bunlar? Bu asrın Kur’ân tefsiri olan Risale-i Nur ile iştigal eden kurum ve vakıflardır. Bunlardan biri de gazete, dergi ve kitaplarıyla yanılmayan, yanıltmayan, istikamet sahibi YENİ ASYA gazete ve vakıflarıdır.

Allah zekât ve sadâkalarımızı makbul olanlardan eylesin. Âmin. 

Dipnotlar:

1- Münâzarât, 272.

2- Bakara Sûresi, 3.

3- Sözler, 597. 

Okunma Sayısı: 1020
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı